Siz Baykal'a mı, AKP'ye mi karşısınız?

A+A-
Afet ILGAZ

Gözden kaçıyor. CHP’nin yeni yönetiminde hedefteki ya da hedefte olması gereken AKP’ye muhalefet yerine, Baykal’a gizli bir muhalefet yürütülüyor gibi, şaşkın bir stratejinin izlendiği görüntüsü var. Şaşkından da öte, yanlış bir “muhalefet” stratejisi.
Önder Sav’ın teşkilatçı olduğu falan söylenir ki, onun da çok yanlışlar yaptığını, bazı cesur CHP’liler anlattılar. Şimdi stratejistliğe soyunmuş ama bunu, yanlış yürütmekte olan bir “genel sekreter” izlenimi uyandırıyor.
Gürsel Tekin’in adaylığında üstünü çizen 300 kişi kimdi? Hiç kuşkusuz, bir gece önceden başka bir liste yapmayı parti için daha uygun bulan Tekin’e kızan ve bunu önleyen Sav’ın taraftarlarıydı. Gürsel Tekin’in listeye girmesini bile Kemal Kılıçdaroğlu sağlamış. Kurultay sabahı Önder Sav’ın arabasıyla gidip Kılıçdaroğlu’nu evinden alışı da “Saraydan Kız Kaçırma” operasyonunun bir parçası gibi duruyordu. Bunu birkaç kere yazdım. Mozart’ın böyle bir operası vardır.
PM’ye girenler arasında, bir “SAV” soyadına daha rastlıyoruz. Baykal’ın listelerinde hiçbir zaman başka bir “Baykal” olmadı.

Sahillerden oy alabilecek misiniz?
Baykal’a karşı bir dışlama görüntüsü kendini belli ediyor. Ertesi gün, Kılıçdaroğlu Baykal’ı ziyarete gittiğinde, yanında Hakkı Suha ve Gürsel Tekin vardı. Yeni girenlerden de birkaç kişi olması gerekmez miydi? CHP’yi yüzde yirmi yedilere yükselterek “cazip” bir parti haline getiren Baykal’dır, bunu unutmayalım. Eskilerin, yenilerin koşuşarak kurultayı doldurmasında, tek başına Kılıçdaroğlu faktörünün olduğunu kimse iddia edemez. Baykal, partiyi tavizsiz ve “Cumhuriyet”in temel ilkelerini koruyan bir parti yaparak cumhuriyetin son kalelerinden biri yapmıştı. Şimdi bu kale de top atışlarına maruz bırakıldı. Zafer sarhoşluğuyla gülüp duran, kendine güvenini böyle ortaya koyan stratejist (!) Önder Sav, Baykal’a oy verenlerin de küstürülmüş olabileceğini düşünmüyor mu? Gelecek seçimde sahillerden oy alabilecek misiniz? Antalya’dan, İzmir’den oy alabilecek misiniz?
Kılıçdaroğlu halk adamıydı ama Deniz Baykal halk adamı olmakla birlikte ortaya ilkeler koymuş, bunlara bağlı kalan bir liderdi. Şimdi AKP’ye değil, Baykal’a karşı bir strateji gelişmekte olduğu gibi bir görüntü çıkıyor. Çok yanlış. Vefayı falan bir tarafa koyun. Türk halkı vefayı sever, onu gözetir. Ama asıl tehlike vefasızlık değil, partinin yeni vizyonu gibi görünen “yolsuzluklar” vs.. dışında, yeni başkanın ilkelerini belirtip göstermemesidir. CHP’ye oy veren ve önceliği Türkiye’nin siyasi bütünlüğü, bağımsızlığı, anti emperyalist duruşu olan, eğitimli kesimlerden oy alamama riskinin bulunduğunu da çok başarılı (!) stratejist Önder Sav, göstermelidir. Bu iş parti meclisine ve kurultaya taraftar toplamakla olmaz. Bir siyasi birikim, tecrübe ve donanım ister.
CHP’ye ilgisini kaybeden ve kaybedecek olan çok kişinin bulunduğunu ne yazık ki görüyor ve tahmin ediyorum. Onlar CHP’yi Kılıçdaroğlu’yla Baykal’ın işbirliği halinde seviyorlardı. CHP onlarla bir bütündü. Önder Sav’ın başarılı (!) stratejisi CHP’yi bu bütünlükten uzaklaştırdı.

Genel Sekreter sultası
Baykal’ın hazırladığı ve gücün, sayısı çoğaltılacak olan başkan yardımcılarına verilerek sekreterinkinin azaltılacağını öngören tüzük değişikliği apar topar iptal edildi. İsim çizme ile, demokrasinin belki biraz sağlanabileceği düşünülen çarşaf liste de iptal edildi. Baykal’ın Kılıçdaroğlu’na zaten vereceği genel başkanlığın apar topar ve usule aykırı olarak, adeta ondan kaçırıldığı bu durum, insana ümit vermiyor. Adam gibi bir devir teslim yapılacağı yerde, genel başkanın evinden seyrettiği bir kurultayla, seyirci bırakıldığı bir acayip strateji(!)nin uygulandığı bu yeni dönem, kurultaydaki coşkuya ve koşuşmaya rağmen bende, beklenilen başarı konusunda şüpheler uyandırıyor ve aklıma o soruyu getiriyor: Bu strateji, AKP’ye karşı olmak gerekirken neden hâlâ Baykal’a karşıymış gibi bir izlenim veriyor?

Yazarın Diğer Yazıları