Sömürü-sömüren-sömürge

A+A-
Altemur KILIÇ

Recep Tayyip Erdoğan, duygu sömürüsü, din sömürüsü üstadı. Referandumda evet dedirtmek için, her yörenin özelliğine ve beklentilerine göre, duygu sömürüsü yapıyor... Bunun en fazlası  “Başörtüsü” üzerinden din sömürüsü; İmam Hatip belagatiyle bunu çok iyi yapmakta... Önceki gün, Diyarbakır’da komşu yörelerden getirilmiş yirmi bin kadar kişiye, evet dedirtmek için başarılı bir şov sahneye konmuştu!.. Konuşmadan evvel ortamı hazırlayan anonslar ve belirlenmiş noktalarda, ayarlanmış alkışlarla!
Erdoğan başarılarını anlattı, gelecek için büyük vaatlerde bulundu... “Ne mutlu Türküm diyene” demesini beklemiyorduk, ama tahmin ettiğim gibi,  “Kürt kardeşlerine”, hiç olmazsa “Türk Milleti”  diyemedi.
Erdoğan’ın becerisi, her yörede ayrı konuşması ve yerel nabızlara göre şerbet vermesi!
Aslında acı olan, Erdoğan’ın bu yöntemi Türkiye’nin bölünmüşlüğüne hizmet ediyor... TC Başbakanı, Doğu ve Batı arasında uçurumu doldurmak bir tarafa, derinleştiriyor! Uçurumu kaldırmak, devlet adamlığı iradesi ister! Nerede?

Ana tema
Diyarbakır konuşmasındaki ana tema  “12 Eylül sömürüsü”  idi... Ve bunun üstünden açıkça Türk Ordusu’ndan şikâyet, orduyu halka gammazlamak!... Ordu hep yollarını kesmiş!
Anayasa paketinde 12 Eylül sorumlularının yargılanması, “Paket” hapının tatlandırılarak yutturulması! Hemen hemen herkesin kolaylıkla yutacağı bir hap!

Diyarbakır Cezaevi
12 Eylül döneminin sembol olmuş, hakikaten dehşetengiz “Diyarbakır Cezaevi” ni -bu işkenceler evini- Erdoğan, yeni cezaevi inşa edilince, herhalde dinamitlerle, havayifişekler attırarak yıktıracak. Ne var ki, Diyarbakırlılar bu binanın müze olmasını istiyorlarmış... TSK’ya karşı bir anıt olarak! Seyit Rıza’ya anıt dikilirse neden olmasın!
 Erdoğan, Diyarbakır Cezaevi’ni yıkmadan önce acılar binası Silivri Cezaevi’ni de yıksa... Günümüzde, kendi desteğiyle devam eden “Ergenekon sürecini” bitirse... Ne gezer; bu sürecin savcısı bizzat kendisi! Keşke, hiç olmazsa merhamet ve şefkatini, Silivri ve Hasdal’da, yıllarca, aylarca yatanlardan da esirgemese! Ama şu sırada bu şefkat, evet oyları getirmez! Ancak bu konudaki tutumu ve ilgisizliği acaba  “Hayırlara” vesile olmayacak mı? Göreceğiz!
Yakın tarihimizde böyle acılar karanlık sayfalar var; 27 Mayıs darbesi ve sonra yaşananlar da en azından anılması gereken olaylar. Acaba Erdoğan İstanbul’da Yassıada’ya gidip konuşmasa da, bu adaya nazır bir yerde, bu acılar adası konusunda da duygu sömürüsü yapmayı düşünmez mi?
Erdoğan, Diyarbakır konuşmasında, DTP’nin Özerk Kürdistan’ı ilan etmesi hususunda “lal-ı epem”, dudakları kilitli! Ama gizli bir projesi var gibi; 12 Eylül’den sonra daha da güçlenince, Anayasayı tümüyle değiştirecek! Belki de, bu yeni Anayasa ile TÜRK kelimesi -kimliği- tamamen ortadan kaldırılır, yerine “Anayasal Vatandaşlık” olur... Kendileri “Türkiye Türklerindir demek yanlıştır”  demedi miydi!
Önceki gün Diyarbakır’da bir Türk Başbakanı, Devlet adamı konuşmadı, her nabza göre şerbet veren, her yörede ayrı konuşan, evet dedirtmek için her şeyi yapmaya hazır, her yolu aracı kullanan, bir politikacı konuştu. Duygu sömürüsü yaptı! Ama Türk halkı, sömürge halkı mı? Sömürülmeye müstahak mı? 12 Eylül’de göreceğiz!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları