Suriye için makulü bulmak

A+A-
Armağan KULOĞLU

Suriye’deki olaylar Türkiye açısından diğer ülkelerden daha önemlidir. Çünkü Suriye Türkiye’nin komşusudur. 900 Km.lik uzun bir sınırı bulunmaktadır. Geçmişte sınır aşan sular, Hatay ve terör konularında sorunlar yaşandığı, ancak değişen politik ortamda bu sorunların şimdilik derin dondurucuya kaldırıldığı, Suriye tarafından fırsat ele geçtiğinde yeniden gündeme getirilme potansiyelinin bulunduğu bilinmektedir.
1999-2010 döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler hızla gelişmiş, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği oluşturacak ve müşterek Bakanlar Kurulu toplantısı yapacak kadar ileri gitmiş, liderler arasındaki samimiyet de artmıştır. Ancak son 2 yıl içinde Arap Baharı’nın bir uzantısı olarak Suriye’de meydana gelen olaylar, Türkiye’nin muhalifler yanında yer alması sonucunda ilişkiler kötüleşmiştir.
Bu kapsamda Türkiye, 150.000’e yaklaşan mülteci akımına uğramıştır. Suriye kuzeyinde Barzani’nin de desteğiyle Kürt Grupların hâkimiyeti oluşmuştur. PKK’nın uzantısı PYD manevra alanı bulmuş, terörle mücadele cephesine, Irak sınırından sonra bir de Suriye sınırı eklenerek mücadele alanını genişlemiştir. Bölgedeki vatandaşlarımız hem zarar görmüş, hem de tedirgin olmuştur. Gerek doğrudan, gerekse bu ülke üzerinden diğer ülkelere olan ticaret sekteye uğramıştır. Savunma harcamaları tırmanmıştır. Rusya, İran ve Irak yönetimi ile sorunlar yaşanmıştır.

 

***

 

Suriye’deki olayların devam etmesinin sebebi, muhaliflerin genelde Sünni tarafı oluşturması, ABD, AB, S.Arabistan, Katar ve Türkiye tarafından desteklenmesi, Sünni Müslüman ülkelerden gönüllülerin ve radikal İslamcı terör örgütlerinin muhaliflere katkıda bulunması, diğer taraftan Esad yönetiminin de başta Rusya olmak üzere Çin, Şii İran ve Irak yönetimiyle diğer Şii çevrelerce desteklenmesidir. Burada Esad rejimi ve yönetimin arkasında duran esas güç Rusya’dır. Rusya desteği devam ettiği sürece Esad yönetiminin ayakta kalması kaçınılmazdır.
Suriye’deki muhaliflere verilen desteği sürdürmekle ve güçlendirmekle Esad yönetiminin sona erdirilemeyeceğini, ölümlerin ve göçün artmaya devam edeceğini, Türkiye’nin uğradığı zararların da gittikçe çoğalacağını, bu işin çözümünün Rusya ile mutabakattan geçtiğini, kilit ülkenin Rusya olduğunu, 2 yıla yakın bir süredir, çeşitli vesilelerle yazdım ve TV programlarında açıkladım.
Bu hafta başında Putin’in gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde, ekonomi ve ticaret ön planda tutulmuş ve bölgesel istikrarın her iki ülke için de gerekli olduğu düşüncesi hâkim olmuştur. Bu kapsamda Suriye konusu da, beklendiği gibi gergin bir ortamda değil, daha makul bir ortamda gündeme gelmiş, ortak açıklamada, çeşitli fikirler üzerinde çalışma yapılarak arayış içinde olunacağının ifade edilmesi, gerçek çözüm için ümit vermiştir. Bu durum düşüncelerimin haklı olduğunu ve gerçekleşme olasılığının bulunduğunu göstermektedir.

 

***

 

Çözümde esas ele alınacak konu, Rusya’nın Suriye’ye neden destek verdiği, rejimi ve yönetimi neden koruduğunun iyi anlaşılmasıdır. Rusya’nın asıl sorunu, Orta Doğu’daki kontrolün tamamen ABD ve Batı’nın eline geçmesi endişesidir. Esad rejimi ve yönetimini Esad olduğu için değil, kontrolü kaybetmek istemediği için desteklemektedir. Bu nedenle Rusya’nın Esad’ın yönetime devam etmesi gibi bir ısrarının olamayacağı, Suriye’deki, dolayısıyla Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki menfaatlerinin korunması halinde, Esad yerine, ancak kendisinin de tasvip edeceği bir yönetimin iş başına gelmesini kabul edebileceği anlaşılmaktadır. İran’ın da aynı kaygılarla hareket ettiği düşünüldüğünden, bu konuda İran’la aynı yönde diyalog içinde bulunulmasında da fayda görülmektedir.

 

***

 

Türkiye ve Rusya Dışişleri Bakanlarınca üzerinde çalışılacak fikirlerin bu çerçevede olacağı değerlendirilmektedir. Çalışmalarda her iki tarafın da ideolojik ve mezhebe dayanan düşüncelere kapılmadan en kısa zamanda istikrarı sağlayacak bir sonuca ulaşmaları ve bunu uygulamaya geçirmeleri esas alınmalıdır. Çözüm arayışında Esad’a, çılgınlıklar yapmasına sebep olmayacak makul öneriler götürülmesine de dikkat edilmelidir. Yönetimin tamamen muhaliflere geçmesi halinde, Libya ve Mısır gibi ülkelerdeki olumsuzluklar göz önünde tutulmalıdır. Kontrolsüz bir geçişin, terör başta olmak üzere, Türkiye’ye zarar vereceği bilinmelidir.
Esad’ın yönetimden gitmesi Türkiye’nin prestijini kurtaracak, Rusya ve İran’ın menfaatlerinin korunması bu ülkeleri tatmin edecek, kurulacak yeni yönetimin her kesimi kavraması çatışmaları sonlandıracak, böyle bir geçiş ortamına ABD ve Batı’nın da bir tepkisi olmayacaktır. Ölümlerin sonlanması ve istikrarın sağlanması, her kesimi memnun edecektir.
Putin’in Türkiye ziyaretinin beklenenden daha olumlu geçtiği dikkate alındığında, her iki ülkenin de, Karadeniz’deki, Orta Doğu’daki, Orta Asya’daki, özetle tüm etki ve ilgi alanındaki ortak menfaatlerini, istikrarı ve karşılıklı ticari ilişkilerinin hacmini dikkate alarak sorumluluk bilinciyle hareket ettikleri gözlemlenmektedir. Bu durumun makul bir çözüm bulunmasına katkı sağlayacağı beklenmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları