Süperlüks PKK’lılar!.

A+A-
Behiç KILIÇ

Eşkıya çetesinin uluslararası kara para ticareti ile zenginleşip adeta büyük bir holdinge dönüştüğü malumdur!..
Demokrasi, halk, hak falan laf ola beri gele...
Çetenin üst katmanlarına erişenlerin
büyük bir parayı kontrol eden zenginler
olduğu da bilinir..
Gördüklerimize gelince...
PKK’nın tavassutu altında yükselenlerin hali de ortada...
Çetenin dümen suyunda Meclise gelenler... İmralı avukatları.. Sivil toplum dümeniyle çetenin yan “legal” kuruluşu olarak ortada dolaşan derneklerin falan
başındakiler..
Ve belediye başkanları..
Bunlar Türkiye’nin zenginler sınıfındadırlar...
Dolayısı ile bütün öteki zenginler gibi
yaşarlar..
Renkli yaşantılarından taşan izleri de biz duyarız.. Bizim duymamız neyse de, Apo’ya peygamber gibi tapan, çeteyi bir matah sanan zavallıların duruma uyanması ve şöyle bir sorgulaması gerekir...
Paranın tadı emsalsizdir.. Bu emsalsiz tad ile bozulan ayarlara Apo İmralı’dan sık sık balans çeker.. Bir keresinde “istediklerinin olmadığı- geciktiği” inancı ile cümle DTP cemaatine, Ahmet Türk’e gönderdiği mektupla şöyle seslenmişti; “(Gazeteci Ufuk Türkyılmaz’ın haberinden) Marka giyin diye çürümüyorum!..”
Mektupla adamlarından daha ağır icraatlar beklediğini, bir inceden duyurmuştu ve ekabir hareketlenmişti!..
Markalı görünümleri ile ekranların önüne çıkmışlar ve “Apo’muzu yakanı yakarız” diyerek, ertelenebilecek bir altı ay hapis cezasını bile göze almışlardı... İşte şimdi ortadaki (kriz-polis zoruyla götürme) meselesinin kaynağı budur..
PKK’daki “lüks harcama” merakını öğrenmek için gene PKK adına konuşanlara bakacaksınız..!
Çetenin Fransa’daki propaganda ve finansman merkezi konumundaki Paris Halk Konseyi isimli derneğinin toplantısına katılan (19 Ağustos 2006) Rıza Altun şöyle demişti:  “Abdullah Öcalan’ın avukatlarının kişisel harcamaları için Türkiye’den onbinlerce Euro’yu Avrupa’ya getirip tasarruflarında tutmaya çalıştıklarını görüp, müdahale ettim. Hukuk bürosunun para almadığı tek bir ay yok. Ayrıca zaman zaman ekstra harcamaları da hemen ödendi. Ancak bu arkadaşlar, defalarca talep edilmesine karşın, harcamalarıyla ilgili tek bir rapor sunmadılar. Avukat İ’nin Yüksekova’da bir yurtseverden(!) 30 bin Euro alma olayı var. Kendisi de bunu kabul ediyor, ancak harcama yeri ve biçimi konusunda açıklama yapmaktan kaçınıyor. Önderliğin belirttikleri ile avukatların söylediklerinin tam örtüşmemesi söz konusu. Avukatların, Murat Karayılan’ın talimatı doğrultusunda hareket ettikleri ve önderliğin değerlendirmelerini tam yazmadıkları kanısı uyanıyor. Bazı kurnaz tipler bireysel bilgilendirme yöntemiyle, önderliği neredeyse kendileri için rant kapısı haline getirmişlerdir.”
İddialar ne kadar tanıdık ve bildiktir!.. Yani yerli malı üslup cephenin öbür tarafında da vardır anlamında!..
Markalara giden yol tektir demek ki!..
Dağda ele geçirilenlerin hallerindeki perişanlıklar biliniyor... Kronik hastalıklar, bitlenmeler, beslenme yetersizlikleri vs... Şu ünlü “sözcü”leri boşuna onları “Düz ovaya” çağırmıyor!.. Düz ovada marka, zenginlik, refah var, gene istediğin gibi saldırabilirsin!

Yazarın Diğer Yazıları