Soykırımı?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum liderliği,  “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti”  ünvanını Kıbrıs’ta soykırımı siyaseti ve teşebbüsü ile, adaya gizlice soktuğu 20 bine yakın Yunan askerinin gölgesinde elde etti. Hâlâ, bu ünvanın arkasına saklanarak Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkma oyununa devam etmektedir. 46 yıldır devam eden oyunun son perdesi  “Talat-Hristofyas”  görüşmeleri ile açılmış oldu. Karşılıklı yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki henüz karşılıklı vizyonlar arasında derin uçurumlar vardır. Uzlaşma olabilmesi için Sayın Talat’ın Hristofyas’ın çizgisine gelmesi yani (1) 1960 Cumhuriyeti devam etmektedir, (2) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yoktur, (3) 1960 Anayasası gül gibi çalışmaktadır, (4) Bu anayasayı tadil ederek, (5) Zaten üniter olan 1960 devletini (6) Federal bir idareye dönüştüreceğiz ve (7) 1960’daki Türk haklarından şikayetçi olmalarına rağmen bu kez benzeri ve daha karışık haklarla uzlaşmaya varılacaktır.
Soruyoruz, 1963-74 arasına tek bir Türkün bile öldürülmediğini açıklayan Rum liderler, hâlâ Kıbrıs meselesini 1974’de başlayan bir istila meselesi olduğunu savunmaktadırlar. Gelecekte, yeniden böyle bir hatıra kaybına uğramamaları için Rum tarafını  “soykırımına teşebbüs”  suçu ile Adalet divanına sevk etmemiz gerekecektir. Soykırımı suçunun zaman tahdidi yoktur.
Bu davayı, Kıbrıs meselesini bilmeyenler de bilsin, Rum’u  “meşru hükümet”  addederek meseleyi  “Türk işgali”  olarak görmekten vazgeçsinler, AB Türkiye’ye  “şu Kıbrıs Hükümetini tanı”  baskısından vaz geçsin diye de açmak gerekmektedir. 46 yıldır bu suçlu ekibi  “Meşru Hükümet” olarak tanıyan ABD ile Garantör İngiltereyi ve Sovyetlerin devamı Rusya ile diğerlerini utandırmak için de buna gerek vardır.
Kıbrıs’ta, Enosis için, Türk halkından kurtulmak niyetini, planını, hazırlığı ve eylemini kanıtlayacak deliller, Rum liderliğinin zamanındaki açıklamaları ile de teyit edilmiştir. Yapılanları Rumlar unuttular ve unutturdular diye bizim de hafızamızdan silmemiz gerekmez. Askerden de arındırılmış olacak yeni ortamda, Rum tarafında halen kurulmaya başlamış olan yer altı örgütleri yeniden darbeye başladıklarında, Anayasa işlemiyor diye yeniden sokağa atıldığımızda halimiz ne olacak?  “Rumlar bunu yapmaz artık”  diyen var mı? Niye yapmasın? 1960’dan 1974’e kadar yaptıklarının cezasını görmemiş, aksine gaspettikleri bir ünvan altında sefasını sürmektedirler. Cinayetlerinin, soykırımı teşebbüslerinin sefasıdır bu! Yaptıklarının mükafatını AB üyeliğinde de görmektedirler. O halde, bunlarla yapılacak her hangi bir anlaşmanın kalıcı olabilmesi için bizim, 1963-74 yıllarının olaylarını devamlı gündemde tutmamız gerekmektedir. 1963-1964’deki kayıplarımızın kemikleri peyder pey kuyulardan çıkarılmaktadır.
Geleceği sağlama bağlamak için, suçlular, geçmişte yaptıklarının cezasını çekmeli, halkımıza gereken tazminatı vermeli,  “Kıbrıs meselesi 1974’de başladı”  yalanından vazgeçmelidir. Bunları 46 yıldır büyük bir aymazlıkla  “meşru Kıbrıs Hükümeti”  olarak destekleyenler ve  “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk askerinin gölgesinde kurulduğu için tanımıyoruz”  rahatına yatmış olanlar da Rumların meşru hükümet ünvanını Yunanistan’dan getirdikleri 20 bin Yunan askeri ile binlerce, gizlice silahlanmış teröristin silahları altında gasp ettiklerini bilmeli ve bu soykırımın suçlusu Rum idaresini Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıdıkları ölçüde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de tanımaya başlamalıdırlar. Taraflara eşit muamele kalıcı bir uzlaşmanın temeli olacaktır. Çünkü bu temel iki egemen halka ve iki devlete dayanmış olacaktır. Talat-Hristofyas görüşmeleri bizi yeni 1963-64’lere götürecektir. Herkes gerçekleri görsün ve ayağa kalksın.

Yazarın Diğer Yazıları