“Sır küpü” patladı!

A+A-
Altemur KILIÇ

Türkçemizde ne güzel deyimler vardır; “Şüyuu vukuundan beter”,  “Çamur at, izi kalır”, “Özrü kabahatinden büyük” gibi..  “Zırva tevil götürmez gibi”...
Eşcinsel de olduğu anlaşılan, “cesur”  (!) ABD eri Bradley Manning’in pimini çektiği WikiLeaks belgeleri, nükleer bomba gibi, dünyanın her alanını alt üst ederek patladıktan, yapılan yorumları okuduktan ve izledikten sonra aklıma bu deyimler geldi. 
İleride açıklanacak binlerce belgeden bin de biri olan belgelerin açıklanmasından sonra kendilerine “dokunur” diye, işkillenenler var! Bazıları belgeleri, uydurma -dedikodu- önemsiz sayıyorlar. WikiLeaks’e ve belgelerine ne kadar güvenilir diye soruyorlar... Bu açıklamaların seçim sürecinde, Erdoğan’ın elini kuvvetlendireceğini bile iddia edenler var. Tabii bazı iş adamlarının Erdoğan’ın sponsoru olduğu gerçeğini ve İsviçre bankalarında gizli hesapları olduğu “iddiasını”, “dedikodu”  diye görmezden gelerek. Eğer Türk milleti, aptal ve duyarsız değilse ve artık bu gibi, “vukuu şüyuundan beter” şeyleri de “makbul” olduğuna inanıyorsa o başka. Ancak bu iddialar, belgelerde mevcut. AKP ve Erdoğan hakkındaki “değerlendirmeler”, “çamur” olsa da, muhakkak izleri kalacak ve seçim sandıklarında hatırlanacaktır. Türkiye’nin iç ve dış politikası hakkındaki değerlendirmeler, bundan sonraki dış ilişkilerimizde, özellikle  ABD ve AB ile ilişkilerde de derin izler bırakacaktır.. Sarsılan güven, kişisel ilişkilerde ve uluslararası ilişkilerde, kolaylıkla yeniden tesis edilebilir mi? Avrupalıların, Türkiye’yi kulüplerine asla üye yapmayacakları hakkındaki duyumlar ve tespitle üzerine; mesela Sarkozy’nin, Merkel’e söylediklerinden sonra AB, “nurlu” sürecinde devam etmek, milli çıkarlarımız açısından ne kadar akıl kârı? ABD’nin, PKK’ya destek verdiği, kendi belgeleriyle kanıtlanırsa, ne derecede dostumuz ve ne kadar “sadık”  müttefikimiz olduğu, anlaşılmaz mı? WikiLeaks “atom bombası”ndan sonra, artık her şey, eskisi  gibi olmayacak; “hiçbirşey olmamış” gibi davranılsa ve dostluk  “oyunları” devam ettirilse bile!


Washington tiyatrosu
ABD’nin, “beceriksiz, dengesiz” diye değerlendirdiği, “sıfırcı hoca” Ahmet Davutoğlu’nun tam bomba atıldığı sırada Washington’u ziyaret etmesi, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la yüz yüze gelmesi, acı olmasaydı gülünç bir “fars oyunuydu!” Diplomaside ve savaşta “her şey mübahtır” derler, ama gene de Hillary Clinton “meslektaşının” yüzüne, gülücüklerle nasıl baktı? Meğer iyi bir aktrismiş! Davutoğlu, Clinton karşısında, nasıl  renk vermedi?
ABD Dışişleri Bakanı belgeleri, içeriğini yalanlayamadı, hatta özür diledi ama  “Önemi yok.. Bunlar Türkiye ile dostluğumuzu, ittifakımızı, yakın ilişkilerimizi etkileyemez”  buyurdu... Madam cenapları, külahıma anlatsın.. Davutoğlu’nun yüzüne utanmadan baksa, Hoca da aldırış etmese de, bundan sonra, her şeyin eskisi gibi olması mümkün değil. “Karşılıklı güven” bir defa bozulursa, yenilenmesi zor olur.
TV’de bu konudaki tartışmaları izlerken hayret ettim; Dışişleri  Bakanlığı da yapmış bir zat, belgeleri küçümsedi “dedikodular” dedi.... Ben bir süre Dışişlerinde görev yaptım... “Kriptoların” ne olduğunu bilirim... Bizim Büyük Elçilerimiz de, bulundukları merkezlerden, oradaki gelişmeleri izlerler, önemli kişiler hakkında, değerlendirmeler yaparlar ve Ankara’ya kriptolarlar. Bu, “dedikodu” yapmak değildir; elçilerin asli görevidir. Edelman dedikodu yapmamış, duyumlarını, değerlendirmelerini rapor etmiş ve en azından, şayiaların doğru olduğunu “ima” etmiştir!   
Bu belgeler, Büyük Elçilerin olağan raporları olabilir ama sonuçta bir zihniyetin, Türkiye ve bazı kimseler hakkındaki art ve ön hükümlerinin yansımasıdır... Yabana atılamaz! Şimdi Başbakanın bu durum ve karşısında, nasıl kriz yöneteceğini merak ediyorum! Eğer, bu iddialar ve özellikle, kendisi hakkındaki iddialar, kanıtlarıyla yalanlamazsa, bunu da yazın “mülahazat  hanesine!” 
Tekrar edeyim; genel olarak bundan sonra, Türkiye’de ve dünyada her şey artık, eskisi gibi olmayacak, sızıntılar her alanda her konuda devam edecek... Sır küpleri patladı bir kere!
Forbes dergisi WikiLeaks yöneticisi Julian Assange’ın yeni hedefinin çok büyük bir ABD bankasının iç yazışmalarını, 2011’in ilk aylarında sızdırmak olduğunu yazdı. Böyle olunca “küresel ısınma” başka alanlara da yayılacak. İşte “Büyük Kıyamet”. Allahın “parmağı”  yok, sopası var!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları