Sözlükten kelime çıkarmak...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Isıtılıp ısıtılıp önümüze konulan vakalardan biri de  “sözlükten kelime çıkarma”  meselesidir. Defalarca tartışılan bu meseleyi, geçen hafta bir gazete “Eksik etek sözlükten çıktı”  (Milliyet, 27 Aralık 2010) başlığı ile tekrar gündeme taşıdı. Önder Yılmaz imzalı haberde: “Türk Dil Kurumu (TDK), 12 Eylül’de yapılan referandumun ardından gerçekleşen anayasa değişikliğinde kadına ve çocuklara yönelik pozitif ayrımı sözlüklere yansıttı. 7 bilim adamından etkin bir çalışma grubu oluşturan ve 20 bine yakın deyim ve atasözünü bilimsel incelemeye tabi tutan Türk Dil Kurumu (TDK) argo, gelenek ve inançlara uymayan, bazı bölge ağızlarında kullanılan sözcükler, deyimler ve atasözlerini ayıkladı”  denildikten sonra Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın şu ifadelerine yer veriliyor:  “Yeni sözlükte ‘Altta kalanın canı çıksın’, ’Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’, ‘Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” türünden sözlerle, “Eksik etek’, ‘Kaşık düşmanı” gibi deyimlerin genç kuşaklara aktarılmasında bir yarar olmaması nedeniyle böyle bir karar alındı. “
Hemen belirtelim ki kelimeler, özellikle de atasözü ve deyimler kültürün bir parçasıdır. Dolayısıyla, kültür tarihimizde ve söz varlığımızda yer alan her kelimenin yaşatılması gerekir. Sözlüklerden çıkarılacak her kelime, kültür kalesinden düşen bir taştır. Hele hele -mahiyeti ne olursa olsun- atasözü ve deyimlerin sözlüklerden çıkarılması söz varlığımız ve ifade gücümüz açısından bir kayıptır.
Esasen kelime, deyim ve atasözleri bir vakıanın (olgu) lâfız elbisesine bürünmesidir ki o vakıayı ortadan kaldırmadan adı geçen kelimeleri saklayarak yahut gözden ırak tutarak o olguyu yok edemezsiniz. Gayet tabii, bu düşüncenin tersi de varittir. Yani ayrımcı ve aşağılayıcı anlam ifade eden sözler, ayrımcılığı ve aşağılayıcılığı ortadan kaldırdığınız zaman kendiliğinden kullanımdan düşerek sözlükteki yerini alır. Tıpkı eski savaş âletleri ok, mızrak, ve kılıcın işlevini kaybederek müzedeki yerini aldığı gibi... Biz de zaman zaman ibretle onları seyreder, gözden geçiririz.
Diğer taraftan -ister kadın olsun ister erkek- insanları aşağılayan sözler diğer dillerde de vardır. Mehmet Zeki Pakalın’ın “Tarih Boyunca Kadın-Erkek Dedikoduları” (İst. 1949) adlı eserinde bu mevzuda birçok örneğe rastlayabilirsiniz. İşte birkaç numune: “Karanlıkta bütün kadınlar birdir; çünkü gece bütün inekler siyah görünür.” (s. 116, İtalyan Atasözü.), ” Kadını zapt edebilen bir milleti de zapt edebilir.” (s. 108, Fransız Atasözü.), “Kadının ve kedinin yeri evdir.” (s. 173, Alman Atasözü.), “Kadının sözlerini dinlememelidir. Zira kadın şerrin membaı ve köküdür.” (s. 97, Çin Atasözü.)
Bu milletler, adı geçen sözleri lügatlerinden çıkardılar mı acaba?
Kısacası; feminist bir ağızla yahut hümanist bir yaklaşımla ikide bir, bazı sözleri sözlükten çıkarıyoruz diye basının önüne çıkmak eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmekten başka bir anlam ifade etmez. Unutulup gitmekte olan bazı kavramlar sık sık niye gündeme getirilir bilmem. Yoksa bu tip sözlerin -ve tabii davranışların- unutulması istenmiyor mu? 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları