Süleymaniye “mühürdür” de Akdamar ve Sümela ne ? -ıı

Sadi SOMUNCUOĞLU

Başbakan Erdoğan’ın izahı
Geçen yazımızda sormuştuk: Süleymaniye bu topraklar üzerinde egemenlik/mühürdür de, restore edilip ayine açılan kiliseler mühür değil mi? Lozan Antlaşması ihlal edilerek statüsü değiştirilen çok sayıdaki kilise ve taşınmazlar, azınlık vakıflarına devredilmeyi beklerken, restorasyon işlerine hız verilmesi tesadüf mü? Ayine gelenlerin “vatanımızı istiyoruz” sloganları, siyasi amaç taşımıyor mu? Bunlar başka bir medeniyet ve egemenlik iddiasının mühürleri olmuyor mu?
Sonra da Başbakan Erdoğan’ın bu durumu nasıl izah ettiğini ele alacağımızı yazmıştık.
Meselenin özü “Türk Milleti” kavramına yüklenen anlamda gizlidir. Erdoğan’ın bu konudaki görüşünü, her vesileyle ve özenle tekrarladığı şu iki söylemde açıkça görebiliriz.
Birincisi; Erdoğan’ın Milliyet Gazetesi yayını “2. Cumhuriyet Üzerine Tartışmalar” adlı kitaptaki şu sözleri: “Türkiye hep katı bir üniter anlayışa sahip olmuştur. Her konuda ‘tekçi’ olmuştur ve bu tek olan şeyi de kendisi seçmiştir. Gazete yazmış, ‘Türkiye Türklerindir’diye, ahlaksız bu, hayâsız.  Türkiye’de sadece Türkler yaşamıyor. Türkiye’de Kürt’ü de var, Laz’ı ve Çerkez’i de var. Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tür diyor. Olmaz öyle şey ”.
Görüldüğü gibi, “tekçilik” dediği, tek olan Türk milletine, tek olan Türk Devletine ve tek olan üniter/merkezi idareye itiraz edilmektedir. Sanki Türkiye Cumhuriyeti bu mirası; meşruiyetini ve gücünü Türk Milletinden aldığı için milli, merkezi/üniter idareyi hakim kıldığı için uzun ömürlü, resmi dili Türkçe olan bağımsız ve egemen Devleti Aliye (Osmanlı Cihan Devletin)’den aynen devralmamış gibi. 
Bu asırlar ötesinden gelen milli kimliği göremeyen Erdoğan’a göre “Türk”; (bütün dünyada olduğu gibi) kökeni ne olursa olsun hepimizin dahil olduğu bir milletin adı değil, bir etnik/ırk grubunun (aşiretler topluluğunun) adıdır. Bünyesindeki diğer etnik/ırk topluluklarından sadece biridir.
Bu bir ayrımcılıktır; tek milletten olmayı, tek ırktan olmakla aynı zanneden, “ırkçı” bir zihniyetin eseridir.
İkincisi; sıkça tekrarlanan; “Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliği altında yer alan her etnik kökendeki insan, Türk’üyle, Laz’ıyla, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, bizim kardeşimizdir, buna kimse gölge düşüremez. Bütün sorunlar Türk olsun, Kürt olsun, Çerkez olsun, Abaza olsun, Laz olsun bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak sorunudur.
Aynı görüş tekrarlanıyor. Bu konuda sözü en seçkin hukukçularımızdan Prof. Dr. Sefa Reisoğlu’na bırakalım.
Reisoğlu, Leyla Zana’nın 23.10.2004 tarihli basın toplantısındaki; 
“Türkiye toplumu tek tipli değil. Yeni bir anayasa ile, Kürtler de dahil, tüm etnik farklılıkların ‘Türkiyelilik’üstkimliği altında tanımlanmasını sağlamalıyız” sözünü ele alarak: “Zana da, yeni bir anayasa ile ‘Türklük’yerine ‘Türkiyelilik’üstkimliğinin benimsenmesini önermektedir.
Türk milletini oluşturan vatandaşların, etnik, dinsel, dilsel, kültürel özellik ve farklılıkları olabilir. Böyle bir altkimlikleri varsa, bu altkimlik, ‘Türk olma’ üstkimliğiyle çelişmez. Ancak ‘Türk’ kimliği, bütün vatandaşlarımızın, tarihin derinliklerinden geleceğe uzanan bir çizgide, gururla benimsediği, bütünleştiği bir ‘üstkimlik’tir “ değerlendirmesini yapıyor.
Prof. Dr. Reisoğlu, İnsan Hakları Danışma Kurulu (İHDK)’nun aynı mahiyetteki iddialarını da şöyle cevaplıyor: “ ‘Osmanlılık’ deyimiyle ‘Türklük’deyiminin geniş ölçüde aynı paralelde olduğunun dikkatten kaçması, ‘Osmanlılık’ deyiminin ‘Türkiyelilik’ deyimiyle aynı nitelikte olduğunun zannedilmesidir.
‘Türkiyelilik’ üstkimliği aslında bir üstkimlikten çok, coğrafi bir bağlantıyı ifade etmektedir. ‘Türkiyelilik’ önerisi, vatandaşların ortak noktalara ağırlık vererek bir üstkimlikte bütünleşmesi yerine, altkimlikleri, belli farklılıkları vurgulayarak ayrılıkları ön plana çıkaran bir yaklaşımdır. Böyle bir yaklaşım, Türk toplumunun gerçeklerine, vatandaşların büyük bölümünün isteğine ve bu konudaki uluslararası gelişmelere aykırıdır.
Örtüşen bu bakışlara göre; dini ve ırki grupların kilise ve kültür eserlerinin onarımı, taşınmazların iadesi mümkün de... 36 etnik gruptan, 11’i Hıristiyan, diğerleri Müslüman. Müslüman’ın etnisiteye göre onarılacak neyi var?
Bu analize, batının Hıristiyan nüfusu %10’a çıkarma hedefini de dahil edelim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş