Sirenler kimin için çalıyor?

A+A-
Altemur KILIÇ

Dün sabah erken uyandım ve saat 09.05’te, 72 yıldır yaptığım gibi sirenlerin çalmasını bekledim... Bu yıl,  “siren sesleri”  bana, biraz uzaktan ve hafif geldi. İnşallah kulaklarım biraz ağır işittiğindendir... Ama gelecek yıllarda bu sirenlerin çalması, saygı duruşu, kaldırılırsa hiç şaşmam!
Bazı gazetelerdeki mutat Atatürk’ü anan manşetle adeta yasak savarcasına idi. Mâlum gazetelerde ise tabii esamisi okunmuyordu. Yeni  “Radikal” in baş sayfasında, her nedense Atatürk hiç yoktu. Acaba, bu da,  “hamle” gereği mi diye düşündüm... Öyle ya, hem, “eşkıya ile konuşalım, teslim olalım”  diye kampanya aç, hem de, bunu aklından bile geçirmeyen Mustafa Kemal! Hiç olmazsa, sureta an!
  Şu sırada Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Abdullah Gül’ün İngiltere Kraliçesinden en yüksek ödülü alması bu gazeteler için herhalde daha önemli... Bu olayın yorumunu, arkadaşım Aslan Bulut’a havale ediyorum. Ancak hatırladım; Mustafa Kemal hayatta iken, İngiltere Kralı, O’na, Krallığının en yüksek  “Diz bağı nişanını”  vermek istemiş, fakat Mustafa Kemal bu  “onuru” , nezaketle fakat kesinlikle ret etmiş,  “Bu nişan, sonra bize ayak bağı olur”  demişti... Şimdi “ayak bağımız” ; AB ve Avrupa Parlamentosu İlerleme Raporları’nı karne bekleyen çocuklar gibi bekliyor, AKP iktidarı ve yanaşmaları. Bakın, bunlardan biri, Cumhuriyeti yıkıp, yerine ne düğü belirsiz 2. Cumhuriyeti kurmak için çalışan Mehmet Altan  “ulu öder”  diye, adeta alay ettikleri Atatürk’ün ölüm yıldönümünde, ne yazmış:  “Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden bu yana 72 yıl gibi epeyce uzun bir süre geçtiği halde, Türkiye, tek parti döneminin egemen ideolojisi olan ve en çok ordu yönetimi tarafından benimsenen ” Kemalizm “ ile çoğulculuğu temel alan ” demokrasi “ arasındaki farkları kalın çizgilerle birbirinden ayırmış görünmüyor.” 


Hiç kınarlar mı!..
Kısacası demek ister ki: Atatürkçülük, “Kemalizm” , demokrasiye engel. “Kemalizm” in, vesayetinden kurtulalım, AB ve ABD’nin vesayeti altına girelim! Bu zata göre  “darbeler” , Ergenekonculuk hep  “Kemalizm”  üst başlığı altında icra ediliyormuş ve  “ev ödevlerimizi” veren AB’nin son İlerleme Raporu’nun, “demokrasi ve hukukun üstünlüğü” bölümünde, genel olarak, suç yapılanması olduğu iddia edilen Ergenekon’a yönelik soruşturma ve muhtelif diğer darbe planlarına yönelik tahkikatlar, Türkiye’de demokratik kurumların uygun işleyişine ve hukukun üstünlüğüne güveni artırmak için fırsatmış. Bu “raporda”, “Ergenekon kapsamında” Atatürk’ü hiç benimsemeyenlerin gerçek Atatürkçülere reva gördükleri eza-cefa ve açık hukuk ihlallerinden bahis yok! Bizim demokrasi ve “insan hakları”  şampiyonları bunları hiç kınarlar mı?
Bir başka âdem; Hüseyin Gülerce de “Atatürkçü vesayetçilerden kurtulmak, Çünkü ülkemizdeki kutuplaşmayı azaltmanın, ortak bir zeminde buluşmanın yolu, Atatürk istismarının önlenmesinden geçiyor” diyor. Sormalı; “Ya dinin her alanda istismarı?”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları