Sıra İstiklâl Marşı’na mı geliyor?

A+A-
Afet ILGAZ

Sanki sözleşmiş gibi her gün sevgililerimizden birini yok etmeye çalışıyorlar. Nasıl başladığını hatırlamıyorum, iki üç yıldır bu   “kadastrof” , yok etme işlemi sürüyor en sondan ikincisi millî güvenlik dersleriydi, sonuncusu da  “Andımız”  oldu.
“Andımız” okul duvarlarına asılmamalıymış. Günün birinde böyle cevap gibi bir yazı yazacağım aklıma gelmezdi ama dayanılmıyor.
Atatürk’ün malı mülkü mü vardı ki vasiyet etsin; işte o savaşlarda kazandığımız, binlerce şehit, yaralı, yıkım, yaşadığımız İstiklâl Savaşını da kazandığımız ve bizi biz yapan, oturduğumuz toprakları hayatlarımıza bağlayan altın iplerden biridir o andımız. Nitekim on yıldır o hitabeyi örnek göstererek Atatürk’ün nasıl olup da bugünleri gördüğüne şaşar kalırız.
Yakında İstiklâl Marşı’mıza da saldırmalarından korkarım.  “Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet bu celâl” var ya’85 Ah, bunlar, bunların babaları da bilmiyor herhalde İstiklâl Marşı’mıza yansıyan o zor günleri. Dünyanın hayran olduğu bir zafer kazandık ve şimdi o, çöpe atılmaya çalışılıyor. Andımızın sonundaki “damarlarındaki asil kan” ırk vurgusuymuş... Siz İbn-i Haldun’u da mı okumadınız? Onun Mukaddime’de anlattığı asabiyet teorisini bilmiyor musunuz?  “Cahiliye asabiyeti” değil, kavimlere devlet kurduran o beraberlik enerjisi.  “Saldırıya yönelik mücadele enerjisi” ni sağlayan toplumsal bilinç.  “Coğrafi, siyasal veya dini nedenlerin doğurduğu birlik ve dayanışma ruhu...”
“En küçük topluluklardan en büyük devletlere kadar kuruluş, gelişme, yıkılışlarda rolü olan bir kitle enerjisi. Dinler ve şeriatlar da böyle kurulur. Kaba kuvvet döneminden hukuk devletine geçişin her aşamasında rol oynayan temel faktördür asabiyet dinamizmi.”
Yahut da siz bunları biliyorsunuz da, “nasıl yıkılır”  aşamasında rol oynamaktasınız.

***


Bir okuyucum, A. Haydar Yedek mail göndermiş. Milli’si kalmamış eğitim bakanlığının bilgisizliğine ışık tutan bilgiler. Hani hiçbir ülkede bu dersler yokmuş ya, onu eleştiriyor:
“ ABD’de her lisede binbaşı veya yarbay rütbesinde bir subay, rütbesiyle daimi bulunur... Görevlerinden en önemlisi de liselerdeki Amerikan tarihi derslerinin öğretmenliğini yapmaktır. Bu dersler bizimkilerin kapsadığından daha geniştir. Bunlar ayrıca tüm öğrencileri takip eder, ulusal güvenliğe ilişkin olarak ilerde sorun çıkarabilecek, silahlı kuvvetler ve ülke aleyhine faaliyet gösteren ve gösterme kabiliyetinde bulunan öğrencileri ilgililere bildirerek, haklarında işlem yaparlar.”
   Bizde bu işlere  “fişleme”  deniyor değil mi? Bu yüzden de subaylarımız ve gazetecilerimiz hatta bütün bunları yapmadan hapse tıkılmış bulunuyor.
“Her öğrenci liseyi bitirince iki ders hariç, diğer dersleri zayıf da olsa üniversiteye devam eder. O iki ders, Amerikan tarihi ve vatandaşlık dersidir. Bunun anlamı şudur. Amerikan yönetimi bunları bilmeyen vatandaşlarını üniversiteye göndermemekte ve onların devletin belli kademelerine gelmesini önlemektedir.”
Aynı gece, bir konuşmacı da   “Türk, öğün, çalış, güven”   öğüdünün hiçbir işe yaramadığından bahsetti. Bu sloganla hangi başarılı Türk yetişmişmiş! İnsanın gözüne dizine durur. Dünya çapında piyanistlerimizi, kemanistlerimizi, bilim adamlarımızı, doktorlarımızı da silip attınız. Karaciğer nakliyle dünya çapında tıp ödülü alan Haberal Hoca içeride. En son, yüz nakli yapan profesörümüzü de göz göre göre harcıyorsunuz. Başbakan  “Dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz” dedi. Hani sizin ideolojiniz yoktu?

Yazarın Diğer Yazıları