Siyaset, ahlak ve istifa

A+A-

Almanya’nın eski Cumhurbaşkanı Horst Köhler, 31 Mayıs 2010’da sürpriz bir şekilde görevinden istifa etmişti.
Köhler’in istifasına 21 Mayıs 2010’da sessiz sedasız gittiği Afganistan’da sarf ettiği sözler neden olmuştu. Köhler, kendisini istifaya götüren ve geniş tartışma yaratan söyleşide aynen şöyle diyordu:  “Bizim gibi dış ticarete yönelmiş ve buna bağımlı bir ülkenin çıkarlarını korumak amacıyla gerektiği takdirde, örneğin ticaret yollarının korunması, bir bölgenin istikrara kavuşturulması için askeri yöntemlere başvurması şarttır. Bununla güvenliğin korunması ve ticaret, işyerleri ve refahımızın kötü etkilenmesi önlenmiş olacaktır”.
Bu sözlerin anlamı açık ve net bir biçimde Alman tekellerinin dünya üzerindeki çıkarlarını korumak için  “askeri yöntemlere”  başvurulması, yeni savaşların açılması isteğinden başka bir şey değildi.
Köhler, bu sözleriyle Almanya’nın ekonomik çıkarları için savaşa baş vurduğunu da itiraf etmiş olmaktadır. Köhler, Almanya’nın ahlaki bir devlet değil emperyal bir devlet olduğunu söylemiş olmaktadır. Ahlaki olmayan bir olguyu afişe etmekten dolayı da ülkesini zor durumda bırakmıştır. Neyse ki sonuçta ahlaki olan bir yol tutmuş ve görevinden istifa etmiştir.
Köhler’in yerine Cumhurbaşkanlığına Christian Wulf seçilmiştir. Almanya’nın çiçeği burnundaki Cumhurbaşkanı Christian Wulf’un da bir iş adamından düşük faizli özel kredi aldığı, Alman devletiyle çalışan iş adamlarının villalarında tatil yaptığı, otel masraflarını bir film yapımcısına ödettiği öne sürülmüştür.
Christian Wulf, bu iddiaların sürmesi üzerinde  “Bana olan güven zedelendi. İstifa ediyorum. Hakkımdaki yayınlara rağmen Alman basınına da teşekkür ederim”  diye açıklama yaparak görevinden ayrıldı.
Bir başka istifa haberi de Yunanistan’dan geldi. Yunanistan’ın başkenti Atina’daki Olimpia Arkeoloji Müzesi’ne giren hırsızlar müzedeki tarihi eserlerden bazılarını alarak kaçarlar. Hırsızlık olayından sonra Yunanistan Kültür ve Turizm Bakanı Pavlos Gerulanos istifa etmiştir.
Batıda siyaset adamı toplum nezdinde itibar ve güven kaybedince istifa ediyor. Sorumluluk alanında başarısız olması halinde görevini bırakıyor. Bu durum Batı’da siyaset adamlarının siyaset yapma anlayışını göstermesi bakımından önemlidir.
Aristo, insanı  “politik hayvan”  olarak tanımlar. İnsanı,  “ahlaki hayvandır”  diye tanımlayan var mıdır, bilmiyoruz. Ancak insan, her yönünden daha çok -diğer yaratıklardan- ahlaki özellikleriyle ayrılır. Dinler, bilgeler ve düşünürler insanın ahlaki yönüne büyük önem atfederler. Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed;  “Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim” der.
Hz. Muhammed’e bağlılık onun tamamladığı ve yaşadığı yüce ahlaka sadakatle yakından ilişkilidir. 
Müslüman Türk kültürünün ahlaka atfettiği öneme karşın, Türkiye’de siyasetin ahlakilik konusunda sınıfta kalması düşündürücüdür. Türkiye’de siyaseti ahlakileştiremeyenler eninde sonunda ahlakını siyasileştiriyorlar. Batı ahlakı siyasileştirmeye çalışırken, Türkiye’de sürekli olarak siyasetçiler ahlaklarını siyasileştirme gibi şeytani bir yola tevessül ediyorlar. Bu nedenle Türkiye’de ahlaki rezervler siyasi rezervlerden önce tüketiliyor.
Ahlak sorumlulukla başlar, nezaketle devam eder, sadakatle duvar olur. Verdiği sözü yerine getiremeyen, topluma karşı sorumsuz davranan, halk nezdinde itibar kaybına uğrayan insanlar ahlaken bitmişlerdir. Toplum nezdinde ahlaken tükenmiş olanlar için yasaları değiştirerek dokunulmaz kılmak, ahlakın da siyasetin de iflası anlamına gelir.
Türkiye’de siyaset dünyasına, istifa diye bir müessese olduğunu hatırlatacak olanlar, bu ülke yönetimine en büyük iyiliği yapmış olacaklardır. İktidar, Batılının batıl itikatlarını ithal edecek yerde, Batılı siyaset adamlarının kriz durumlarında takındıkları  “istifa”  müessesesini ithal etmesinde yarar vardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları