Suriye’den Türkiye’ye yansımalar

Armağan KULOĞLU

Suriye’de muhalefet, iki yılı aşkın bir süredir devam eden iç savaşta, başlangıçtan itibaren uzun süre haklı olarak görülmesine ve bu nedenle başta Batı olmak üzere geniş çaplı destek almasına rağmen arzu ettiği sonuca ulaşamamıştır. Son zamanlarda birçok bölgede sağladığı kontrolü kaybetmeye başlamıştır. Muhalefetin etkisini kaybetmeye başlamasının sebebini, çok parçadan oluşması ve alınan başarılara rağmen birleşememesine bağlamak mümkündür. Ayrıca muhalifler adına birçok radikal İslamcı örgütün bölgede faaliyet göstermesinin ve çatışmalar içinde insanlık açısından kabul edilemeyecek vahşice eylemlerde bulunmasının da muhalefetin haklılığının sorgulanmasına sebep olduğu söylenebilir.
Bunun sonucunda, muhaliflerin silahlı gücü olan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) elemanlarını, uluslararası kamuoyu nezdinde anarşist, cihatçı ve zalim olarak tanıtmak üzere kampanya başlatılmıştır. Diğer taraftan da, radikal örgüt olarak bilinen ve El Kaidenin bir uzantısı olan El Nusra’yla çarpışan ve PKK’nın Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) de modern ve haklı gösterilmeye başlanmıştır. PYD’nin, uluslararası ortamda kabul ve muhatap olarak kabul edilmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Bu yaklaşımın PKK’nın da legalleşmesine ortam hazırladığı dikkate alınmalıdır.

 


***

 


Suriye’de PYD’nin elde ettiği kazanımlar, Türkiye’deki bölücüler/Kürtçüler tarafından heyecanla takip edilmektedir. Bölücüler/Kürtçüler, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada kendilerini yönetebilecek özerk bölge ve hatta bağımsız devlet kurma haklarının olduğunu savunmakta, bunun propagandasını yapmakta ve Suriye üzerinden kendilerine pay çıkarmaktadırlar. Türkiye’de devam eden çözüm sürecinin sonucunda bölgede özerk bir Kürt yönetimi beklentisi içinde bulunmaktadırlar. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin yanlış esaslar üzerine kurulduğunu, ülkede Türkler ve Kürtler olarak asli iki etnik unsurun bulunduğunu ifade etmektedirler. Lozan Antlaşması’nın artık işlevini kaybettiğini söyleyecek kadar da ileri gitmektedirler.
Kürtçülerin isteği, demokrasi adı altında özerklik ve kendini yönetmektir. Yapılacak yeni anayasayla ve diğer düzenlemelerle bunun gerçekleştirilmesini talep etmektedirler. Irak, Suriye ve Türkiye’deki gelişmeleri de Kürdistan’ın parçalarının meydana çıkışı olarak görmektedirler.

 


***

 


Demokratikleşme başka, yaşanan her bölgeyi kendi etnisitesinin sahibi ve egemen bölgesi olarak görmek başkadır. O zaman her etnik toplumun yaşadığı yerin, bağımsız veya özerk bölge olması gerekir. Aydın olarak nitelendirilen Kütçülerin, düşünce özgürlüğü anlayışı altında, çözüm süreci ve medyanın verdiği imkânları da kullanarak çok yoğun bir propaganda faaliyetine giriştikleri ve bunda etkili de oldukları görülmektedir. Bu nedenle Türk aydınların, imkânları zorlayarak, yanlış söylemleri etkisiz duruma getirmek için çok yoğun
çaba sarf etmesine şiddetle ihtiyaç bulunmaktadır.
Önce Irak’taki, şimdi de Suriye’deki oluşumun, Türkiye tarafından kabul edilmesi istenmektedir. Yarın da başka bir durum ortaya çıkabilir. Türkiye’nin Orta Doğu’daki her oluşumu kabul etmesi beklenmemelidir. Türkiye, bölgesinde güçlü ve etkin durumdadır. Ancak bunu göstermesi gerekmektedir. O zaman hiç kimse Türkiye’yi, her şeyi kabul etmeye zorlayamaz.

 


***

 


Son zamanlarda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle, Türk Milleti’yle, Cumhuriyet’le, Atatürk’le ve ilkeleriyle sorunu olanların, Lozan Antlaşması’nı karalamaya, müzakere edenleri kötülemeye ve anlaşmanın geçersiz olduğu izlenimi yaratmaya yönelik koro halindeki kara propagandasına şahit olunmaktadır. Hatta anlaşmanın yıldönümünün kutlanmadığı, yok sayıldığı veya sönükleştirildiği görülmektedir.
Lozan, Sevr Antlaşması’nı geçersiz kılan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesidir. Türkiye’nin siyasi ve hukuki alanda tescili, uluslararası kabulü ve bağımsızlık belgesidir. Bu anlaşma Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle taçlandırılmış ve böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği bütünleştirilmiştir. Lozan’ı etkisizleştirmeye çalışanlara hatırlatılır.
Türk Milleti’nin Şeker Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, gerçek adaletin bir an önce tecelli etmesini diliyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş