'Sivil Teslimiyet'e teslimiyet kararı...

A+A-
Servet KABAKLI

Benim candan azîz gönüldaşlarım, milletimizin kararı ortadadır. Şu satırların yazarı, ilk gençlik yıllarından itibaren yüzüne okunan mahkeme kararlarını bile anlayıp yorumlayabilmiştir. Milletin bu kararını veya bu milleti anlayamadığını söyleyenlere dahil olmayacaktır...

Milletimiz, büyük bir ihtimalle “tükenişini hızlandıracak olan” bu tarihî oylamayla, bu ülkenin ele - yabana peşkeş çekilen bütün değerleriyle, ekmeğiyle aşıyla, işiyle ilgili endişelerini ertelemiş; kendisine demokrasiyi layık görmeyenler ve manevîyatına düşmanlığı “kendi ölçülerinde kutsayarak yapanlarla” ilgili endişelerini öne çıkarmak suretiyle kararını vermiştir. Bu karar, aylar önce senaryosu yazılan ve uygulanmaya başlanan operasyonların da yönlendirmesiyle, “asla laik olmayan laikçi kafalara, her fırsatta darbe şakşakçılığı ve heveskârlığı yapan zihniyete” teslim olmak yerine, inandırıcılığını boyun bükmeye, dolayısıyla yumuşak karnı olan merhametine dayandıran “sivil teslimiyet” e “teslim olma” kararıdır.

Cihan Devleti Osmanlı’nın küllerinden yeniden doğduğumuz o şanlı Millî Mücâdele öncesinde yokluğa, kıtlığa, açlığa, her türlü çâresizliğe rağmen, manda ve himaye kabul etmeyen, çâresizlikten çâre çıkaran bu büyük milletiz biz... Ne yazık ki genç devletimizin 84’üncü yılında, milletimizin yarısına yakını, hiç olmazsa 4-5 yılda bir oy kullanma hakkından ibaret olan ve “horoz şekeri” misali eline tutuşturulan şu katılımsız, “cicileştirilmiş demokrasi” darbelerle yeniden kesintiye uğramasın diye; bazı “nato mermer nato kafalarca” manevî değerlerine, dinine, imanına yapılan saldırılar, “her kim tarafından engellenirse engellensin” düşüncesiyle, dayatmalara karşı bir mânâda “manda ve himaye kabul eder” duruma düşürülmüştür. Üniversitelerde uygulanan başörtüsü zulmüne karşı, çâreyi Viyana’larda, Roma’larda kilise kapılarında aramak ve eğitimlerini kilise bursuyla yurt dışında sürdürmek mecburiyetinde bırakılan bazı “şanslı(!)” hanım kızlarımızın içine düşürüldüğü zelîl durum; “dayatmaya karşı manda ve himayenin” küçük çaplı bir misaliydi belki... Şimdi maalesef vatandaşın hatırı sayılır bir bölümü, manevî değerlerine düşmanlık edenlerin dayatmalarından kurtulabilmek için, bu değerleri korumak, dayatmalara son vermek konusunda birçok vaadde bulunarak iktidar olan; ancak 4,5 yıl boyunca bu vaadleri unutan ve “Yahudî - Haçlı İttifakı” na kapı kulu olmayı devlet idare etmek zanneden zihniyete teslim olmak suretiyle, dolaylı da olsa manda ve himayeye prim vermiyor mu?..

[B]Milleti anlamak için...[/B]

Seçim gecesi Yeniçağ TV ekranlarında değerlendirme yaptığımız zevattan bazıları dahil, “gazeteci, yazar” veya “siyaset adamı” kimlikli birçok “yorumcu”, ilimlerinin bu milleti anlamaya yetmediğini ifade ettiler. Bazıları da AKP’nin, maddeten ve manen yaşattığı bunca sıkıntıya, Vahşi Batı’ya, AB’ye, ABD’ye bunca teslimiyete, millî ve manevî değerlerimiz üzerinden verdiği sayısız tavize, millete çare diye sunduğu kimlik bunalımına rağmen, AKP’nin neredeyse yüzde elliye yakın destek bulmasını, kısa yoldan “Türk Milleti’nin cahilliği, hatta ve haşa aptallığıyla” izah etmeye çalıştılar. Kendilerine bu milletin “tek yumuşak karnı olan merhametinin ilimle-bilimle tartılamayacağını” anlatmaya çalıştım. Milleti anlamak için alim olmanın yanında, en az milletimiz kadar arif olmak gerektiğini söylemeye çalıştım ama anlatabilmek ne mümkün!..

Evet, milletimiz yine ve özellikle kendi isteğiyle “yağmurdan kaçarken doluya tutuldu” diye millet ve devlet üzerinden verilecek tavizlere, yapılacak hayati hatalara seyirci kalmamız; “Ne haliniz varsa görün” dememiz mümkün değildir. 4.5 yıl boyunca iktidar olmasına rağmen muktedir olamayan mevcut zihniyet; diliyorum ki, seçimlerden kısa bir süre önce “Türkiyeli kimlik bunalımından” çark ederek geldiği ve çok iyi kullandığı “tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” düşüncesinden yeni kıvırtmalarla, daha vahim tavizlerle zelil (u) dönüşleri yapmaz. Bu millet, azîz vatanımızı bölmek için üzerimize terör çetesi salanlarla, Irak’ın kuzeyinden paçamıza çapulcu daldıranlarla, bu çapulcu aşiret reislerinin ve TBMM’ye sokulan legal görüntülü uzantıları dahil bölücü terör çetesiyle her türlü mücadele görevi konusunda, mevcut iktidara 22 Temmuz seçimiyle çok daha büyük bir sorumluluk yüklemiştir.

Mevcut iktidar, kafasına göre “uç zannettiği” şu “piçleme terör uzantıları” ile “uçta göstermeye çalıştığı” MHP’li millet evlatlarını TBMM çatısı altında çatıştırma zavallılığına düşerek, “AB’nin güllü - dikenli yollarında” şu “mankurt” takımının “durmak yok, yola devam” şakşakçılığı ile yürümeye devam ederse, kendisiyle birlikte Türkiye’yi de tüketir. Devran böyle giderse; “iğneyi değil çuvaldızı önce kendime batırdıktan” sonra inandığım doğruları haykıracağımdan kendi adıma şüphem yok.

[B]Ve MHP...[/B]

Azîz dostlarım, şu cumhuriyet mitinglerini “nalıncı keseri misali” kendine yontan, devletin ilkelerinin tek sahibiymiş pozuna bürünerek AKP iktidarı döneminde yapılan yolsuzlukları, verilen onca millî tavizi es geçerek, mevcut iktidarı yıkmak adına milletin manevî değerlerini aşağılayan; demokrasi dışı yolları bile mubâh sayan, muhtıralardan, darbelerden medet uman, oy almak uğruna geçmişte fazlasıyla düşmanlık ettiği milliyetçiliğe “yılanın çınara sarılması misali” sarılan şu “millî şef dönemi hasretindeki halk partisi kafası” için söylenecek en iyi söz, doktorun umutsuz vak’aya tavsiyesi olabilir..

“Bay- Kal, bundan sonra ne yerse yesin!..”

Ya yüreğimizin çınarı MHP?.. Türk Milliyetçileri bir dönem daha boynu bükük olmasın, Ülkücü Hareket 23’üncü dönemde de TBMM dışında kalmasın diye 4-5 yıldır; “Birleşin, nefis putlarınızı kırın, küçük olsun, benim olsun demeyin, Müslüman Türk Milleti’ne projelerimizi anlatın, teslimiyete bir olarak, diri olarak, iri olarak karşı duralım” diye özetleyebileceğimiz yazılarımla hep yalvardım... Bu yazıları milyonlarca ülküdaşımın gönüllerine tercüman olduğuma inanarak yazdım. Sonuç olarak şu seçim kampanyası boyunca okuyucularımın, gönüldaşlarımın huzurunda MHP’ye oy vereceğimi haykırdım. Ama heyhat!.. Rahmetli Başbuğ Türkeş’in her vesileyle tekraren ifade ettiği “Türk - İslâm Ülküsü” nün yerine, MHP’nin tepesine çöreklenen “görevliler” tarafından “toplumsal merkezin siyasal izdüşümü” ucubesi monte edilmeye çalışıldı. Kutuplaştırma operasyonu çerçevesinde yapılan maneviyat düşmanlığını da manevî değerlerin istismarını da, iyi okuyup Müslüman Türk Milleti’ne anlatamadı MHP’yi yönetenler. Teslimiyete, gaflete, ihanete, peşkeşe çare projeleri sunulamadı. Ve işte iddia ediyorum, “toplumsal merkez” in “millî merkez”e tercihi sayılacak, mavi boncuk dağıtımlarına rağmen MHP, kendi aslî tabanı dışında başka bir kesimin oyunu alamadı. Ülkücü Hareket’in neferleri yine “ahde vefa” ile “3 Hilâl” i mahzun bırakmadılar. Ancak, birçok Türk Milliyetçisi de MHP’nin tepesine çöreklenen zihniyetle ilgili endişeleri yüzünden oy kullanmaktan imtina ettiler.

Geçen seçime göre yüzde 80 başarı sayılan bu oy artışında, en büyük gayret millet huzurunda yine boynu bükük kalmak istemeyen cefakâr ülküdaşlarımıza aittir. Gerisi laf-ı güzaftır!..

Evet, milletimiz MHP’ye muhalefette iktidarı denetleme görevi vermiştir. CHP’nin peşine takılma görevi vermemiştir. Ve MHP’nin tepesine çöreklenenlere de “artık tünemekten ve tüketmekten vazgeçin” ikazında bulunmuştur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları