Su kaynaklarının satışa çıkarılmasının ardında kimler var?

İsrafil K.KUMBASAR
Küresel ısınma ile birlikte patlak veren ‘kuraklık’ ve kapıya dayanan ‘su krizi’ üzerine harekete geçen hükümet, ‘akarsuları’ ve ‘göletleri’ de özel sektöre açmayı amaçlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in, proje kapsamına alınan akarsuların işletme hakkının ‘Yap-İşlet-Devret’ modeli ile satışa çıkarılacağına yönelik açıklaması, bazı çevreler tarafından adeta davul zurna ile karşılandı. Taslak pakete göre, su havzaları, sulama ihtiyacı da dikkate alınarak ‘bölgelere’ ayrılacak. Bölgelerin sulama sorununun çözülmesi için, ‘tarımsal sulama barajları’ özel sektöre yaptırılacak. Projelerin bir sonraki adımı, tarımsal amaçlı suyun ‘içme suyu’ olarak da kullanılması olacak. Yatırımcılar ‘ihale’ yöntemiyle değil, nükleer santral projesinde olduğu gibi ‘yarışma’ ile belirlenecek. Projeye talip olanlardan işi, ‘en hızlı’ yapacak ve sulama için dekar başına ‘en düşük fiyatı’ sunacak yatırımcı ile sözleşme imzalanacak. Yarışma ‘yabancı yatırımcılara’ da açık olacak. Değerlendirilemeyen ve boşa akan tatlı su kaynakları, yapılacak barajlarda tutulacak ve tarımsal sulamada kullanılabilecek. Devlet, ‘bütçeden kaynak aktarmaksızın’ tarımsal sulama barajına sahip olacak. ‘Ne kadar da masum’ bir proje değil mi? * * * Ama kazın ayağı hiç de göründüğü gibi değil. Zira, aynı Hilmi Güler’in GAP kapsamında bulunan tarım alanlarındaki kuraklık sorununa ‘su kaynaklarının devri’ ile çözüm bulunabileceği yolundaki sözleri, özellikle dikkatlerden kaçtı. Hürriyet yazarı Yalçın Bayer, 7 Temmuz tarihli yazısında, hükümetin su kaynaklarını da özelleştirmeye hazırlandığına dikkat çekerek, şöyle diyordu: - “Fırat ve Dicle suları da özelleştirme kapsamı içinde. DSİ’de yapılan ön çalışmalara göre, Fırat’ın 29 yıllık satış değerinin 950 milyon dolar, Dicle’nin 650 milyon dolar olacağı söyleniyor.” Yani kuraklık, ‘minareye kılıf’ niteliğinde. Nitekim proje, öyle zannedildiği gibi Enerji Bakanlığı’nın başının altından çıkan bir şey de değil. 15 Aralık 2004 tarihinde yayınlanan AB İlerleme Raporu’nda aynen şu ifadeler yeralıyor: - “Komşularıyla daha iyi ilişkiler kurması ve bölgesel istikrarın korunması için Türkiye’nin bölgedeki ülkelerin su gereksinmeleri konusunda hassas olmasını, özellikle Irak ve İran’da bulunan Aşağı Mezapotamya sulak alanlarına verilen suyun Atatürk Barajı’nın yapılmasından sonra belirgin şekilde azaldığı göz önünde tutularak, komşularıyla kuracağı çalışma grupları yoluyla, kaynakları Türkiye’de olan belli başlı nehirlerinin sularının eşit ve hakkaniyete uygun dağıtılmasının temini Türkiye’den istenir.” O halde? * * * Bankaları, limanları, stratejik kurumları, TELEKOM’u TÜPRAŞ’ı, PETKİM’i yok pahasına ‘babalar gibi’ satan, ‘verimli arazileri’ yabancılara peşkeş çeken işbirlikçi iktidar, şimdi de ‘kuraklığı’ bahane ederek ‘bir AB kriterini’ daha yerine getiriyor. Ülkenin ‘can damarları’ olan su kaynaklarının kontrolü ‘çokuluslu’ yabancı şirketlere verilecek. Öncelikli hedefte Fırat ve Dicle suları var. Peki, Büyük Ortadoğu Projesi’nin belkemiğini oluşturan Fırat ve Dicle suları ile bölgedeki en çok hangi yabancı ülkenin yatırımcıları ilgilenir? Tabii ki İsrail. Yıllardan beri, Türkiye’de yaşayan ‘gönüllü’ destekçileri aracılığıyla ‘el altından’ Güneydoğu’daki ‘verimli arazileri’ satın alan İsrail, şimdi de ‘su kaynaklarına’ el koymaya hazırlanıyor. Peki, IMF ve Dünya Bankası kıskacındaki Türk yatırımcıların, dünya su pazarını elinde bulunduran ‘yahudi’ yatırımcılar ile ‘yarışabilme’ imkanı var mı? Tabii ki yok. Dünya Su Forumu’nun, ‘Türkiye’nin sularının pazarlanmasını sağlamak’ amacıyla 2009 yılında Türkiye’de yapılacağı iddia ediliyor. Ey Türkoğlu, uyuma!.. Eğer kendi suyunu ‘petrolden daha pahalı’ bir fiyata içmek istemiyorsan, bir an önce harekete geç. Suyuna sahip çık!..
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş