Siyasette ağalık rejimi

Esfender KORKMAZ

Eskiden Türkiye de, Güney Doğu’da ve kısmen de Doğu’da, beş-on köyü olan ağalar çoğunluktaydı.  Günümüzde bu tür ağalık gene var. Ancak eskisi kadar önemleri kalmadı.
Sendika ağaları da öteden beri var..  Sendikalar tüzel kişiliktir. Ticari işletme kurabiliyor. Bu ticari işletmelerde sendikacılar yönetim kurulunda paralı olarak görev alabiliyor.
Bazı sendika liderleri, sendikaları kendi siyasi gelecekleri için kullanıyor.
Bazı memur sendika temsilcileri, hükümetlerden imkan sağlamak için memur haklarında fazla direnmeyebilir.
İşte bunlara sendika ağaları deniliyor.
Bugün siyasette  iki yeni ağalık daha  hüküm sürüyor...
Birisi siyasi parti ağalığı ...Kamu oyunda tartışıldığı kadarı ile , bazı parti üst yönetiminde bulunanlar  veya bunlara yakın bazı isimler aday  adaylarından para  topluyor. Söz konusu aday adaylarının, adaylıkları gerçekleşmeyince, para verenler paralarını geri istiyor ve kavga çıkıyor. Kimlerin kimlere para verdiği  toplumun en az üçte birinde tartışılıyor.  Ne var ki, kimse isim yazamıyor. Çünkü rüşvetin belgesi olmuyor.  Kimse ispat edemiyor.  Bu durumun mağdurları da açıklama yapamıyor. Çünkü alan kadar veren de suçludur.
İkincisi delege ağalığı ...Siyasi partilerin delegeleri , bazen ve çok seyrek olarak ön seçimde adayları, her zaman da  parti üst yönetimlerini ve genel başkanları delege seçiyor.  Seçimden önce bazı ağalar, delege oyları için pazarlık  yapıyor.  Aldıklarının bir kısmını delegeye dağıtıyorlar. Bunlara da delege ağaları deniliyor.
Ben bu tespitleri bir parti veya bir kişiyi hedef göstermek için yapmıyorum. Bu tespitler yalnız Türkiye’de yok, bizim gibi yarım demokrasi olan, otokrasinin tartışıldığı  birçok ülkede var.  
Birçok siyasi parti delege sorunu nedeni ile ön seçim yapmadığını söylüyor. Ne var ki, delege yoluyla da olsa, ön seçim her zaman merkez yoklamasından iyidir. Zaman içinde bu sorunlar çözülür. Sistem düzelir. Ancak ön seçim yapılmazsa, otokrasi ve  merkezde ağalar artar. Yani demokrasiye bir yerden başlamak gerekir.
Aslında ön seçim yapmayan her siyasi parti liderleri de , siyasette ağadır. Çünkü adayları kendi seçer, son sözü o söyler. Genel başkanların atadıkları milletvekilleri ve belediye başkanları, kendilerini yalnız genel başkana karşı sorumlu sayarlar.  Bu şartlarda, genel başkanların çevresinde gene genel  başkanın gözüne girmek için entrikalar başlar. Siyaset parti binalarına  kapatılmış olur.  Bu gün bu sorunu yaşıyoruz.
Türkiye’de demokrasi hep siyasi partiler tarafından tabana aktarılmıştır. Ne var ki 1980 sonrası, siyasette ağalıklar türemiş ve bu günde devam etmektedir.
Siyasi parti üyeleri ile yapılacak ön seçim, bütün bu ağalıkları kaldırır.
Kayıtlı seçmene dayanarak yapılacak ön seçim, yine kayıtlı  üyelerin seçim kurulu veya savcılıktan alacakları teyit belgeleri ile yapılabilir.
Kayıtlı üyelere ön seçim yaptırmak, hem demokratik açıdan, hem de seçmenin yönetime iştirak etmesi açısından önemlidir. Bu yolla  halkın siyasette söz sahibi olması gerçekleşir. Kendisi de seçen olarak siyaset içinde olduğu için, halkın ülke sorunlarına duyarlılığı artar. Dahası halkın demokrasi talep etmesi sağlanmış olur.
Bu gün halkın demokrasi talebi yoktur...
Nedenlerin başında, din istismarı ve dinin siyasette kullanılması gelir. Bunun içindir ki, laikliğin yeniden tarifi yapılmak isteniyor. Çünkü laiklik din baskısını kaldırarak, siyasi tercihlerin doğru belirlenmesine imkan sağlar.
Toplum özellikle işsiz bırakılıyor.  Yardım ve poşetlerle halkın bir kısmı bir partiye  maddi  olarak bağımlı hale geliyor. Halk partinin kaybı halinde bu aldıklarını da kaybetmekten kokuyor.
Gerçekte, siyasi partiler iş yaratmak üstüne yoğunlaşsalar, halkın maddi bağımlılığı azalır ve demokrasi talebi artar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş