Sonuçlar içimize sinmedi

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Bu yazı kaleme alındığında parlamenter sistem kayıp etmiş görülüyordu ki, ilginç gelişmeler oldu. Yüksek Seçim Kurulu skandal niteliğinde bir karar aldı.

Nedir o derseniz; şudur: "Sandık kurulunca mühürlenmemiş oylar, dışarıdan geldiği ispatlanmazsa geçerli olur" dedi.

Bir çuval mühürsüz 'evet' oyunu getirip, birinin sandığa koyduğunu kabul edersek bunu kim ispat edecek?

Bu bir.

İkincisi; seçimin, bir kanunun, ilkeleri, şartları yok mu?

Kanunda yazılı değil mi?

Yazılıdır.

Oy pusulası sandık kurulunca oy verilmezden evvel anında mühürlenerek hazır hale getirilir. Oy verme saati başlayınca bu pusulaları, her bir seçmenin nüfus cüzdanına bakarak kendisine verir ve seçmen, gizli bölmede oyunu kullanarak kapalı zarfla getirip şeffaf sandığın içine atar.

Durum budur.

Siz bunun yerine sandık kurulunca "arkası önceden mühürlenmemiş oy pusulaları da geçerli olur" dediniz mi, biri gider matbaada milyonlarca oy bastırır getirip, bunu sayın derse ne yapacaksınız?. 

Bir başka husus da referandum sonuçlarının açıklanması ile ilgili.

Anadolu Ajansı "oyların yüzde 95'i tamam. Türkiye sonuçları budur" dediği saatlerde, Ümit Özdağ Fox Haber'de, hem yukarıdaki durumu anlattı ve hem de Yüksek Seçim Kurulu'nun, oyların henüz daha yüzde yetmişini saydığını söyledi ki, bu da oldukça ilginç ve bir o kadar da büyük bir çelişkinin göstergesi.

Öte yandan CHP, 2.5 milyon oya itiraz ettiğini söylüyor.

Bir başka haber; Doğu Anadolu'nun bazı illerinde sandıklar, vatandaş dışarı çıkartıldıktan sonra sayım yapıldı diye eleştiriliyor.

Ee?

Bu oylama, insanların içine sinmemiş görülüyor.

Başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere seçimlerin güvenliğinden ve yapılan işlemlerin adil olduğundan emin olmazsak, verdiğimiz oyların anlamsızlaştırıldığı sonucuna varırsak, bu durumda ne olacak?

Dolayısı ile güvenli bir seçime ve sonuçlarına ikna olmamız gerekecektir. Aksi takdirde, bundan sonrası şaibeyle gelen bir yönetim olarak görülecektir.

Bir başka soru daha dillendiriliyor. O da başta İstanbul olmak üzere bütün önemli büyük şehirlerde 'hayır' çıktığı halde nasıl oluyor da Türkiye ortalamasında 'evetler' önde oluyor?

 Şüphesiz bunun tartışmaları sürecektir. Özellikle sonuçların şüpheleri giderememiş olması, büyük toplumsal kitlelerin ve geniş halk dalgalarının kabaran çalkantısını siyasete yansıtacaktır.

Referandum sonuçlarının kaybeden tarafı kimdir derseniz. Cevap açıktır: MHP!

Birincisi, amacına ters davranarak bir çeşit harakiri yaptı.

İkincisi, uzun yıllardır seslendirdiği ve itiraz ettiği tüm sözleri yuttu. Tersini yaparak, tarihi çelişkisini ortaya koydu.

Üçüncüsü, kendisine bağlı olan tabanı yok saymakla, kendisinin yok sayılacağının en canlı örneği olmayı seçti. Bir çeşit deneysel olarak taban-parti ilişkisinde tabanın yok sayılması durumunda neler olacağı fiilen gösterilmiş oldu.

MHP'nin etkin olduğu bütün seçim bölgelerinde, AKP-MHP birlikteliğinin dibe vurduğu net olarak görülmektedir.

Kısmi birkaç katılım dışında MHP seçmeninin genel çoğunluğunun, Bahçeli'ye uymadığı kesin olarak ortaya çıkmıştır.

  • Yorumlar 16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları