Söze değil, görülene ve yapılana bak!..

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Vatandaşı aldatma tekniklerini geliştirmiş bir kısım laf ebesi siyaset erbabı, Türk Milletinin birlik ve bütünlüğünü dağıtacak yolda büyük başarılar (!) elde ediyor. Aslında bunların hiçbir sözüne inanmak caiz değildir; ama benim saf milletim, kaçıncı defa aldatılıyor da, hala uyanamıyor. Büyülenmiş gibi, aldatılmakta hikmet arıyor. Ancak bölücü terör örgütü PKK’ya dönük konuşmalarda teknik değişiyor. Bazen öfkeyle ayağa kalkıyorlar, ama hemen arkasından pısss diye sönüveriyorlar. Hep dağ fare doğuruyor. Bu siyaset erbabına Erdoğan’dan bazı örnekler verelim:
Teröristleri kastederek; “Bunlar acımasızdır. Bunlar kandan beslenirler... Çok açık net söylüyoruz, biz terörle mücadele ederiz, siyasi iradeyle de müzakere ederiz. Bizim anlayışımız budur”  şeklinde konuşulduğu sırada, meğer devlet; 2006’dan beri PKK ile görüşme masasındaymış. Sonunda, bu  “kandan beslenenlerin” elebaşısı Apo ile İmralı’da, ülkemizi  “paylaşım mutabakatı” yapılmış. Habur ve Oslo’da, terör üssü Kandil ve Avrupa ayağıyla müzakere halindeymiş. Yine, BDP’li Kışanak ve yoldaşlarının Kandil’den inen teröristlerle dağda kucaklaşması üzerine;  “Meclis’te böyle milletvekili olamaz. Yargı görevini yapacak, biz de gerekeni yapacağız. Bunu yapmazsak iki dünyada hesap veremeyiz”  deniyor ama, hesap da, iki dünya da unutuluveriyor.  “Bunlar”  hâlâ Mecliste ve Türkiye bütünlüğüne saldırılarını sürdürüyor.  “PKK istediği için değil, kendimiz istediğimiz için bu açılımları yapıyoruz” kabilinden, özrü kabahatinden beter cümleler kullanmakta sakınca görülmüyor. Etnik parçalanmanın adı;  “Milli birlik ve kardeşlik projesi”  yapılmış, daha ne söyleyelim. Şıracının şahidi...
Şimdi de Erdoğan’ın Diyarbakır’da heyecanlanıp ailece gözyaşı döktüğü, Barzani görüşmesindeki konuşmadan bir pasaj verelim:  “Bugün de Molla Mustafa’nın oğlu değerli dostum Mesud Barzani’yi Diyarbakır’da misafir ediyorum. Merhum Kadı Muhammed’in dediği gibi, Allah’a, dine, İslam dininin önderine inanmış Müslüman milletinde nasıl ki dürüstlük ve sadakat varsa bütün bu özellikler Molla Mustafa Barzani’de de vardır.”  Başbakanın fetvasına sığındığı Kadı Muhammed kimdir bakalım: İran topraklarını işgal eden Sovyetlerin, 22 Ocak 1946’da kurdurduğu kukla Mahabat yönetiminin başına getirdiği kişi. Askeri gücün başına getirilen de Mustafa Barzani. 17 Aralık 1946’da Sovyetler buradan çekilince, şehre dönen İran ordusu, Kadı Muhammed ve adamlarını yakalayıp idam etmiş, Mustafa Barzani kaçarak, Irak’a sığınmıştır.
Başbakanın bir “Kürtçü” den bir “Kürtçü” ye şahidini gördünüz mü?
Şu, Türk düşmanı Barzani’nin babası, Erdoğan’ın şahidinin “Allah’a, dine, İslam dininin önderine inanmış” diye tarif ettiği Mustafa Barzani’yi de kısaca tanıyalım:
1958’de General Abdülkerim Kasım Irak’ta, Moskova yanlısı kanlı bir ihtilal yapıyor. Irak Kralı Haşimi sülalesinden Kral II. Faysal, Veliahd Prens Abdülillah dahil birçok devlet adamı öldürülüyor. O sırada Moskova’ya kaçmış bulunan Mesut Barzani’nin babası Mustafa Barzani Irak’a getirilip, 1959’da masum Kerkük Türkmenlerine yapılan katliamın başına geçiriliyor. Pek çok Türkmen’in elektrik direklerine asılarak, otomobillere bağlanıp caddelerde sürüklenerek vahşice katledildiği bu insanlık dışı saldırıyı, Talabani’nin de bulunduğu Molla Mustafa Barzani’nin yönettiği Kürt Demokrat Partisi (KDP)’nin komünist milisleri gerçekleştiriyor. Her şey bugün yaşananlara ne kadar da benziyor değil mi? Bundan ders alabiliyor muyuz? Belli değil.
Türk Milletinin Başbakan yaptığı Erdoğan’ın bağrına bastığı dostlarını beğendiniz mi? Acaba Erdoğan’a bu konuşmayı,  “uçakta çok tartışarak belirledik” diyen yardımcısı Atalay mı dikte ettirdi? Hükümetin haberinin olmadığı anlaşılan bu tehlikeli sözler, Erdoğan’ın bilgisizliğinden mi kaynaklanıyor? Açıklanmalı ki öğrenilsin.
Barzani’nin mesajını da hatırlayalım: Diyor ki;  “Amed (Diyarbakır)’e gelişimiz kardeşlik ve barış mesajını taşıyor... Sayın Başbakan Erdoğan’ın başlatmış olduğu barış sürecini takdirle görüyoruz. Bu barış sürecinin arkasındayız tüm gücümüzle. Dileğimiz bu ki Kürdistan halkı sabırlı olsun, sabırlı davransın çünkü barış projesi kolay elde edilen bir proje değildir. Önceliğimiz Kürtlerin birliğidir... Amed bizim evimizdir.”
Demek ki, “kardeşlik ve barış” ın şartı, “Büyük Kürt” devletin(!)’in kurulmasıymış. Daha açıkça ne söylesin!.. PKK da aynı açıklıkla bunları söylemiyor mu? KCK Genel Başkanı Apo, Eşbaşkanı Cemil Bayık, silahlı gücü (HPG) başı Karayılan ve BDP Eşbaşkanı Demirtaş; “Biz uluslaşmayı, özerkliği ve konfederalizmi gerçekleştirmek istiyoruz.” Yine; KCK Eşbaşkanı Bayık;  “Bin yıllık rüyayı gerçekleştirdik.”  BDP Eşbaşkanı Demirtaş;  “Kürt tarihimizde ilk defa statü sahibi olduk”  demiyor mu?
Gerçekten de, bölücü-ırkçı fitne tarihte ilk defa  “statü” yani devlet sahibi olacağına inanmış görünüyor. Vatanımızı, milletimizi ve devletimizi parçalayacak olan “Bin yıllık rüya” yı 2002 sonrası siyasetine borçlu olduklarını da inkar etmiyorlar. Herhalde Barzani’nin Erdoğan’a teşekkürü bundandır.
Ey Türk Milletinin masum evladı! Laf ebelerinin süslü sözlerine değil, gördüklerine ve yapılanlara bak. Uyan da, 4 ay sonraki seçime hazırlan!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları