Sürülmediğimize şükür mü etsek?

İsrafil K.KUMBASAR

Belki garip karşılayacaksınız; lakin şu son 10 yıl için oturup şükretmemiz gerekiyor. ‘Nankörlük’ de bir yere kadar.
 Sabah akşam ‘muhalefet’ etmenin, saydırıp durmanın da ‘bir sınırı’ olmalı değil mi?
Şöyle sakin bir kafayla düşünüldüğünde bize hak verileceğini adımız gibi biliyoruz.
İsterseniz en baştan, yani ‘devr-i AKP’nin’ ilk gününden başlayın, dilerseniz bugünden başlayıp geriye doğru gidin.
Her kavşakta ‘ibretlik icraatlar’ ile karşılaşıp, ‘hayret’ ve ‘gıpta’ ile parmağınızı ısıracağınızdan eminiz.
‘Niyet’okumadan, ‘başka amaçlar’ aramadan, bir film izliyormuş gibi geçen yılları şöyle bir gözlerinizin önüne getirin.
Gonk çalar, köyün bıçkın delikanlısı ‘gömleğini’ sırtından sıyırıp kalabalıkların arasına dalar; o artık bir ‘kurtarıcıdır’ ve peşine takılanlar arasında bu işe çok daha önce başlamış ‘babası yaşında’ adamlar bile vardır.
Onun sahneye çıkmasıyla ‘bit pazarına nur yağdığı’ şaşkınlık içinde gözlenecektir.
Daha yolun başında bir ‘gömlek’şovu ile ‘farklı imiş gibi görünen’, ama aslında ‘birbirinden pek farkı olmayan’ bir takım zevatı ‘aynı çatı altında’ toplamıştır.

 


***

 


Ekonomik alandaki üstün başarılarını sıralamaya gerek yok; zira bu tür faaliyetler ‘dünyalık’ içindir; kendilerinin ise zinhar ‘malda mülkte’ gözü yoktur; en fazla mahdumların izzet-i ikbali için ‘birkaç gemicik’ tedarik edilir, kerimeye kamuda ‘bir danışmanlık’ayarlanır hepsi bu.
Çok görmeyiniz; o ‘büyük davaların’ peşindedir; öyle ki kendisine meftun olan kitlelerin gözünde Menderes ve Özal’ın manevi mirasçısı, o kutsal halkanın asla ‘yedirilmeyecek’ yiğit evladıdır.
Sırf bu laf bile hazret ve bağlıların ‘dünya malı ile hiçbir ilişkilerinin olmadığına’ en sağlam işaretlerden biridir.
Öte tarafta hesap vereceğinin şuuru ile bir taraftan ‘malı deniz’ olan devlete çekidüzen verirken, diğer taraftan ülkeyi ‘huzura’ ve ‘sükûna’ kavuşturmaya çalışır.
Nasıl olduğunu kimse pek anlamasa da, ‘görünmez’ bir kudretin ihsan eylediği çuval çuval ‘belge’, ‘CD’, ‘kaset’ ile cümle darbecileri yakalarından tuttuğu gibi birer birer kodese tıkar.
‘Mıntıka temizliğinin’ ardından, artık ‘yüzde 90’ını’ tedip ettiği basın yayın organları vasıtasıyla milyonları ‘uyutmaya’ başlar.

 


***

 


‘BOP Eş Başkanı’ olarak görevlendirildiğini itiraf ettikten sonra ‘Arap Baharı’nın kutsiyeti üzerine söylevler verip, Orta Doğu halklarını irşad eder.
O gazla bir dönem ‘cicim ayları’yaşadığı Esad’a diz çöktürmeye çalışırken tökezler; fakat topu çabuk çevirir; hatasını Barzani denilen Kürt kedisini Diyarbakır’da alayı vala ile karşılamak suretiyle telafi eder.
Top çevirmedeki ustalığını en çok ‘böl yönet’ve ‘uyut yönet’ düsturlarında kullanır.
O iktidara geldiğinde, bölücü teröre karşı ‘tek vücut olmuş bir Türkiye’ vardır, o geldikten sonra ‘tek Türkiye’de 36 etnik grup’ türer.
O gelmeden önce, 30 yıl boyunca kan dökmüş bir ‘Bebek Katili’ vardır, o gelir İmralı sakini ‘Sayın Öcalan’ olur.
O büyük, o seçkin insan geldikten sonra ‘Kürdistan’ adı devlet katında artık ‘resmen’ kabul görmeye başlar.
O gelmeden önce bebek katilleriyle görüşmek ‘şerefsizlik’addedilirdi, o geldiğinde anladık ki yanlış düşünürmüşüz meğer.
‘Zihin dünyamızı’ yeniledi hazret.
Yıllarca ‘Türk’ adını ağzına almaktan imtina etmesine kızdık; amma sonra anladık ki ‘bizi bu topraklardan sürme’ ihtimali de var.

 


***

 


Şükretmeliyiz; ‘halen bu topraklarda var olduğumuza’ tahammül gösterdiği için.
Yine şükretmeliyiz, adımızı anmasa da bizi ‘diğer 35 etnik grup’ ile aynı kefeye koyma lütfunda bulunduğu için.
Ve artık sorgulamaktan vazgeçmeliyiz ‘Türk’e karşı bu husumetin ardındaki gerçeği’ arama çabalarından.
Padişahım çok yaşa.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş