Siyasallaşan yargı ve çay gezisi

Özcan YENİÇERİ

Bilmem farkında mısınız, "Şeriatın kestiği parmak acımaz" sözünü kullananların sayısı giderek azalıyor. Son gelişmeler ve yargının verdiği kararlar adalet duygusuna çok büyük bir darbe vurmuştur. Buna yargı mensuplarının bazı tutum ve davranışları da eklenince adalete olan inancın ciddi biçimde sarsıldığı görülür.

Güç odaklarının mahkemesi ve yargıçları!

                Balyoz, Ergenekon, Casusluk ve MHP davalarıyla ilgili olarak yargının takındığı tutum vahimdir. Bütün milletin gözü önünde ülkenin Genelkurmay eski Başkanı, silahlı terör örgütü lideri olarak yargılandı. PKK'nın iki numaralı adamı Şemdin Sakık da gizli tanık olarak dinlendi. Emniyet Müdürü Hanefi Avcı mücadele ettiği terör örgütünün mensubu olmakla suçlanarak tutuklanıp, mahkûm edildi.

                MHP'de "olağanüstü kongre" toplanmasıyla ilgili olarak Ankara'daki mahkemenin verdiği karar için yetkisiz taşra mahkemeleri yürütmenin durdurulması kararı verdi. Onların verdiği yürütmenin durdurulması kararını da bir başka mahkeme durdurdu. Bu karardan 20 dakika sonra bir başka mahkeme da bu kararı geçersiz saydı.

                Bu gelişmeler Türkiye'de bazı güç odaklarının adaleti değil kendi mahkemesini ve yargıcını aradıklarını göstermektedir.

Cumhurbaşkanının yarattığı fiili durum!

                Mevcut anayasaya göre seçilmiş Cumhurbaşkanı, bu anayasada öngörülen parlamenter sistemin "bekleme odasında" olduğunu ilan etmişti. AKP'nin en etkin ve yetkinleri açıkça "siyasi partili cumhurbaşkanlığı" sistemine geçildiğini anayasanın buna uydurulması gerektiğini ifade etmektedir. Davutoğlu'nun yerine gelmiş olan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanının durumuna atıfta bulunarak "fiili durumu hukuki hale getirmek" gibi bir görevlerinin olduğunu söylemektedir.

                Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onlarca defa yargının hizmet yapmanın önündeki en büyük "engel" ve "ayak bağı" olduğunu söylemiştir. Bundan bir süre önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkça AYM kararını 'Tanımıyorum... Karara uymuyorum saygı da duymuyorum' demişti.

                Cumhurbaşkanı için anayasanın öngördüğü çerçeveyi, Cumhurbaşkanı Erdoğan kabul etmiyor. Bu nedenle tarafsızlık üzerine yaptığı yemine de uymuyor, AKP'ye dört yüz milletvekili isteyebiliyor. Cumhurbaşkanı siyasi partiler gibi miting yapıyor, parlamenter sistemin Başbakan için öngördüğü icra yetkisini kullanıyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP üzerindeki etkisini kullanarak Başbakan Davutoğlu'nu istifa ettirdi.

Yüksek yargı mensuplarının tutumu!

                Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla kuvvetlerin ayrılığı ilkesi birbirini tamamlarlar. Hukuk devletlerinde gösterilen bazı sembolik tavırlar kuvvetlerin ayrılığına vurgu yapar.

                Yargı mensuplarının bağımsız ve tarafsız olması her tutumlarıyla da bunu göstermeleri adalete güvenin ve hukuk devletinin gereğidir.

Yargının kendi saygınlığını öncelikle kendisinin koruması gerekir. ABD'de yüksek yargı başkanları, başkan karşısında ayağa kalkmış bir görüntü vermekten özellikle kaçınırlar. Amerika'da başkan konuşmak için Senato'ya geldiğinde herkesin ayağa kalkmasına rağmen yüksek yargı mensupları ayağa kalkmazlar. ABD başkanları göreve başlarken Yüksek Mahkeme Başkanı'nın huzurunda yemin ederler.

Türkiye'de yargının halk nezdindeki itibarı en düşük seviyedeyken Yargıtay ve Danıştay başkanlarının yüksek mahkeme kararlarına "Saygı duymuyorum... Uymuyorum" diyen Erdoğan'la çay gezilerine katılması her şeyden önce şık olmamıştır. Bu tür geziler dolaylı olarak 'yargıya saygı duymuyorum' söylemlerini onaylamak anlamına gelir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Parti başkanı olmadığını... Bu tür görüntülere alışmayanların, alışacaklarını söylüyor." Doğrusu resmen parti başkanı olmayanların fiilen parti başkanı gibi hareket etmesi bu tartışmalara neden oluyor.

                Yürütme, yasama ve yargı arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürecek davranışlardan öncelikle yargının başındaki insanların kaçınması gerekir. Yanlış algılamalara neden olacak bu tür görüntü vermemek yargı mensuplarının temsil ettikleri makamlara saygının gereğidir.

                Yargının, hukuku iktidarın ihtiyaçlarına uydurmak gibi bir görevi olmadığını, herkesten önce yüksek yargı mensuplarının bilmesi gerekir.

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş