Siyaset tezgâhında törpülenen kişilikler

İsrafil K.KUMBASAR

Politikayı bir ‘ikbâl kapısı’ olarak görenlerin yahut ‘dava’ adına siyasete soyunup da ‘nimetler’ karşısında gözleri kamaşanların durumu pek bir vahimdir.
“Ankara’nın yolunu tutabilmek” öyle kolayından bir çabayla olacak iş değildir.
Önce geçmişine dair bir ‘temizlik’ harekâtına girişeceksin. ‘Sivri’yanlarını törpüleyip, ‘kaba göre şekil alan’ bir mahluka dönüşeceksin. ‘Daha evvel söylediklerini’ inkâr ederken, olmadı ‘te’vile’ giderken yüzün kızarmayacak.
Hani  “dana derisi”  dedikleri türden bir surat lazım. Kimileri bunu kumar jargonuna uygun olarak  “poker face” diye de tanımlıyor.
Kalıbın elverişliyse, 20’li yaşlarda bıraktığın ‘sakal’ bir yana, 40’lı yaşlardaki ‘bıyığı’ bile kazıyıp yeni bir görüntü edineceksin.
‘Eski mahalleden’ fiziken ve ruhen uzaklaşmanın yollarını arayacaksın. Onları ne denli ‘aştığını’ ve ‘evrilip, geliştiğini’ kendi kendine tekrarlayacaksın.
Bunun iki faydası vardır. Birincisi, kamuoyuna ‘yeni bir kişilik’ palavrası sıkmana, ikincisi de ‘eski arkadaşlarının’ etrafından uzaklaşmasına hayli yardımcı olur.

***


Gün gelecek, değiştiğine kendin de inanacaksın ama ‘kahrolası geçmiş’ peşini bir türlü bırakmayacak.
Bir kenarda tutulan defterler karıştırılacak. Bir ‘okul’ hatırası, bir ‘miting’fotoğrafı, yahut seni  yemleyen bir ‘hayırsever vakfın’ para makbuzları.
Evrak-ı metruke ‘kişinin zihniyetine göre’ değişkenlik arz etse de ‘yola çıkış’ ile ‘finale varış’ arasındaki zikzakları ortaya koyma anlamında aynı ehemmiyeti taşırlar. Kimi ‘bir avuç sarı liraya’, kimi ‘bir beyaz baldıra’ ram olurken enselenir. Kiminin ‘dönekliği’ konuşulur, kiminin ‘ihaneti’.
Hiçbir engel, ‘Ankara yoluna’ baş koymuş zevatın hevesini kırmaz, mücadele azmini köreltmez.
Beklenen gün gelir ve Meclis’in kapısı vurulur:
- “Tak tak... Ben geldim!”
Ama gelin görün ki daha mazbatanın alındığı gün bir göğüs ağrısı peydahlanır:
- “Ya dün yediğim hurmaların farkına varılırsa.”
Kimi şanslıdır, kapağı kalın olduğu için ‘kokusu’ çıkmaz. Kimi pişkindir, yüzüne tükürüldüğünde ‘yağmur yağdığını’ beyan eden türden.
Hepten ‘defolu’ olanları vardır ki, sırf bu yönleri bilindiği ve ‘lidere kesin itaati’ sağlandığı için her daim listeye alınırlar.

***


‘Döke saça’ Bakanlıklar önündeki ipi göğüsleyip, bir anda ‘süt dökmüş kedi’ pozlarına bürünen nice zevat vardır mebuslar albümünün sayfaları arasında.
‘Geçmişle yüzleşmek’ gibi ağır vazifeler her vekilin, başvekilin  harcı değildir.
El, etek öpmeler, sövüp saymalar, isyan bayrağı açmalar Ankara’nın o büyülü havasında bir anda kılık değiştirir.
Kelimelere ‘diplomatik’ misyonlar yüklenir, ‘dudaklar’ kapanır, ‘karından’ konuşmalar öne çıkar. ‘Lafı eveleyip geleme’ egzersizleri Meclis Lokantası’nda ‘kuruşluk’ hesaplarla kuzu eti çiğnenirken ayyuka çıkar.
‘Foyan’ meydana çıkmadıysa eğer ve ‘araziye’ uyduysan ne âlâ. ‘Kıyak emeklilik’,eşe dosta ‘lütuflar’ bahşetme ve ‘telefonla iş bitirme’ imkânları bekliyordur seni.
Amaaa... ‘Geçmişte yediğin haltlar’ günün birinde önüne konulursa, vay haline.
Liderinin önünde artık ‘kılçıksız balık’ kıvamına gelirsin. ‘Lop et’ de denebilir, çiğnemeden yutulacak cinsten. Artık geriye tek hamle kalır. 

***


 “Onur” denilen şeyden nasiplenenler,  “Evet, dün dediğim şeyin bugün de arkasındayım”  diye diklenirler.
Yok  o büyülü Ankara havası, ‘zaten bozuk olduğu bilinen’ mayayı iyice cıvıklaştırmışsa, söylenecek söz de kalmaz.
“Bin defa özür dilerim, sayın genel başkanım” nakaratı eşliğinde kişilik röntgeni Ankara’nın sokaklarına serilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş