Sırtlarını sıvazlayıp sandığa gömdüler!

İsrafil K.KUMBASAR

Seçim sonuçları, düzmece kavramların yeniden sorgulanmasına vesile olacak gibi.

“Bîat” gerçeğinin karşısına “vesayet” safsatasıyla çıkanların tezleri tutmamıştır.
Eğer halk bu yapay “vesayet” suçlamalarına kulak assaydı, MHP barajın altında kalırdı, CHP son 30 yılda aldığı en yüksek oy oranına erişemezdi.
Kabul etmek gerekir ki, bir yanda kamunun tüm imkanlarını kullanan iktidar, öte yanda aleyhinde her türlü tezvirat ortaya atılan muhalefet.
Bir tarafta ’valiler’, ’kaymakamlar’, ’belediye başkanları’, ’imamlar’, beride duvara astığı pankarta bile polislerin anında müdahale ettiği, sindirilmeye çalışılan ’ötekiler’.
“Vesayet” teranesi çökmüştür. Ama “bîat” halen ve daha etkili bir şekilde ayaktadır.
Nitekim o kültürün diyeti, ’ödeme envanterine’ alınmıştır. Yeni kabine yapısı ile ihdas edilen “Bakan Yardımcısı” koltukları bu diyetin ilk işaretidir.
Vekil seçemediği, genel müdür, daire başkanı yapamadığı borçlularına bir ’güzellik kapısı’ aralıyor hazret.

***


Vesayetle birlikte çöken bir diğer kavram da “millet” oldu.
Tabii ki ’gerçek milletten’ değil, dillerde evrilip çevrilen milletten söz ediyoruz.
Hani şu referandum boyunca çırpınıp duran, AKP’nin değirmenine su taşıyan ’yavru’ partiler vardı. ’Milletin hayrına’ iş yaptığını ileri süren, ’millet’ için debelenen.
Goygoycuları, bunları şöyle motive ediyordu:
- “Referandumda evet deyin, seçimde kendi partinize çalışın. Yoksa bu millet sizi sandığa gömer.”
Tosuncuklar yedi bu mavalı. ’AKP’lilerden daha fazla AKP’ci’ kesildiler başımıza. Gecelerini gündüzlerine kattılar, “Yetmez ama evet” nidaları attılar.
Ne adına? Millet adına.
İşte o “millet”, ilk seçimde tosuncuklara derslerini verdi, defterlerini dürüp ’koltuklarının altına’ yerleştirdi. Topunun oyu ’yüzde 4.5’u’ anca bulabildi.
Neyse ki, ağababaları ile bir sorun yok.
Seçim öncesi ’nereden bulunduğu’ bilinmeyen paralarla nasıl devâsa kampanyalar yürüttülerse, seçim sonrası da bir şekilde ’hane halkının iaşesini’ temin ederler.

***


Şimdi herkes Demokrasi Sultanı 1. Tayyip Erdoğan’ın öncelikli vaadi olan ’Anayasa değişikliğini’ nasıl ve ne şekilde halledeceğini pür dikkat izleyecek.
En basitinden “şerefsiz” diye yaftaladıklarının kapısını nasıl çalacak, merak konusu.
Bir diğer merak konusu da, seçim öncesi ’dolduruşa’ getirilen ve tercihlerini yine AKP’den yana koyan Anadolu’nun bir takım ’sözde milliyetçi’ tosuncukları.
Seyredip göreceğiz, şol ’karayağız’ yiğitler, AKP, BDP ile kol kola yeni Anayasa adı altında ’özerklik’ve ’eyalet’ taşlarını döşerken kendilerini nasıl konumlandıracaklar?
Bakalım ’vatanı’ devre dışı bırakmış, globalizme eklemlenmiş ’yeni devlet düzeni’ve her yolu ’mübah’ gösteren ’postmodern din’ olgusunu nasıl benimseyecekler?
Kabul etmek gerekir ki, 12 Haziran öncesi ve sonrasıyla Türkiye için önemli bir süreç.
Önce ’işsizliğe’, ’yoksulluğa’ ve ’borca’ itilip, sonra da ’ekmek kuponlarına’, ’makarna kolilerine’ ve ’kömür torbalarına’ mahkum edilenleri pek de iyi yarınların beklediği söylenemez.

***


Sabah akşam makarna suyundan çorba yapma telaşındaki amcam ve teyzem, kafayı kaldırıp da şöyle bir etrafına bakma imkanı bulabilselerdi, göreceklerdi elbet ’dolar milyarderi’ sayısında İngiltere’yi bile geride bıraktığımızı.
Göreceklerdi ama, şeyhleri kaşlarını çatıyor:
- “Sus, nankör. İlacın, kömürün, ekmek kuponun var. Sana ne elin dolarcıklarından.”
Zaten bu CHP ve İnönü de bir zamanlar camileri ’samanlık’ yapmamış mıydı?
Buyurun size 12 Haziran’ın özeti.
Şeyh yine kefeni yırttı. Millete gelince, 4 yıl daha ’tevekküle’ devam.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş