Sonbaharda huzur aramak...

A+A-
Gülay TUNÇEL

Bu hafta bir huzurevini ziyaret ettim. Bir sürü dost edindim. Kocaman bir ailenin içinde vakit geçirmekten çok mutlu oldum. Her birinin farklı hikayelerini dinlemeye çalıştım. Birlikte güldük, duygulandık, ağladık. Beklentileri ortak; sağlıklı yaşam, huzur, sevgi, saygı, dostluk, yalnız kalmamak, sosyal hayattan kopmamak...

Teyzelerimizden biri anlatıyor...

"Bizim evlerimiz var. Akrabalarımız, torun, torba hepsi var. Ancak biz eşimizle burayı seçtik. Çok mutlu ve de rahatız. İstediğimiz zaman giriş, çıkış yapıyoruz. Zaten önümüz yaz. Yazlıkta üç ay kalacağız. Sonra tekrar geleceğiz. Sen sormadan hemen cevap vereyim. Teyze niye burayı seçtin diye soracaksın."

Sormayacaktım. Ama peki sordum. Neden burayı seçtiniz?

"Güzel evladım. Hayatın ne getirip, ne götüreceğini bilemeyiz. Çok güvenli. Rahat. Yaş hastalığı diye gerçek bir şey var. Kimseyi rahatsız etmeden istiğimiz gibi yaşamayı tercih ettik. Yanlış algı var. Sanki buraya gelenlerin kimsesi yok gibi. Bizim de ailelemiz var...

Biraz nefeslendikten sonra devam ediyor...

"Burasını da ikinci ailemiz olarak tercih ettik. Çok mutluyuz. Bakın şu zamanda kimin evinde, her an başvurabileceği, yardım isteyebileceği doktor, hemşire, yardımcı, aşçı var... Burada kültür, sanat, spor... Her türlü imkan sunuluyor. Aynı yaş grubunda arkadaşlarımız, sohbet edeceğimiz kişiler olunca kendimizi çok daha iyi hissediyoruz. Sosyal hayattan da kopmuyoruz."

Çocuklarınız size sitem etmiyor mu?

"Evladın bile olsa yanında, kaç kez bizi dışarı çıkarır, gezdirir... Yapamazlar.. Çünkü herkes çalışıyor. Herkesin kendine göre işi gücü var. Kuşak farkı var. Hayat çok hızlı akıp giderken, çok şey değişti. Kendimizi güvende hissetmek istedik."

                                               ***

Keyifli sohbete bir amcamız da katılıyor...

"Buraya yerleşebilmek için iki yıl bekledim. Sıra hemen gelmiyor. Dostluklar çok kıymetli. Akrabandan, ailenden böyle ilgi, alaka, saygı, değer bazen göremezsin. Kendimizi çok iyi hissediyoruz. Hayatta nefes aldığın sürece ne bekler insan; sevgi, saygı, huzur. Gerisi boş. Dünyanın en zengini ol, işinin patronu ol... Doğanın kanunu; doğduk, büyüdük ve artık yaşlandık. Sonbahardayız. Ömrümüzün yettiği kadarını kalanını iyi geçirmek. Ne olursan ol. Bir süre sonra uzun yaşıyorsanız bakıma muhtaç olursunuz."

Alışmak zor oldu mu?

"Yaşlanınca alıngan oluyorsun. Etrafındaki kalabalık azalıyor. Bir nevi yalnızlaşıyorsunuz. Gerçi Bizim evde öyle olmaz da... Genel anlamda iletişim kopukluğu, davranışları yanlış anlayabilirsiniz vs.. Aslında özeti insan kendini değersiz hissettiğinde ya da hissettirildiğinde. İşte o zaman yaşam zorlaşır, yorulursunuz. O yüzden elden ayaktan düşmeden kendi tercihimle burayı seçtim. İlk başlarda karar verme aşamasında zorlanmadım desem yalan olur. Çünkü ataerkil bir toplumuz. Kalbim ile beynim aynı anda komut vermeli diye kendi kendime konuştum. Hassas adamım. Etraf ne der!.. Bak bak... Babasına bakamadılar, evini barkını terk etti. Buralara düştü derler mi konu, komşu diye çok sıkıntı yaptım. Ama hayat benimdi. Hanım ölünce biz erkekler hanımlar gibi birinin yanına sığınamayız. Kendime yediremezdim..."

Sohbetimiz, mutlu, sağlıklı ve uzun ömür dilekleriyle tamamlanıyor...

İyi pazarlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları