Şubesiz bankacılık mümkün mü?

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Bankacılık sektörü 2017 yılına hiç iyi başlamadı. Dövizdeki sert yükseliş  bankaların ilk çeyrek bilançolarını allak bullak edecek türden.

Çünkü bankalar topladıkları her 100 liralık mevduata karşılık 116 lira kredi verdi. Bu 16 lirayı tabii ki sendikasyon ile sağladı. Bu artış bankaların ilk dönem bilançolarını olumsuz etkileyecek.

Bankaları olumsuz etkileyecek bir başka gelişme ise daralan pazar. Pazar ciddi anlamda daralıyor. Bu durum karşısında bankaların yapabileceği tek bir şey var o da küçülmek. Geçtiğimiz yıl bankalar bir çok şubesini ya kapattı ya da yakın bir şube ile birleşmeye gitti.

Bu yıl bankalar şube kapatmaları hızlandırırken şubesiz bankacılığa da yönelecek.

Şube olmadan sokakta, alış veriş merkezlerinde hatta markette peynir alırken yanı başınızda elinde tabletle size kredi satmak isteyen, mevduatınıza yüksek faiz vermeyi taahhüt eden bankacıları göreceğiz.

Hatta daha da ileri gidecekler. Evde otururken tıpkı tencere tava satıcıları gibi zilinizi çalacak ve "ben filan bankadan geliyorum, kredi kartına ihtiyacınız var mı, otomatik ödemenizi bankamıza alabilir miyim, paranız varsa yüksek mevduat faizi verebilirim" diyecek.

Bunlar şimdilik size çok yabancı gelebilir ama aslında buna benzer olayları bazı bankacılar yapmaya başladı bile.

Mesela Cuma namazı çıkışı bazı camilerin önünde şık giyimli bankacılar görünmeye başladı.

"Hayırlı cumalar, Allah kabul etsin. Emekli maaşınızı bizim bankaya alırsak..." diye söze başlayan bankacıların sayısı hızla artıyor. Bankalar emekli maaşını kapmak için Cuma namazı çıkışı pusuya yattılar bile.

Yine son günlerin bir başka pazarlama şekli ise apartmanlar. Bankalar personelini apartmanlara gönderiyor. Nedeni ise apartman hesabı açmak için. Yani yönetim giderleri için toplanan aidatları almak için apartman apartman dolaşıyorlar.

Tüm bunlar şubesiz bir bankacılık için atılan ilk adam zaten.

Bunun dozajının daha da artacağını göreceğiz.

Her ne kadar bunlar Türk bankacılığının kalitesini düşürüp, bankacılık mesleği için itibarın ayaklar altına alındığı anlamına geliyorsa da yüksek kâra alışmış özellikle yabancı sermayeli bankalar bunu yapıyor ve yapacaktır da.

Bu sistem tutar mı?

Bankalar asgari ücret artı prim sistemi ile genç mezunların eline bir tablet verip bankacılığı sokaklara taşısa da bu sistemin Türkiye için pek de geçerli bir sistem olduğunu düşünmüyorum.

Üniversitelerde matematik okuyup ya da iyi üniversitelerin mühendislik fakültelerini bitirip bankacılık sektöründe değişim yapmaya çalışan bazı yöneticilerin bilmediği bir şey var. Dahası hesaba katmadıkları. 

O da Türkiye'nin gerçeği yani Türk insanının psikolojisi.

Türk insanı ayağına gelen şeyi önemsemez. Bir bankacı eğer ayağına gelip parasına yüksek faiz veriyorsa "bunda bir hinlik vardır" diyerek  güvenmez. Bizim insanımız görmek zorunda. Parasını yatıracağı bir binanın yani şubenin varlığını bilmeli. Orada bir muhatap bulmalı.

Bankaların çağrı merkezlerine en çok giden şikayet nedir biliyor musunuz?

Milyonlarca dolar verilerek hazırlatılan insansız bankacılık. Yani "kredi kartınız için 1'e, bilmem ne için 2'ye basın... Şimdi adınızı söyleyin..." en çok şikayetler arasında. Şahsen ben bile direkt ulaşamadığım için 10 yıldır çalıştığım bankayı değiştirdim.

Kaldı ki, şubesiz bankacılığa Türk halkının ısınması neredeyse imkânsız bir şey.

Özel bankalar bu projeleri ile belki maliyeti düşürecekler ama görecekler ki, ciddi anlamda müşteri kaybına uğrayacaklar. 

Kaybettikleri müşterinin gideceği tek bir yer var o da kamu bankaları. Vakıfbank, Halkbank ve Ziraat Bankası bu konuda pazar payını ciddi anlamda artıracaktır. Darbe girişimi sırasında bazı bankaların hemen ATM makinalarını işleme kapatmalarına karşılık kamu bankalarının ATM'lerinin sorunsuz çalışması, zaten bu bankalara müşterinin güvenip yönelmesine neden oldu.

Pirince giderken, elindeki bulguru kaybetme riski ile karşı karşıya kalacak olan özel bankalar, şubesiz bankacılık hesabını bir kez daha yapmak zorunda.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları