Sözün bittiği yerde...

A+A-
Altemur KILIÇ

Gözlerimi dün açtım; etraf gene toz duman, karman çorman! Ve bugün “eylemsizlik”  mühletinin sona erdiği gün... Bakalım, şimdiye kadar hele son günlerde, Hakkâri’de olanlardan başka, ne “eylemler” yapılacak?    
Aslında bunlar ve Kürt sorunu üzerinde yapılan tartışmalar, ileri sürülen öneriler, âkil adamların arabuluculuğu, bilim adamlarının raporları, PKK vekilleri BDP’nin “Demokratik Özerklik” yani  “Büyük Kürdistan” bayrağını açmalarıyla, çok afakî kaldı! “Kürt sorunu” 19. yüzyılda yabancı devletlerin tahrik ettikleri “Büyük Kürdistan’la başlamıştı ve bugün gene “Büyük Kürdistan”ın, “Demokratik Özerklik” şeklinde ilan edilmesiyle, gerçekten ve fiilen, ”sözün bittiği“ yerdeyiz. 25. Kürt isyanının bayrakları açıldığında, Türk Devleti-TC Hükümeti ne yapacak? “Açılım” fiyaskosundan sonra, hâlâ abesle iştigal edilecek mi? 
“Türklerin haklarından” ziyade “Kürtlerin haklarını” savunan sözde aydınlar, “Büyük Kürdistan’la” menzili maksuduna varacak “Demokratik Özerklik” hareketi karşısında, adeta “barış için neden olmasın” diyesiler ve hâlâ bunun Türkiye için de mümkün olabileceğini yazıyorlar... Üniter Ulus Devleti çağ dışı! CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sorun toplumsal uzlaşma ile çözülür” demiş. Kürdistan bayrağı pervasızca çekildikten sonra bu “toplumsal uzlaşma” hangi zeminde ve hangi şartlarla olacak. Bu yerli bilgeler, önce bu post-modern asilere sormalılar: ”Kıvırmadan, lafı dolandırmadan, söyleyin Demokratik Özerklik, namı diğer “Büyük Kürdistan”dan kayıtsız şartsız, vazgeçecek misiniz? Önce ellerinizi tetikten çekmekten de öte silahları bırakacak mısınız? Dağdaki teröristler teslim olacaklar mı? Eyalet sistemi, ana dilde eğitim vb. talepleriniz karşılansa bile!”
 Bu durumda, onurlu TC Devleti ne yapmalı? Bölücülerle neyin pazarlığını yapacak ve “toplumsal uzlaşma” nasıl mümkün olacak? Yoksa sınırları yeniden çizmek için müzakere masasına ve hatta APO’nun karşısına mı oturacak!

Provokasyon!
Hakkâri “Dumankaya” olayının, kışkırtma olduğu muhakkak da, hangi tarafın derin provokasyonu? Bazıları, “Türk Ergenekonu’nun derin provokasyonu” olduğunu söylüyorlar. Fehmi Koru, “PKK da aynı, Ergenekon da aynı” diyor. Hem, “Ergenekonculardan” dışarıda kim kaldı ki? Dışarıda kalanlar da eşkıya ile savaşıyorlar, tutuklanana kadar! 
Öteden beri, bir efsane dolaştırılır ortalarda; “silahların susmasını, şiddetin son bulmasını istemeyen, şiddetten nemalanan güçler varmış ve ne zaman barışçı çözüm umutları çıksa provokasyon yaparlarmış.” Dillerinin altındaki; Derin devletin -Jitem’in- provokasyonu. Akıllarına PKK’nın veya derin kollarının provokasyonu, ihtimali gelmez! “Demokratik Özerklik” ilanını, bir tarafa bırakalım Anadilde eğitim talepleri, taş atmaya itilen çocukların boykota itilmeleri, okullara bomba konması, “provokasyonun” dik alası!   
Ve gene onlara sormalı, ‘Demokratik Özerklik’, anadilde eğitim, pratikte nasıl uygulanacak?  Türkiye’nin her bölgesinde, binlerce Kürt kökenli vatandaşlarımız yaşıyor ve çalışıyorlar. Onlara oralarda, özerklik ve anadilde eğitim, nasıl verilecek? Diğer etnik gruplar da “özerklik” isterlerse, ne olacak? Onlara da anadilde eğitim nasıl verilecek? Şurası muhakkak; amaçları Türkiye’yi parçalamak! Bu böyle olunca hâlâ neyi tartışıyorlar, “toplumsal uzlaşmadan” söz edebiliyorlar. Akıllı adamlarımız, akıllarını mı yediler?
TC Devleti, şimdi referandum sonrasında, en zayıf döneminde. TSK da en güçsüz durumunda. Cumhuriyetin son sigortası gevşetildi. Yerine, başka bir “ampul” takılacak. Erdoğan’ın, konuşmalarına bakın, EVET kazanınca, ordunun vesayetinden kurtulmakla övünüyor; 27 Mayıs Menderes duygu sömürüsü yaparak asıl, orduya “darbe” yapıyor. “Okyanus ötesinden” destek aldığını “itiraf” ediyor! Zaten ordumuz “Okyanusun öteki tarafından teknolojik destekle” hırpalanmıştı.
Umutlar, bundan sonra, ayakta dik kalabilirlerse, hâlâ bağımsız Yargıda ve Türk Ordusu’nda! Lafügüzafı bir tarafa bırakalım. Bu radikal isyana karşı yapılması gereken, abesle iştigal değil, TC’nin onuruna yakışır, radikal tedbirleri uygulamaktır...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları