“Sonun Mübarek olsun!”

A+A-
Afet ILGAZ

Başbakanımız Mısır’a, Mübarek üzerinden tavsiyelerde bulunup akıl öğrettikten sonra, Mısır’dan zehir zemberek cevap geldi: “Türkiye iç işlerimize karışmasın” diye. Bunu da pek çok kimse duymamış, gibi yaptı. Demek ki eşbaşkanlık böyle bir şeymiş. Çünkü bu laflar edilmedin bir kaç saat önce Obama da aynı lafları etmişti. Sinan Ogan’ın teşhisi ile, “erken doğum” yaptırılması uygun bulunmuştu Mısır’daki halk hareketine.


Halk hareketi kendi yatağında akmaya devam ediyor
Oysa biz kendi işimize bakmalıydık. Ankara’da iki gündür akan gözyaşının haddi hesabı yok. OSTİM’deki ihmalden ve kayıtdışılıklardan meydana gelen patlamalarda ölenlerin ana babalarının anlattıkları, yoksulluk faciaları, biliyorum ki gene gözümüzü açmıyacak. Kömür madenindeki patlamalarda ölenler için de “Bu mesleğin kaderinde var” demiştiniz. O kaderin bir parçasının da önlem almak, “iş hayatında namuslu olmak” olduğunu çok çabuk unutacaksınız. Ankara’da yürüyen ama gidecekleri yere sokulmayan işçilerin önünde yürüyen CHP’li milletvekillerini kutlarım, sağolsunlar. İşçilerin pankarlarından birinde ne yazıyordu biliyor musunuz? “Sonun Mübarek olsun!”


Sınırsız liberallik
Sınırsız liberallik, tanımı açısından biraz yanlış olabilir. Liberallik yahut sınırsızlık demek de yeterli olabilirdi ama böylesinin yazımız amacına daha uygun olacağını düşündüm.
Ekonomik formülü olan “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”in hayata uygulanması acı oluyor. Eğer liberalliği özgürlüklerin rahat ve geniş kullanılması anlamında düşünürseniz iyi de ona ölçüsüzlük veya sınırsızlık niteliği katarsanız günün birinde “ihtilat” yapıyor.
Sınırların insana sadece zarar verdiğini düşünmekten kaynaklanan biir algı yanlışlığını içeriyor da ondan. Mesela aile, bozulduğu zaman düzeltilebilecek bir kurumdur ama bunu yok sayar yahut sınırsızlık ve ölçüsüzlükle kullanmaya kalkarsanız olmuyor. Çünkü, gene mesela aile de yaratılışın (buna fıtrat da denir) korunması için konulmuş ölçüleri gözetmezseniz, bu doğrudan doğruya insana ve hayata zarar veriyor; kadına da erkeğe de.
Vatan için sınır tanımıyorlar. Biz dünya vatandaşıyız diyorlar. İnsan ilişkilerinde sınır tanımıyorlar. Ensesti doğalmış kabul ediyorlar. Aileyi, bozulduğu vakit tamir etmeye veya düzeltmeye girişecekleri yerde onu çiğneyip geçiyorlar. Sonuçta insan hayatı, çokça da kadın hayatı oluyor, ölüm oluyor. Binlerce yıllık insan tecrübesiyle çizilmiş, tanzim edilmiş sınırları yahut çerçeveyi, yahut doğal şekli tanımamış oluyorsunuz yani. Yaşadığınız topraklara da zarar veriyorsunuz. Onun korunması, kurtarılması, küçümsenen değerlerden oluyor. Onun acıları, yoksulluk, kötü yönetimler, tahrip edilmesi, gözden çıkarılması, sizin “değerli” dikkatlerinizden kaçıyor. Orda da, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler, denilen fersude anlayış, bu eğlimlere yön veriyor. Kısaca yeryüzündeki milletlerden ve onların mensuplarından, idraki bozulmamış herkesin yapacağı dikkatleri, itinaları, sevgileri ve sevinçleri siz tanımıyorsunuz. Bir tek rehberiniz oluyor. Hiç yontlmamış, terbiye edilmemiş, eğitilmemiş, koskoca bir “nefs!”

Yazarın Diğer Yazıları