Sorgulama ve hesap verme zamanı

Kürşad ZORLU

Süslü laflara gerek yok. Diyarbakır’daki hain saldırının ardından hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. En önemlisi, bu ülkede barış ve huzur isteyen insanların  “kan dursun, gözyaşı bitsin”  diyerek pek çok şeyi sineye çektiği bir dönemde yapılan böylesine alçakça, kalleşçe ve barbarca saldırının umutları tamamen yok etme tehlikesidir.
Bundan böyle ne demokratik açılım zırvaları ne de kahramanlık hikayeleri günü kurtarmaya yetmeyecektir. PKK’nın vereceği muhtemel bir eylemsizlik kararı, kalleşliğin habercisi olarak algılanacak ve BDP bugünden sonra TBMM’ye gelerek yemin etse bile Türk milletinin vicdanında her hangi bir anlam ifade etmeyecektir. Gerçi onlar için bu Türk milletinin ne düşündüğünün bir önemi yoktur. Onlar sadece kandan, gözyaşından ve ihanetten beslenmektedir. BDP yetkililerinin 13 şehidimizin haberinin yayınlandığı dakikalarda bile Türkiye Cumhuriyeti Devletine örtülü tehditler gönderebilmesi, meselenin vahametini açıkça ortaya koymaktadır.
Evet, bugün ülkemiz açısından kara bir gündür.
Devlet âcizlikle, millet ise öfke, telaş ve endişe ile terbiye edilmektedir.
Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devletin her kademesinde yapılan açıklamalar yüreğimizdeki yangını söndüremeyecek kadar geçmişi hatırlatmaktadır.
Biliyorum...
Şimdi ekranlarda ve yazılarında “bu katliam karşısında daha çok barış istemeliyiz”  diyenler olacak; sabır, sükunet ve itidal çağrıları yapılacaktır.
Doğrudur... Bu çağrılar özünde bir yanlışlık içermemektedir. Herkes acısını ve öfkesini Türk milletine yakışan bir vakar içerisinde taşımayı bilmelidir.
Fakat insan söylemekten kendisini alıkoyamıyor...
Barış isteyen biziz, savaş isteyen onlar; sineye çeken biziz, tehdit savuran onlar; dahası şehit veren biziz, elini kolunu sallayarak dolaşan onlar.
Peki kim onlar?
Bir avuç çapulcu... Öyle mi gerçekten...
Cumhurbaşkanı’nın,  Başbakan’ın ve Silahlı Kuvvetlerin açıklamasına bakarsanız böyle.
Ama söyler misiniz, dünyanın en kurumsal ve en güçlü ordularından birisi olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensupları öğlen vakti kaçırılabiliyorsa, ansızın ve defalarca pusuya düşürülüp şehit edilebiliyorlarsa ve teknolojinin bu kadar ilerlediği bir ortamda siz onları BBG evi gibi bulamıyorsanız, o gücünüzün ve kudretinizin sorgulanmasına ışık yakıyorsunuz demektir. İşte en tehlikelisi budur. Sorumlusu ise demokrasi ve hukuka inanıyorsak siyasi iktidardan başkası değildir. Eğer istihbarat eksikliğiniz söz konusuysa, savaş gücünüzde ve yönteminizde bir yanlışlık varsa, bunu düzeltecek irade hükümet etme gücünü elinde bulunduranlara aittir.
Devlete ve onun silahlı kuvvetlerine karşı halkın geniş kesimlerinde görülecek bir güven kaybı, sanırım hiç birimizin istemeyeceği bir sonuçtur. Bu yüzden herkes aklını başına almalıdır. Sorunun nasıl çözüleceği belirlenmeli ve bir an önce eyleme geçilmelidir. İlgili tüm taraf ve kurumlar çözüm adına eteğindeki taşı dökmeli ve hangi şekilde olursa olsun teklifini Türk milleti ile paylaşmalıdır. Belki de ilk önce BDP’den başlanmalıdır. Onların bu sorunu çözmek yerine, bu ülkeyi bölmekten başka amaçlarının olmadığını herkes iyice anlamalıdır.
Emin olun, yukarıda yazılanlar bu ülkeyi seven, birlik ve beraberliğe inanmış Kürt kökenli yurttaşlarımızın aklından ve yüreğinden geçenlerle birebir örtüşmektedir...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş