Suriye’ye kurulan federasyon tuzağı

İsrafil K.KUMBASAR

Herhalde devr-i AKP’nin en sıkıntılı süreci şu son bir kaç ay.  ‘Memleket namına’değil, ‘kendi hesaplarına’ tedirginlik ve belirsizlikten doğan bir korku içindeler.
Kofi Annan’ın Suriye yönetimine sunduğu çözüm paketinin dolmasına saatler kala, “Yok yok, bu iş olmayacak” diye yakınmaya, dizlerini dövmeye başladılar.
Gören de bu çabanın ‘Suriye’deki insanları koruma kollama’ adına yapıldığı vehmine kapılacak.
Oysa durum ‘verilen görevin’ hayli zor olması ve izahını yapacak durumda olamamalarından kaynaklanıyor.
Elin bitli yorganını sırtlarına çektikleri günden beri kaşınıp duruyorlar:
- “Haydi, BM, NATO niye duruyor? Neden Suriye’yi vurmuyoruz?”
Türkiye, ihanete yataklığın merkezi haline getirilmiş bulunuyor. İpini koparmış ne kadar zevat varsa lüks otellere doldurulup, Suriye diktatörüne karşı kışkırtılıyor ve dahi silahlandırılıyor.
Peki meselenin en can alıcı bölümü ne?
- “Efendim Suriye’de insanlar öldürülüyor!”
Sevsinler sizi. Daha düne kadar Irak’ta da insanlar ölmüyor muydu? Hem de bir ‘soykırımı’aratmayacak biçimde. Üstelik, ‘stratejik ortağınızın’ askerleri tarafından.
O zaman niye sesiniz, sedanız çıkmıyordu?

***


Anlıyorsunuz ki ‘karın ağrısının’ gerçek nedeni insanların ölmesi, bir diktatörün zulüm yapması falan değil.
‘Big Boss’, kafasına koyduğu ‘yeni haritaları’ hayata geçirmek için düğmeye basmış bir kere. Öncelikle bölgenin şöyle bir karıştırılması, ‘bugünü aratacak’ şekilde daha fazla kan akması gerekiyor.
ABD, faturayı hafifletmek için bu kez yeni bir yöntem deniyor. ‘Maşa’ kullanmayı tercih ediyor.
Kapalı kapılar ardında operasyonun ‘Türkiye’nin sırtına’ yüklenmesine ilişkin ‘ne tür pazarlıklar’ yapılmış bilemeyiz. Bilinen tek gerçek, ‘Suriye’nin tarumar edilmesi’ işinin bizim müteahhitlerde kaldığıdır.
Esad sonrası Suriye’de oluşacak tabloya ilişkin en tutarlı senaryo, komşunun bir ‘federasyona’ dönüştürülmesi.
Bir tür ‘Irak modelinin’ hayata geçirilmesi.
Başka bir modelin “böl, parçala, yönet” stratejisini uygulayanları tatmin etmeyeceği malum.
Öncelikle Esad gidecek, ardından tıpkı Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de ‘dinsel’ ve ‘etnik’ gruplar bir daha bir araya gelemeyecek şekilde ‘yapay’ olarak eklemlenecek.

***


Bölgede gelecekte oluşacak tabloya ilişkin hem ABD’nin hem diğer emperyalist ülkelerin hem de memleketimizdeki bölücülerin iştahı kabarmış durumda.
Yapılmak isteneni BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın şu sözleri çok açık bir şekilde ortaya koyuyor:
- “Irak bölünürse bağımsız Kürdistan devleti olacak. Suriye’de de Özerk Kürdistan oluşabilir. İran’da zaten Kürdistan eyaleti var. Bu durumda Iğdır’dan Hatay’a, Türkiye’nin tüm güney sınırları resmen Kürdistan olacak.”
Suriye’den kaçıp Türk Devleti’nin maddi ve manevi desteği ile hayatlarını sürdürenlerin Hatay’a yerleştirilmelerine dikkat buyurun.
Tıpkı ‘peşmerge göçünü’ andıran bu manzaraya hiç de yabancı değiliz. O dönemde de tamamen ‘insani’ amaçlarla yüz binlerce peşmergeye kucak açmış, soframıza buyur etmiştik.
Bugün aynı şeyi Suriye’den kaçanlar için yapıyoruz. Yemeyip yediriyoruz, içmeyip içiriyoruz.
Kendi depremzedelerimiz perişan durumdayken, biz ‘kaçakları’ besliyoruz.

***


Çok iyi bildiğimiz bir film yeniden vizyonda.
“Suriye’de nelerin temeli atılıyor”, “Hükümetin bu telaşı nedir” sorularına ilişkin cevabın kodları ‘peşmerge göçünde’ yatıyor.
‘Müteahhitlerin’ telaşı, ‘hak edişi’ peşin olarak almalarında yatıyor belli ki.
İş bitirilmezse, mal sahibi tepelerine çökecek.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş