Suriye'de denklem kurmak

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Öncelikle şu tespiti görmek durumundayız: Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde özerklik/bağımsızlık yanlısı Kürtler ciddi biçimde organize olmuşlardır. Son yirmi yıldır ileri derecede akılcı ve stratejik bir siyaset izlemişlerdir. Bugün aldıkları sonuç izledikleri bu akılcı siyasetin ürünüdür.
Irak’ta Barzani/Talabani ikilisi tahriklere kapılarak Saddam yönetimine karşı bir ayaklanma başlatmamış, şartların olgunlaşması ve bölgeye ABD’nin müdahalesi sonucunu beklemişlerdir. Sonuçta ABD güçleri Saddam’ın direncini kırdıktan sonra onlarla birlikte harekete geçmişlerdir.
Suriye’de PYD/PKK ikilisi ile diğer Kürt örgütler de aynı stratejiyi izlemişlerdir. Esat yönetimine karşı oluşturulan muhalif Suriye Ulusal Konseyi’ne katılmamışlar, hem Esat ile işbirliği yapmışlar hem de Esat’a karşı olduklarını dillendirmişlerdir. Esat’ın başı muhaliflerle fena halde belaya girip, Suriye ordusu hedef küçültmek için güçlerini güneye çekince PKK/PYD bölgedeki otorite boşluğunu bayrak göstererek doldurmaya kalkışmıştır. Böylece PKK/PYD ikilisi sıfır maliyetli olarak Kuzey Suriye topraklarında sınırlı bir hâkimiyet sağlamışlardır.
Taleplerini de kışkırtıcı olmayacak bir biçimde dile getirmişlerdir: Demokratik Suriye; Özerk Kürdistan!
Irak ve Suriye’de profesyonel bir biçimde ortaya konulan bu akıl oyununun yalnız başına Barzani ya da PYD’lilerin işi olmadığı açıktır.
Yalnızlaştırılmış İran, bölünmüş Irak, parçalanmış Suriye, PKK ile ajite edilen, özerk Kürdistan’larla kuşatılan Türkiye, kimin işine yarıyorsa olayların arkasındaki akıl da onundur.
Sayısız proje sahibinin Ortadoğu’nun yeniden tasarımı faaliyetlerinin içinde olduğu bilinmektedir, ancak işin asıl sahibinin İsrail olduğu da açıktır.
Irak ve Suriye denkleminde Barzani’nin rolü ise tartışılmaz. Mesud Barzani, Suriye’de şiddet olaylarının devam ettiği süreçte aralarındaki iç çekişme ve kavgaya son vermelerini istediği Suriye Kürt gruplarını Erbil’de toplamış ve ‘birlikte hareket’ etmelerini sağlamıştır.
Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi (SKUM) Başkanı İsmail Hemeve Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanı Salih Müslim, Erbil’de Barzani’nin koordinasyonunda biraraya getirilmişti. Ayrıca Barzani, Suriye’deki Kürtlerden oluşturduğu birliklere de askeri eğitim vermektedir. Dahası Barzani’nin Peşmergelerini Irak’tan Suriye’ye soktuğu yönünde de ciddi belirti ve iddialar var.
Bütün bunları Barzani’nin başında olduğu Kürt yönetiminin, her zamankinden çok daha baskı altında olduğu bir dönemde yapıyor.
Nitekim Peşmergelerin Irak’tan Suriye’ye girdiği görüntülerin ardından Bağdat’a bağlı Irak ordusu, Peşmergelerin bulunduğu Suriye- Kuzey Irak sınırına doğru harekete geçti. Irak ordusu, yaklaşık 2 bin kişilik bir birlik ve peşmergeler tarafından durduruldu.
Karşı karşıya gelen 2 ordu, karşılıklı mevzi aldı. Peşmergeler, bütün ağır silahlarını bölgeye yığdı, namlularını güneye, yani Irak tarafına çevirdi.
Türkiye ise Irak merkezi hükümetinin karşı çıkmasına karşın tankerlerle Kuzey Irak bölgesinden petrol alımına başlamıştır. Bu arada önümüzdeki günlerde Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun da Kuzey Irak’a gideceği açıklandı.
Başbakan Erdoğan, PKK/PYD organizasyonu sonucu Suriye’deki Kürtlerin kendilerine yeni statü arayışlarına “Eyvallah demeyiz; müdahale ederiz” dedi. Başbakan bugün böyle diyorsa yarın ‘evelallah/eyvallah’ diyecek demektir!
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun söyledikleri ise Türkiye’nin kaygı duyması için yeterlidir. Türkiye’nin dış politikasını (!) yürüten bir kimse şunları söyleyebiliyor: “Suriye’de bir Kürt varlığı varmış gibi korku üretiliyor. Bayrak çekildiği iddia edilen yerler, çok az nüfusu olan yerler. Kuzey Irak’ta yaşanan benzer bir şeyi burada yaşamak doğru mu? Birileri büyütmek istiyor. Bir takım fırsatçı gruplar. Unutulmasın ki, Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Kürt’tür.”
Davutoğlu unutmuş. Biz hatırlatalım, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani de Kürt’tür. Sözde “oyun kurucu” Türkiye’nin Suriye’de birilerinin kurduğu denklemde piyon dışında bir yer üstlenmesine imkan kalmamıştır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları