Suriye

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Suriye, 1516-1918 yılları arasında 402 yıl Osmanlı Türklerinin egemenliği altında kalmıştır. O tarihlerde Suriye adı kullanılmadığı için Şam ve Halep vilayetleri olarak adlandırılmaktaydı. Türk bölgelerine yakın olması ve bünyesinde o tarihlerde önemli miktarda Türk unsurlarının bulunması nedeniyle Musul-Kerkük bölgesinde olduğu gibi Anadolu’nun doğal bir uzantısı ve parçası olarak nitelendirilmekteydi. Zaten bu nedenle de rahmetli Atatürk Hatay ve Musul vilayetlerinin Türkiye’ye bağlanması için çok uğraşmıştır. Birinci Dünya Savaşından sonra Fransız himayesine girmiş ve ikinci Dünya Savaşından sonra 17 Nisan 1946’da bağımsızlığına kavuşmuştur. 1958’de Mısır ile birleşmiş ancak üç yıl sonra 1961’de ayrılmışlardır. 1963 yılından bu tarafa da Arap milliyetçisi Baas Partisi tarafından yönetilmektedir. Türkiye-Suriye ilişkisi Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin tehdidi üzerine 1998’de Suriye’den çıkartılması üzerine normalleşme yoluna girmiş, 2002’de AKP iktidarıyla da yakın işbirliği ve 2009’da iki ülke arasında yapılan geniş kapsamlı ortaklık antlaşması ile de doruk noktasına ulaşmıştır. Türkiye 877 km. ile en büyük sınıra sahip olduğu Suriye ile güvenlik açısından iyi ilişkiler içinde olmasının iki ülkenin de çıkarına olduğunun bilincindedir. Başbakan Erdoğan’ın Suriye bizim iç işimizdir demesinin nedeni yukarıda kısaca özetlediğimiz gibi tarihi, kültürel ve stratejik nedenlerledir.
AKP iktidarının Suriye politikası yerindedir. Suriye’yi ABD ve İngiliz sömürgeciliğinin eline bırakmamak gerekir. Çeşitli vesilelerle birçok defa bu konuya değindik ve düşündüğümüz gibi ABD Suriye’nin peşini bırakmak istememektedir. Bunun üç temel nedeni vardır. Birincisi Orta Doğu ülkelerinde İsrail ile birlikte yaşamayı kabul edecek yönetimleri iş başına getirmek, Körfezin zengin Arap ülkeleri gibi, ikincisi bu ülkeleri yeni yöntem ve stratejiyle sömürgeleri haline getirmek, üçüncüsü İran’ı yalnızlaştırmak. ABD, Esad rejimi etrafındaki çemberi daraltmak için üst üste girişim yapmaktadır. ABD’nin Ankara büyükelçisi ve Orta Doğudan sorumlu bir üst düzey diplomatın Ankara ziyareti ve Davutoğlu’nun Şam ziyareti öncesi olması nedeniyle bakanın ABD mesajını Şam’a götüreceği şeklinde yorumlandı, oysaki asıl mesaj hükümete verilmiştir. Davutoğlu’na fazla angaje olmayın, Esad’ı güçlendirmeyin telkininde bulunmuştur. ABD’nin Suriye’ye mesajı bellidir. Kanı durdur ve iktidarı muhalefete teslim et, dolayısıyla bilinen mesajın ayrıca gönderilmesinin bir gereği yoktur.
Suriye yönetimi ve icraatları hiçbir batılı ülke tarafından desteklenmemektedir. Hatta yakın müttefiki İran ve Hizbullah bile Beşar Esad’ın sivil katliamlarının doğru olmadığını ve derhal durdurması gerektiğini kamu oyuna duyurmuştur. Esad sivil katliamları durdurur ve demokratikleşme yolunda önemli adımlar atarsa Çin, Rusya, İran ve Türkiye’nin desteğini garantiler. Bu ülkeler Suriye’nin Anglo-Sakson (ABD ve İngiltere) grubunun eline düşmesini istememektedirler. Avrupa Birliği ülkeleri özellikle Almanya ve İtalya Suriye’deki ekonomik ve politik çıkarlarının büyük ölçüde zarar göreceğinin bilincindedir; dolayısıyla ABD ve İngiltere’nin Suriye’ye girmesine karşılar. Fransa da ABD ve İngiltere tarafından dışlanırsa onun da karşı gruba geçmesi muhakkaktır; zira önemli derecede ekonomik yatırımları olduğu gibi Suriye eski bir Fransa sömürgesidir.
ABD ve İngiltere’nin yeni bir emperyal çağ başlattığı açıkça gözükmektedir. Bu ikilinin Türkiye ile ilgili bir planlarının olmaması mümkün değildir. Muhalefet AKP’nin düşmanı değil, muhalifidir; dolayısıyla Türk devletinin ve milletinin çıkarına olacak özellikle dış politika konularında destek vermese bile engel olucu ve emperyalist ülkelerin işini kolaylaştırıcı bir tavır içinde olmaması gerekir. AKP iktidarının da Müslüman ülkelere karşı hayranlığını ve ideolojik yaklaşımını bir tarafa bırakarak daha rasyonel davranması gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları