Sofra başında niçin sustunuz efendiler?

İsrafil K.KUMBASAR

Riyanın giderek tavan yaptığı, 'niyet okumaların' iyice ayyuka çıktığı demlerden geçtiğimiz az da olsa deşifre edilmeye başlandı.

Küçük şahsi hesaplarına 'büyük davalarını' kalkan edinen nice zavallılar, 'bel bağladıkları faniler' tarafından birer birer 'ters köşeye' yatırılmaya başlandı.

Homurtular, 'gizlenmeye çalışılan öfkenin' iyice kabarmaya yüz tuttuğunun işareti.

Ustaca kurgulanmış, çoğu "İkbal beklentilerime bir hâl gelir mi" endişesini de içeren 'aba altında sopa gösterme' kıvamındaki ifadelere baktığımızda, onca yılın 'nasıl heba edildiğini' çok daha net bir şekilde görebiliyoruz.

Görebiliyoruz da, 'çarkı geri çevirecek yitikleri' yeniden memlekete kazandırabilecek adımlara ne yazık ki tanık olamıyoruz.

Daha yolun başında, finalin ipuçları verilmişken 'üç maymunu' oynayanların, 'kendi vicdanlarını ferahlatma' adına kem-küm etmeleri artık bugün neyi değiştirir ki?

Her lafa "Sözüm meclisten dışarı" diye giren, her paragrafı "Kol kırılır yen içinde" korkusu taşıyan 'laf' cambazları, denizin bittiği yerde 'hakikatlerden' bahsetmeye kalkışsalar artık ne yazar?

Bir ay önce 'adamın hası' diye kutsadıklarını, bir ay sonra 'eşeğin dik alası' diye yerin dibine sokmaya çalışanlar ne kadar inandırıcı olabilir?

+   +   +

'Bugün' belki bir takım gerçekleri gördüler veya 'görmek zorunda' kaldılar.

Ama o gerçekler 'dün' de bütün çıplaklığı ile masanın üzerinde değil miydi?

'Şahsi menfaatleri' mi desek, yoksa 'daha başka sebepler' mi var bilinmez; gördüler, görmezden geldiler; sustular, susturmaya çalıştılar; kamuoyuna habire 'naylon bir mutluluk' tablosu pompalayıp durdular.

'Şeyhi kanatlandırma' becerisinin yüksek olduğu şark topluluklarında 'bilgi', 'liyakat', 'ehliyet', 'hakkaniyet', 'adalet' kavramlarının yerini akıl almaz bir 'afyonlanmışlık' hali alır.

'Hakikatlerin' üzerine çekilen 'yalan' astarı, gün gelir adeta 'atlas' kumaş misali gözleri kamaştırmaya başlar.

İşin iç yüzünü, aslını bilmeyen sokaktaki sıradan insanlar, 'sormak', 'sorgulamak' yerine "Uydum kuru kalabalığa" güdüsüyle denilene, yapılana ayak uydururlar.

Gerçek ortaya çıktığında ise artık yapacak bir şey kalmaz; o 'kısır döngü' yeniden başlar ve tepedeki 'post', 'koltuk', 'mangır' şamatası için zarlar yeniden atılır.

Bu süreçte kimi 'eski oyuncular' için ağıt yakar, kimi ise 'yeni aktörlere' alkış tutar.

Afyonlanmış, 'bilmedikleri' hesaplaşmaların tarafı yapılmış kalabalıklar ise bu süreçte kendilerini yönlendirecek bir 'el işareti' gözlemektedir.

Ta ki 'yeni oyun' oturuncaya kadar.

+   +   +

Vakt-i zamanında bir at ile eşek çayırda otlarlarken, uzaktaki şehirden bir takım gürültüler işitirler.

At "Bir gidip bakayım orada neler oluyor" diye kişneyince eşek, inatla itiraz eder:

-  "Bu sıcakta onca yolu tepmek sana yakışır mı azizim? Bu tür angaryadan işler benim görevimdir." 

Yola koyulurken, "Yarına kadar dönmezsem eğer anla ki başıma bir hal geldi kardeş." demeyi de ihmal etmez

Ne ertesi gün, ne de sonraki günler ortalıklarda görünmez eşek; aradan yıllar geçer.

Bir gün çayırda hüzün içinde otlayan atın kulağına o kadim dostunun anırtıları gelir.

Sesin geldiği yöne doğru koşmaya başlayan at, eşeği bir kaynağın başında kana kana su içerken bulur.

Sevincinden şaha kalkan at, "Nerelerdesin bunca yıldır mübarek?" diye sorar.

Eşek, "Sorma kardeş. Şehre indiğim gün kral ölmüş. Ahali şehir meydanına toplanmış ve yeni kralın seçilmesini bekliyormuş. Adete göre, kral ölünce bir güvercin uçurulurmuş. Güvercin kimin kafasına konarsa, yeni kral o olurmuş. Bu kez güvercin gelip benim başıma kondu ve beni kral yaptılar."  der

- "Peki şimdi niye buradasın kardeş."  

Eşek, derin bir şekilde iç geçirmiş:

- "Ne olacak? Yıllar sonra eşek olduğumu anladılar, saraydan kovdular." 

+   +   +

Onca yıldır, onca 'anırmaya', 'tepinmeye', 'küllerde yuvarlanmaya' karşı gıklarını çıkarmayanlar, günün birinde her ne hikmetse galeyana gelip 'kötü gidişattan', 'haktan', 'hukuktan', 'adaletten' dem vurmaya başlıyorlar.

Buna 'son pişmanlık' mı demeli; yoksa yine 'küçük hesapların' başka bir şekilde dışa vurumu mu?

Varın ona da sizler karar verin.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş