Siyonistleri ‘dost’ edinip İsrail’e ‘düşman̵

İsrafil K.KUMBASAR

Okyanus ötesinden gönderilen ‘memorandumlar’ ile belirlenen ilkeler çerçevesinde programını şekillendiren AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde ezici bir çoğunlukla iktidara gelmişti.
Ancak, krizi tetikleyerek AKP’nin iktidara gelmesinde belirleyici unsur olan odaklar, verdikleri ‘geçici’icazete rağmen, geçmişteki birtakım ‘İslamcı’ söylemleri yüzünden Tayyip Erdoğan’a bir türlü güvenemiyorlardı.
Bu güven sorununu aşmak için seçimlerin hemen ardından, Cüneyd Zapsu’nun öncülük ettiği bir TÜSİAD heyeti, ABD’ye çıkarma yaptı.
Heyet, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Dan Freid, CIA üst düzey yöneticisi Marc Grossman ve Karanlıklar Prensi olarak bilinen Richard Perle ile yemekte bir araya geldi. ABD yönetiminin üst düzey yöneticileri TÜSİAD üyelerine ve onların üzerinden AKP ileri gelenlerine şu mesajı gönderiyorlardı:
- “Umarız AKP, Refah Partisi’nin yapmış olduğu hataları tekrarlamaz.”

***


Aynı tarihlerde ABD’de bulunan Tayyip Erdoğan, 10 Aralık 2002’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştükten sonra Monarch Oteli’nde Musevi örgütlerinin temsilcileriyle buluştu.
Erdoğan, görüşmede şöyle diyordu:
- “İslamcı olduğumuz yolundaki söylemler doğru değildir. Devlet işleri ile devletlerarası ilişkilerde ancak laiklik temeli üzerinden bir araya gelinebileceğine inanıyoruz. Şu andaki Türk-İsrail ilişkilerini yeterli bulmuyorum. Biz bu ilişkilerin çok daha ileri gitmesini istiyoruz. Bizim iktidarımız döneminde çok daha ileri gittiğini göreceksiniz.”
Ve ekliyordu:
- “Biz Yahudilerden çok şey öğrendik, beni İstanbul’daki dostlarınızdan sorabilirsiniz.”
Belli ki, İstanbul’daki dostlardan sordular:
- “Zat-ı muhteremi nasıl bilirsiniz?”
Cevap da muhtemelen şöyle oldu:
- “Çok iyi biliriz.”

***


Cenab-ı Allah (c.c.), Kur’an-ı Kerim’in Maide süresinin 51’nci ayetinde şöyle buyuruyor:
- “Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır.”
İktidar koltuğuna oturabilmek için Allah’ın ayetlerini hiçe sayan Tayyip Erdoğan, kapalı kapılar arkasında verdiği taahhütlerden dolayı Amerika’daki Yahudi lobileri AJC ve ADL tarafından ‘cesaret’ ve ‘ebedi dost’ madalyaları ile ödüllendirildi.
Kendisine umut bağlayan kitleleri sürekli bir şekilde ‘narkoz’ vererek uyutan Erdoğan da, bugüne kadar ‘ABD/AB/İsrail’ ekseninde ortaya koyduğu icraatlar ile aldığı ödüllerin bedelini ‘fazlası’ ile ödedi. Peki, halen omuzlarında parıldamakta olan ‘siyon yaldızlı’ madalyalara rağmen, Erdoğan’dan İsrail’e karşı ‘ciddi’ bir hareket bekleyenler, Allah’ın ayetinin ‘ne anlama’ geldiğini bilmiyorlar mı?

***

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, devlet idaresine hâkim olmaya başlayan Yahudi kökenli ‘dönmelere’ karşı büyük mücadele veren Şair Mehmet Eşref, gün gelip de etrafında ‘mason’ olarak bilinen Musa Kazım Efendi isimli kişinin ‘Şeyhülislamlık’ makamına atanması üzerine, isyan ederek şu dörtlüğü kaleme alıyordu:
Avdetiler ile hükümetimiz
Benzedi devlet-i Yehuda’ya
Bab-ı fetvayı da çıfıtlık edip
Verdiler en nihaye Musa’ya
Dörtlüğün, günümüz Türkçesine çevirisi şöyle:
Benzedi Yahudi devletine
Fetva makamını da ele geçirip
Verdiler en nihayet Musa’ya
Dönmeler ile hükümetimiz
Aradan neredeyse tam bir asır geçti.
Peki değişen ne?..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş