Suriye ile çatışacak mıyız?

Kürşad ZORLU

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton gazetecilere yaptığı açıklamada önemli tespitlerde bulundu. Türkiye’nin her an asimetrik bir savaşın eşiğine sürüklenebileceğinin işaretlerini verdi. Clinton  “Suriye güçleri, şu anda sadece kendi yurttaşlarını etkilemekle sınırlı kalmayan ve aynı zamanda sınır çatışmaları potansiyelini ortaya çıkaran saldırılarına ve kışkırtmalara derhal son vermezlerse, bölgedeki çatışmanın tırmandığını görüyor olacağız” dedi. Bu sözler olanı açıklamaktan ziyade olabilecekleri işaret eden gizli bir tehdit göndermesi taşıyor. Üstelik çatışma ihtimalinin vurgulandığı bölge Türkiye sınırından başkası değil. Bayan Clinton Türk yetkililerle temas halinde olduklarını söyleyerek bu düşüncenin Türkiye tarafından da kabul gördüğünü ima ediyor. Zira Suriye askerleri Türkiye sınırından yalnızca 400 metre uzaklıkta bulunuyor. Dün akşam saatlerine kadar Suriye yönetiminin sınırımıza yaptığı asker sevkiyatında görülen artış dikkate alındığında asla bir çatışma olmaz diyebilmek zorlaşıyor. Olur mu, olmaz mı? İnanın bu bölgede her şey olur. Asıl önemlisi de bugün çatışma tehlikesiyle karşı karşıya geldiğimiz Suriye liderinin -ki ben Suriye halkının kendi ayağına kurşun sıkacağına inanmıyorum- çok değil bir kaç yıl önce Türkiye’ye dostluk ve kardeşlik mesajları veriyor olmasıdır. 2009 yılında Türkiye’ye gelen Beşşar Esad Türkiye’nin “bölgenin lideri” olduğu imasında bulunmuş; ülkesindeki PKK’lıların silahı bırakmasını ve Türkiye’nin barış çabalarının desteklenmesini istemişti. Belki biraz ironik olabilir ama aynı Beşşar Esad, Şükrü Saraçoğlu stadını bile gezmiş ve Fenerbahçe sevgisinin iki ülkenin kardeşliğinin eşsiz bir göstergesi olduğunu ifade etmişti. Peki ne oldu da bugün iki ülke sıcak bir çatışma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. İşte bu sorgulama sizin ve belki de hepimizin düşündüğü temel hususları işaret etmektedir.


Tarih yine tekerrür ediyor
Bölge uzmanlarının ifadeleri ve kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Suriye’de yeni bir lider ve yeni bir yönetim isteniyor. Suriye halkının yüzde kaçının bu isteği taşıdığını benim söylemem zor; fakat ülkedeki en güçlü muhalif grup olan Müslüman Kardeşler’in temsilcilerinden Ammar Kurabi çok önemli bir noktayı açığa çıkarıyor:  “Biz Suriye’de, Türkiye’de Başbakan Erdoğan’ın kurduğu sistemin benzerini istiyoruz. Türkiye’deki gibi demokratik parlamenter bir sistemin kurulması için bu süreçte Türkiye’nin Suriye halkına yardımcı olmasını arzu ediyoruz.” Öyle görülüyor ki ABD’nin Türkiye üzerinden Suriye’ye gönderdiği mesaja, yine Türkiye üzerinden cevap verme arzusu içinde olanlar var.
Türkiye ise Beyaz Saray’ın Esad yönetimini kesin bir biçimde istemediğini görüyor. Hatay’ın özel durumu da değerlendirildiğinde Türkiye’nin bölgeyi ya da en azından sınırı normalleştirmekten başka seçeneği bulunmuyor. Fakat her şey bir tarafa Suriye’nin geçmişte PKK’ya verdiği destek hafızalarımızdan gitmiyor. Muhtemelen o gün onlara böyle yapmaları için teşvikte bulunanlar, bugün aynı saltanatın kellesini istiyor. Üstelik geçmişten bugüne bölgede olup bitenler, bu sonucun hiç de şaşırtıcı olmadığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla gelin şu sözü bir yere not edelim: Başka hayatların sonlanması için kendisini kullandıranlar, yine başka hayatlar uğruna yok olmaktan kurtulamazlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş