SÖYLENMEDİK NE KALDI?..

Hulki CEVİZOĞLU

Hakkari’nin Irak sınırındaki Aktütün Karakolu’na PKK’lı teröristlerin geçen hafta sonu saldırmasıyla şehit olan 17 vatan evlâdımızın acısı sürüyor.
Bu kaçıncı saldırı, bu kaçıncı şehit?..
Bu kaçıncı demeç, kaçıncı vaat?..
Orhan Veli’nin dediği gibi,
 “Neler yapmadık bu vatan için
Kimimiz öldük, kimimiz nutuk attık!..”
PKK.. terör.. şehitlerimiz.. hatalar.. kuşkular.. önlemler.. ve politikacı yalanları...
Sahi söylenmedik ne kaldı?..

SORULAR.. CEVAPSIZ SORULAR..
Yaklaşık 25 yıldır aynı filmi -politikacıların basiretsizliği ve oy avcılığı yüzünden- tekrar tekrar seyrediyor Türkiye.
Akla gelen tüm sorular, bugüne kadar soruldu, gazeteler yazdı:
 - Önceki Genelkurmay Başkanı E. Org. Büyükanıt, “Sınırlarımızı BBG evi gibi gözetliyoruz” demişti. Şimdi PKK mı bizim karakollarımızı gözetliyor?..
- Hani ABD “anlık istihbarat” veriyor, biz de vuruyorduk?
- Hani, sınır ötesine 100 bin kişilik “büyük kış operasyonu” yapılmış, kökü kazınmıştı?
- Hani, gidilemez denen Kandil Dağı bile günlerce bombalanmıştı?
- Hani, termal kameralar, insansız gözetleme uçakları, vs, vs vardı. Bunlara ne oldu?
- Çatışma mı oldu, sınır ötesinden ağır silah ve havan toplarıyla saldırıya mı uğradık? Çatışma olduysa; yaklaşık 400 terörist nasıl kaçabildi?.. Sınır ötesinden ağır silahlarla, topçu atışları olduysa; bu hedefler kolay yer değiştiremez, kaçamaz. Bunlar niçin yerle bir edilmedi?
- Hani, “demokratik çözüm” çözümdü?
- Hani, “düz ovada siyaset yapsınlar, Meclis’e girsinler” di?.. Zaten Meclis’te değiller mi?.. DTP saldırıyı kınamadı bile!..
- Terörist başı Abdullah Öcalan elinizdeyken, örgütü nasıl böyle eylemler yapabilir?.. Hani, idam edilmezse sorun çözülürdü?
Ve benzeri sorular...
Hepsi yıllarca ve şimdi soruldu, yazıldı.
Sorulmadık ne kaldı?..
Siyasetle ilgili, “demokratik çözümün” yararlı olacağını düşünenler başarılı oldu mu?.. Örneğin, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile birkaç gün önce bayramlaşan, “tokalaşan” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli?..
Dışişleri Bakanı iken resmi konutta Leyla Zana ve arkadaşlarını ağırlayan, Cumhurbaşkanı olunca da Çankaya Köşkü’nde onları kabul eden Abdullah Gül?..
Hangisi çözüm oldu?..
Öcalan’la ilgili iki hafta önceki Ceviz Kabuğu programına ileti gönderen izleyiciler şunu da sormuşlardı: “Türk Ordusu’nun tutuklu generalleri cezaevinde düşüp komalık olurken, terörist başının hiç mi tansiyonu yükselmiyor, nedense hiç hastalanmıyor, bu nasıl bakımdır?..”

IRAK SINIRI TERÖR İÇİN ÇİZİLMİŞTİ
Bu arada, Irak sınırımızın zorluğu gündeme getirildi. Bu da çok eski bir tartışma konusu. Burada da hemen her şey geçmişte söylendi, yazıldı.
Bakınız 4 Kasım 2007’de Fikret Bilâ’nın yazı dizisine konuşan eski Genelkurmay Başkanları neler söylemişti:
Doğan Güreş: “ABD ve AB, Türkiye’nin bölünmesini istiyor! Türkiye için bölünme riski var. Çünkü, geçmişten gelen bir hedefi var. (...) Barzani ve Talabani de aynı hedefin peşindeler. Bunu ABD de istiyor. İşte ellerinde Türkiye’yi bölünmüş gösteren haritalar var. Cheney de istedi bunu. Kim Cheney? ABD Başkan Yardımcısı. (...) Bunu söyleyen Amerika. Buna dikkat etmek lazım. AB de bunu istiyor mu? Evet, istiyor. Hedefleri var, nedir hedefleri? Türkiye’nin küçülmesi. Bir gün gelecek, birisi ne diyecek biliyor musun, benim korkum o: ’Bunlar başımıza bela, verelim gitsin’diyecek ve bakacaksınız Hakkari gitmiş, Barzani’nin olmuş. (...) Acaba Büyük Kürdistan’a gidiliyor mu? Evet, gidiliyor. Emareleri belli. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney bunu söylüyor.”
Kuzey Irak’a üç büyük sınır ötesi harekâtı gerçekleştiren ve 28 Şubat sürecini yaşayan Emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı: “Irak’la hududumuz dağların zirvesinden geçiyor ve kontrolü çok zor. Bu, İngiltere’nin yaptığı bir iş. Bence, ileriyi düşünerek yapmışlar. PKK sınırın bu özelliğinden yararlanarak sızıyor.”

BURAYA DİKKAT!..
Oysa bu konu çok daha eskilere gidiyor. Ta 1919’a.. 21 Temmuz 1919’da, İngiliz Yüksek Komiserliği Müsteşarı T.B.Hohler ülkesinin Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği yazıda şöyle diyordu:
“(...) Bana öyle görünüyor ki, Mezopotamya’nın bizim olacağı kesin gibidir. Öyleyse Mezopotamya’nın bir kuzey sınırı olacaktır; bu sınır ovada değil, dağda olacaktır, o dağlar esas itibariyle Kürt’tür, dolayısıyla bize bir Kürt politikası lazımdır ve Kürt beyleriyle iyi geçinmemiz gerekir ki onları kullanabilelim. (...) Burada her renkten Kürt bulunduğunu, onlara güvenilemeyeceğine tarihin de tanıklık ettiğini akıldan çıkarmamak gerekir. Unutmamak lazım ki, Kürtler de Türkler de Müslüman’dırlar... Majesteleri hükümetinin niyeti Türkleri sonuna kadar zayıflatmaktır, Kürtleri Türklerden ayırmak da kötü bir plan değildir, dikkatle ve sabırla hareket edilirse bunun büyük ölçüde başarılabileceğini düşünüyorum..”
Söylemekten hoşlanmıyorum ama, bu ve benzeri pek çok belgeyi, açıklamayı, gelişmeyi, ihaneti “Ya Sev Ya Sevr” adlı PKK’yı anlatan kitabım ile “1919’un Şifresi” adlı o dönemi anlatan kitabımda bulabilirsiniz.
Ben yazmaktan bıkmadım, ama anlaşılan o ki okumaktan bıkanlar ve hatta hiç okumak istemeyenler var.
Hem de milyonlarca.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş