Suriye politikasının yanlışlarını kim ödeyecek?

A+A-
Savaş SÜZAL

Suriye’deki gelişmeleri herkes Esat aleyhine diye izlerken, sanki gerçekte benim halkımın aleyhine seyrediyor. Tayyip Bey ve dış politika dâhisi Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun izlediği dışa bağımlı muhteşem politikaları nedeniyle, Kuzey Suriye’de Türk sınırı yakınlarına PKK bayrakları çekildi. Bizim boyalı basına mensup bazı meslektaşlarımız ise durumu “sınır kapılarını Esat muhalifi asiler ele geçirdi” diye haber yaptı.
Eğer sınır kapıları Esat muhalifi asilerin elindeyse kendilerine kucak açan Türk kamyonlarını, tırlarını neden yakarlar? Eğer bu muhaliflere biz yardım ediyorsak topraklarımızda bulunan göçmenler neden ayaklanıp, kamplardan Türk bayraklarını indirip, polis ve jandarmanın silahlarını alarak ayaklanır? Ankara’daki dış politika dâhilerinden nedense bu konuda tek çıt yok.
Ayrıca eğer sınır kapıları gerçekten asilerin elindeyse ABD ve Arap devletlerinin paralı askerleri neden gazetelere PKK’yla dövüşmeyi vurgulayan “sizi yok ederiz haa” falan gibi tehdit mesajları koyup yayınlıyor? Bence bir süre sonra Türkiye’den hareket eden Esat muhaliflerinin Suriye’ye giriş yolları, bu terör örgütü ile kesişecek ve bu Şam aleyhtarı guruplar, PKK terör örgütü ile baş edebilecek yetenekte değil. 
Gazete haberlerinde, Suriye’nin PKK’ya daha gelişmiş silahlar verme yolunda girişimde bulunduğu yazılıyor. Peki, önümüzdeki günlerde, PKK eğer Şam Hükümeti tarafından silahlandırılarak, daha fazla çocuğumuzun kanına girerse bunun vebali kimin üzerine kalır? Siz adamların düşmanlarını silahlandırırken onlar da sizinkini silahlandırırsa ne diyebilirsiniz? Acaba muhtemelen düşürülen son helikopter olayında bu politikanın dahli nedir? Nedense kimse bu sorulara cevap aramıyor.
Hele hele Şam’daki terörist saldırısını bir ülkenin başında olan liderlerin kutsamasına ne demeli. Bu tür saldırılarda günahsız öldürülen insanların acısı hiç mi kimselerin yüreğine oturmaz, sızlatmaz. Aslında benimki de laf yani. Irak’ta yaklaşık bir milyon masum Müslüman öldürülürken susan bu dini bütün takım, Amerikan askerlerinin sağ salim memleketlerine dönmesi temennisinde bulunmamış mıydı? Bu kişilerden başka davranış beklemekte laf yani.
Anladığım kadarı ile Şam Hükümeti de bizimkilere aynı dilde karşılık veriyor. Yani, “sen benim düşmanımı silahlandırırsan, ben de seninkini silahlandırırım” temelinde. İyi de, daha üç gün önce iki evladımızı bir keşif veya uçuş denemesi ve test için kaybetmedik mi? Onların çocukları gemiciklerle oynar ve mercimek ticareti yaparken bizimkiler ölüyor. Kime gam, kime kasvet. Hem de, birilerinin çıkarları ve iktidarda üç gün daha uzun kalmaları uğruna.
Tabii bu arada Türk Ordusunun Hıristiyan dünyasında onay görmeyen ve son yüzyılın en başarılı operasyonu, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtıyla adadaki soydaşlarımızın kurtarılışı da, ne yazık ki bu iktidar ve onun yandaşı basın tarafından ne kutlandı, ne de anımsandı. Nasıl anımsasınlar ki, onlar şu aralar haçlı ordusunun keşif kolu rolünü üstlenmiş bulunuyorlar. Orada şehit düşen kahraman askerlerimiz ve soydaşlarımız onlar için bir anlam taşımıyor. Aynı Türk Ordusunun kalıntılarından şimdilerde nasıl bir Suriye operasyonu bekliyorlarsa?
Görüldüğü gibi komşularla sıfır sorun politikası önümüzdeki günlerde bol sıfırlı bir politika haline dönüşüyor. Bu politikada her zaman olduğu gibi politikacıların hatalarının bedelini yoksul halk ödüyor. Ancak gelişmiş ülkelerde politikacılar, uyguladıkları yanlış politikaların bedelini halka öderler. En azından istifa ederler. Bizde iş arsızlığa vardırılmış durumda. Hükümet hata üzerine hata yapıyor, halksa tam bir biat halinde, padişahım çok yaşa temennasında.
Evet, sevgili okurlarım. Gelişmiş ve uygar toplum demek yalnızca en son model telefon kullanmak, son model blucin giyip break dansı yapmak veya son model otomobil kullanmak değil, o aygıtlar kadar modern ve hakkını yedirtmeyen, hakkının peşine düşen bir halk demektir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları