Sultana yaka silktiren yanaşma 'gaz'teciler!

İsrafil K.KUMBASAR
Matbuat, ordu, yargı derken; son Osmanlı sultanı 1’inci Recep Tayyip Erdoğan hazretleri ne
düşündüyse, nihayet pohpohçularına da “Dur” dedi.
‘Gaza’ gelmeyeceğini, gaz almayacağını beyanla, ‘çalakalem’ tahrik pompalayan yandaş yazarları hafiften fırçaladı.
Hoş dert değil, ‘bir uçak gezisi’ ile gönüllerini alır. Kiminin ‘sırtını’ sıvazlar, kimi ondan ‘makas’ alır işler yoluna girer.
Görünen o ki, bu saatte sonra malum yazarlar “Yürü koçum, kim tutar seni” kıvamında methiye dizip, yönlendirme yapamayacaklar. 
Aralarında birkaç densiz elbette çıkacaktır.
Başlık atarken, “Acaba o ne der?” diye düşünen, ‘toz pembe sayfalar’ için didinen, ‘memleketin gerçekleri’ yerine, ‘iktidarın temennilerini’ manşete çekenler tek tük de olsa yine çıkacaktır.
Ama kabul etmek gerekir ki, kitap okumadığını itiraf eden Erdoğan gazetelerde yazılanlardan haberdar. 
Gazete okumasa, kendisini ‘birilerinin’ gaza getirdiğini nereden bilebilir?
Okumadığını varsaysak bile, Erdoğan’ın gözü bir şekilde matbuatın üzerinde.

* * *

İşte o ‘bir çift göz’, yandaş kalem erbabını gerçekten zora sokuyor.
‘Ters’ bir şey oldu, ‘saklamak’ lazım. Kazara ‘iyi bir gelişme’ yaşandı, ‘abarttıkça abartmak’ lazım. Öyle durumlar var ki, ‘hem nalına, hem mıhına’vurulacak.
Lakin işin içinde Sultan Tayyip hazretleri olunca, kalemlerinin ‘mürekkebi’ kuruyor.
Erdoğan muhiplerini kınamamak gerek.
‘Askeri vesayet’ diye atıp tutmanın gelip dayanacağı bir yer olacaktı elbette.
Nitekim oldu da. Öbür tarafta ‘emir’eri var, bu tarafın da ‘kalem’ eri.
‘Yazılacaaaak’, yaz!..
‘Susulacaaak’, sus!..
İkisi de olmazsa ‘aforoz’ durum.
Bakınız, bir dönem ayakta alkışladıkları Cüneyt Ülsever ya da Nuray Mert’in hallerine.
Hadi ‘yorumu’ anladık, eğilir bükülür, ‘karşı tez’öne sürülür. “Yazanı bağlıyor”  der, çıkarsınız işin içinden.
Diyelim aynı kafayı -olmaması arzu edilse de- habere de yansıttınız. İktidara ‘geniş yer’ verirken, muhalefeti ‘görmezden’ geldiniz. Ona da eyvallah.
Lakin iş bununla bitmiyor.

* * *

Unutmamak gerekir ki Erdoğan’ın söylemlerine ‘hitabet’ kadar, ‘Kasımpaşa jargonu’ da damgasını vuruyor.
‘Azarlama’, ‘paylama’ gırla gidiyor.
‘Son anda kendini frenlediği’ az cümle sarf etmemiştir bugüne kadar.  ‘Meramını aşan’ sözler de etmiştir, ‘söylemek istediğinin’ tersi de dökülmüştür dudaklarından.
İşte yine böyle bir cümlesine, bir gazetenin ‘mutfağında’ müdahale edilir. Cümle düzeltilir. Ertesi gün bütün gazetelerde cümle o ‘istenmeyen hali’ ile arz-ı endam ederken, bir tek gazete ‘görevini’ yerine getirmiştir.
Rivayet olunur ki, düzeltmeyi yapan arkadaş durumu  “Biz Erdoğan’ı bile Erdoğan’dan koruyoruz”  cümlesiyle vecizeleştirir.
‘Gaza gelmeme’ ifadesi aslında ‘hükümet’ ile ‘bir takım matbuat’ arasındaki ilişkide ‘cicim aylarının’limonileşmesine de işarettir.
Kimine göre ‘bedel’ ağırlaşmaya başlamıştır, kimine göre ‘el kesesinden hovardalık’ söz konusudur.
Öyle ya da böyle.
Erdoğan iktidar tarafı olarak bir durum değerlendirmesi yaptı. ‘Resti’ çekti.
Bakalım bir takım matbuat da bundan ‘ders’ çıkarıp, ‘yalakalığa’ son vererek ‘habercilik’ yapacak mı?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş