Süperposta mağdurları

Remzi ÖZDEMİR

Jan Koum Ukranyalı bir bilişimci. Çalıştığı şirketten kovulur ve aldığı tazminat ile bugün kullanıcı sayısı 1 milyarı bulan whatsapp isimli cep telefonu mesajlaşma programını yapar. Nitekim 1976 doğumlu bu kişi whatsapp’yi ünlü bilişim devi Google’e 19 miyar dolara satar.
Rakama dikkat edin! 19 milyar. Bu para 75 milyonluk ülkenin dünyanın dört bir yanına yaklaşık 8 ayda yaptığı ihracatın bedeli kadar. Ortada binlerce gemi bugday, otomobil, milyonlarca gömlek, kıyafet, tonlarca gıda ihracatı yok. Sadece küçücük 5 altı satırlık bir kot var.
Peki Türkiye neden böyle bir şey yapmıyor da, dünyaya ihracat yapacağız diye yırtınıp duyor. Resmi verilere göre, Microsoft’un her bilgisayarda olmazsa olmazı yani ofis programını Amerika’dan alıyoruz. Sadece bir CD’e karşılık Türkiye yüzlerce gömlek veya ayakkabı ihraç etmek zorunda. 
Gelelim esas soruya Türkiye neden böyle katma değeri yüksek ürünler yapmıyor da bu şekilde  bocalayıp duruyor?
Türkiye’den neden bir Jan Koum çıkmıyor?
Türkiye Ukrayna’dan insan kaynağı açısından çok daha mı geride?
Evet malesef  Türkiye halen Ukrayna’dan geride. İnsan kaynağı konusunda olmasa bile en azından bilişim hizmetleri konusunda. Türkiye’den hiç bir zaman bir whatsapp çıkmaz. Türkiye’den youtube de çıkmaz. Türkiye’den hiç bir şey çıkmaz. Çünkü Türkiye’de mevcut zihniyet değişmediği sürece hiç bir şey çıkmaz. Alın size bir Türkiye klasiği diyeceğiniz bir bilişim olayı:
Bugün Türkiye’de ve dünyada milyarlarca kişi Hotmail, Gmail, Yahoo gibi kuruluşların ücretsiz mailini kullanıyor. Bu kuruluşlar yıllardır bu hizmeti kesintisiz verip dururlar. Bu onlar için bir prestijdir. Dünyanın dört bir yanındaki serverları çalışıp durur. İnsanlar mailine girerken bu şirketler reklam gösterir ve para kazanır. Ama bir Gmail ve Yahoo 20 yıldır bu işten halen para kazanmadı ve kazanmayı pekliyor. Sabırlılar.
Türkiye’de ise uzun yıllardır süperonline’nin mail hizmeti Süperposta kullanılıyordu. Bu postayı Türkiye’de yüzbinlerce insan kullanıyordu. Aralarında gazeteciler, öğrenciler, öğretmenler, doktorlar dahası her meslekten insanlar.
Bu kişiler bir sabah elektronik postalarına bakmaya girdiklerinde “Bu hesap kapatılmıştır” uyarısı aldılar.  Hemen panik başladı bu kişilerde. Hiç bir şey yapmadan hesapları neden kapanırdı.
Sonunda öğrendiler ki, süperonline şirketi süperposta mail hizmetine son vermişti. 
Bir anda yüzbinlerce mağdur çıktı. Çünkü insanların  en önemli belgeleri, öğrencilerin tezleri, kişilerin fotoğrafları bu mail serverinde kalmıştı.
Şu an internette binlerce kişi bu posta kutularında kalan belgelerini kurtarmanın yöntemini arıyor. Süperonline ise sadece “artık bu hizmeti vermeyeceğiz” diyor.
Alın size kurumsallık..
Alın size Türkiye’den neden bir youtube, bir whatsapp çıkmıyor örneği.
Gece yarısı karar alıp ertesi sabah uygulayan bir ülkeden hiç bir şey çıkmaz.  Türkiye ancak teknoloji ithal eder. Değeri 1 Cent olan bir CD için tonlarca buğday onlarca tekstil ürünü verip durur.
Sosyal medyaya baktığımda süperposta mağdurlarının çaresizliklerini gördüm. Süperonline şirketi ise “istediğim zaman bitiririm” edasında. Bu kurumsallık değildir. Kurumsallık ciddiyet gerektirir. Size güvenip iş başvurularında sizin posta adresinizi kullanan binlerce kişiyi mağdur edemezsiniz.  Bu hizmetinizi kapatabilirsiniz ama bunun için insanlara bir geçiş süreci tanımanız lazım. 
Süperonline bu hizmeti artık vermiyor. En azından bu hizmetini 1 aylık bir süre tekrar başlatıp insanların posta kutularında tuttukları belgelerini almalarına fırsat vermeli.
Süperposta mağduru binlerce insana da buradan sesleniyorum:
Sizde artık akıllı olun ve gidip Amerikalının gmailini ya da Rus’un yandex’ini kullanın. En azından bu şirketler kurumsal kimliklerini ispat etmiş durumdalar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş