Siyasi İslam açısından 2014 yılı

Tunus’u 23 yıldır dikta bir rejimle yöneten Bin Ali’ye karşı, Siyasi İslamcıların öncülüğünde, Tunus halkı Kasım 2010’da ayaklanmıştı. O tarihte hiç kimsenin aklına, bu ayaklanmanın Arap dünyasına yayılacağı gelmemişti. 14 Ocak 2011’de Bin Ali ülkeden kaçınca, bu ayaklanmaların diğer dikta rejimleriyle yönetilen Arap ülkelerindeki halkları umutlandırmış ve Libya, Yemen ve Suriye ile devam etmiştir. Bu ayaklanmalarda siyasi İslamcıların başı çekmesinin iki temel nedeni vardır. Birincisi İsrail, ABD ve İngilizlerin siyasi İslamcılara desteğinden kaynaklanmaktadır. Bu ilk bakışta mantığa aykırı gelebilir, bunun gerekçesini şöyle izah edebiliriz. İsrail, dünyanın en büyük ordularının (ABD, AB) desteğine rağmen, kuruluşu olan 1948 yılından bu tarafa güvenliğini bir türlü sağlayamadı. Zira ABD güdümündeki Mısır, Ürdün ve Körfezin, Arap ülkeleriyle İsrail’in yaptığı anlaşmaları, radikal İslami gruplar biz iktidara geldiğimizde bu anlaşmaları yırtıp atacağız tehdidinde bulunmaktaydılar. İsrail de işi sağlama almak için radikal İslamcılarla anlaşma yapma stratejisine geçti ve onları kendi elleriyle iktidara taşıma taktiğini uyguladı. Arap diktatörlerin peş peşe gitmesinin altında yatan bizce bu politikadır. 40 yıllık dikta rejimlerin peş peşe gitmesini tesadüfe bağlamak akıllıca bir düşünce değildir. İkinci neden İslam ülkelerinde rejim ister dikta, ister demokrasi olsun siyasi İslamcılar o ülkede en organize olmuş gruptur. Bunlara ilave olarak da cemaat ve tarikatlar da çok iyi organize olmuşlardır. Türkiye’de de böyledir. Bu radikal İslamcıların etkin olmaları ve iktidara gelecek kadar becerileri ve güçleri kendinden menkul değildir. Zira buna ne zeka seviyeleri, ne becerileri ne maddi imkanları ne de insan malzemesi yeterlidir.
19. Yüzyıldan bu tarafa İslami cemaat ve tarikatların Yahudi ve İngiltere kontrolünde olduğu çok eskiden beri bilinmektedir, ama son birkaç yıldan beri de açıkça yazılıp konuşulmaktadır. Örneğin Tayyip Erdoğan çok fazla saklamadan Gülen cemaatinin İsrail ile ilişkilerini ima etmektedir. Zaten Türkiye’deki cemaat ve tarikatların şeyhleri ve diyanet işleri başkanlarının tamamına yakınının Türk kökenli olmamasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Tesadüf olması mümkün değildir, zira bu ülkede Türk kökenli hiç mi ilahiyatçı ve cemaat şeyhi olacak dindar sofu Türk yok. AKP-Cemaat kavgası Türkiye’de siyasi İslam’ı önemli bir zaafa uğrattı ve ciddi yara aldı. Bu kadar sorun ve başarısızlığa rağmen AKP’nin 13 yıl iktidarda kalmasının sadece kendi becerisiyle olması mümkün değildir. Siyasi İslamcıların iktidarları, Türkiye hariç diğer İslam ülkelerinde uzun sürmedi, Tunus, Mısır ve Libya’daki siyasi İslam iktidarları yıkılmıştır. Hem iktidarları gitti hem de halk nezdinde yıprandı ve itibarsızlaştılar. Yolsuzluk, rüşvet gibi İslam’da hoş olmayan günahlar işlediler. Ahlak ve İslam dışı işlere bulaştılar, haklarında belgeler toplandı kasetler yapıldı ve dinlemeler kaydedildi, dolayısıyla kullanılmaya, operasyon yaptırılmaya hazır hale geldiler. Bu çöküşleri, yukarıda yazdığımız İsrail bağlantısına ters düştüğü söylenebilir, ama ters değil bu tür projeler çok aşamalı ve kurnazca inşa edilirler, dolayısıyla, inşa aşamaları henüz bitmemiştir. Kanımızca İslamcılara iktidar tadı ve zevki tattırıldı, asıl seçicinin halk değil kendilerinin olduğu yaşatarak gösterildi, yeni aşamaları yakında görürüz. Muhtemelen siyasi İslamcıların tek başlarına değil, diğer bir ortakla birlikte iktidar olmaları sağlanacaktır. İsrail ile anlaşma veya iktidardan uzaklaşma seçeneğiyle karşı karşıya kalacaklardır. AKP, cemaat ve Erdoğan’ın, bu radikal Arap İslamcıları İsrail ile anlaşmaya hazırlamada önemli rollerinin olduğunu düşünüyoruz.
2011 ve 2012 yılları siyasi İslam için iyi yıllardı, 2013 yıpranma dönemi 2014 yılı ise yıkım oldu. AKP başarısını devam ettiriyor ama yukarıda da not ettiğimiz gibi AKP, iç misyonunu tamamlamakla birlikte dış misyonu henüz bitmedi, dolayısıyla Erdoğan ve AKP, hangi hatayı yaparsa yapsın bir müddet daha iktidarda kalacaktır. Çok güçlü bir muhalefet olsaydı bu kadar çok dayanamayabilirdi, zira çok kötü bir yönetim var ve Türk entelijansıyası çok rahatsız ama muhalefetin zeka ve becerisi dış destekli AKP kurgusunu iyi anlayamadı ve çözemedi. Güçlü bir muhalefet, ABD ve İsrail’e rağmen AKP iktidarını yıkabilirdi.

Yazarın Diğer Yazıları