Suriye: Kritik aşama

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Suriye'de, olayların başladığı 2011 yılından bu tarafa farklı bir durum ortaya çıktı. Bu durum, sorunun tarafı olan ülkelerin limitlerini görmesi ve Suriye olayının gerçek anlamda uluslararası sorun haline geldiğini kabul etmeleridir. 22-24 Ocak Astana görüşmeleri de, bütün tarafların, özellikle de savaşan ve savaştıran tarafların tek başlarına sonuca varamayacaklarını görmeleridir.

Aralarında ki farklılıkları ve sorunları sadece silah yoluyla çözemeyeceklerini anladılar. Her silahlı grubun arkasında bir yabancı devlet vardı ve orada tek grubun hakimiyetine izin vermeyeceklerini anladılar. Buna, Esad rejimi ve Rusya ile İran da dahil. Rusya ve İran var güçleriyle Esad rejimini desteklediler ama muhalefeti yok edemediler, rejimin hakimiyetini sağlayamadılar.

İran, Lübnan'da bulunan kendi kontrolünde ki Hizbullah vasıtasıyla Suriye'de doğrudan savaştı ama o da amacına ulaşamadı. Rusya, 30 Eylül 2015'den itibaren hava kuvvetleri dahil savaşa müdahil oldu, ama o da bir sonuç alamadı. Suriye Kürtleri, PYD/PYG, Amerikalıların ve İsrail'in desteğine rağmen Türkiye'nin kararlı tutumu nedeniyle askeri ve toprak elde etme amacına tam olarak ulaşamadı. DAEŞ, Irak ve Suriye'de yediği darbelerle savunmaya geçti ve önemli toprak kaybı yaşadı. Musul'daki gerilemesine ilave olarak Suriye'de kontrolü altında tuttuğu El Bab'ın güneyinde ki birçok köyü ilginç bir şekil de muhaliflere veya Kürtlere değil, Esad rejimine teslim etti. Üzerinde durulması gereken bir durumdur, zira DAEŞ, fanatik bir Sünni İslamcı, Esad Alevi ve onlara göre İslam düşmanlarıyla işbirliği yapmaktadır, bu düşüncesine rağmen elinde ki toprağı Esad'a terk etmiştir. Bu örnek bile, tek başına, Suriye'deki dönüşümü göstermektedir.

***

Rusya'nın, Astana sonrası tutumunda ki yumuşama ve ABD ile uzlaşma arayışı, Suriye Kürtlerine yaklaşımın da görmekteyiz. Astana görüşmesinden hemen sonra ortaya attığı ve daha öncesinden hazırladığı anlaşılan kurucu yeni Suriye anayasasında Kürtlere özerklik vermek istemesi, ABD ile Suriye üzerinde uzlaşmak istediğini gösterir. Bu hareketiyle, Türkiye, İran, Esad yönetimi ve Arap ülkelerini karşısına almayı göze aldığını göstermektedir. Rusya'nın bu noktaya gelmesi ilginç bir durumdur. ABD, şimdiye kadar karşı çıktığı, "Güvenli Bölge" fikrine gelmesi, sadece Trump'ın gelişine bağlamak yanıltıcı olabilir. ABD'nin elindeki seçeneklerden bunu tercih etmesinin nedenlerini iyi bilmek gerekir. Zira bu nedenler ABD'nin Suriye politikasındaki değişiklikleri sağlayan nedenlerdir. Bu sorunun cevabını yukarıda kısmen verdik, yani ABD de kendi limitini gördü ve politikasının kendisine zarar verdiğini anladı.

İsrail-ABD ve İngiltere'nin kontrolünde olan PYD Kürtleri, Rusya'nın da desteğini almış gözükmektedir. Zira, Rusya, ABD ve İsrail'in Kürt politikasından taviz vermeyeceği kanaatine varmış olacak ki uzlaşmak için buradan taviz vermek istemiştir. Barzani dahil olmak üzere bütün bölge ülkeleri ABD-İsrail'in kontrolünde olan PYD'ye karşıdır. Bu nedenle, Barzani, Suriye'de kendi kontrolünde bir Kürt oluşumu (ENKS) yaratarak kendi varlığını ve Kürtleri temsil etme özelliğini korumak istemiştir.

***

Astana barış görüşmeleri başarılı oldu sayılır, bu başarı aslında Türkiye, Rusya ve İran'a aittir. Zira kontrollerinde bulunan silahlı güçleri ikna etmeleri sayesinde olmuştur. Bilindiği gibi, İngilizlerin, Suriye'nin en stratejik bölgelerinden biri olan, İsrail'e yakın, Ürdün, Lübnan ve Suriye'nin kesiştiği sakin bir noktada askeri üssü vardır. ABD'nin Suriye'de, iki isteği var; birisi Kürtlerin özerk bölgeye sahip olması ve ikincisi, kendi askeri varlığını sürdürmesidir. Zaten bütün tehlikede buradadır. Bölge ülkeleri elbirliğiyle Suriye'nin bütünlüğü ve hiçbir yabancı gücün Suriye'de bulunmaması için mücadele etmesi gerekir. Zor ama en sağlam ve en doğru politikadır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları