Suskun ve sessiz adam psikolojisi!

Özcan YENİÇERİ

Türkiye ifratlar ve tefritler ülkesidir. Bu ülkede orta insan yok gibidir. Bu ülkenin etkili insanları ya çok konuşkan ya da çok suskun olurlar. Biz bugün suskun ve sessizliğiyle temayüz eden ülkemiz insanının psikolojisinden söz edeceğiz.
Bay sessiz, kolay kolay etliye sütlüye karışmaz. Çok kritik olaylar karşısında bile “neme lazım” der. Sessiz iradenin en büyük irade olduğuna inanır. Genelde susmayı hata yapmamanın tek yolu olarak görür. Tutumunu rasyonalize etmek için de, en hayati konular karşısında bile sessiz kalmayı başlı başına bir meziyetmiş (!) gibi pazarlar. Çoğu yetersizliğinden kaynaklanan sessizliğine esrarengiz bir hüviyet kazandırmak için kolay kolay konuşmaz. Durup durup konuştuğu için de, konuşmaya başladığında “Çok şükür bayramlık ağzını nihayet açtı” diye insanlar şükreder. Bayramdan bayrama da olsa konuşmak zorunda kaldığında da “suya sabuna dokunmaz”, kesin kanaat belirtmez. Kendisini istikbalde bağlayacak sözleri ağzından hiç çıkarmaz.


Makamları kimlik edinenler!
Suskun adam, toplumsal sorumluluk üstlendiği durumlarda bile olayların ardından gitmeyi tercih eder. Olayları yönlendirecek biçimdeki söz ve eylemlerden özenle kaçınır. Davranışlarını, bilinçaltındaki “Erken öten horozun başını keserler” ihtiyatı yönetir.
Risk almak, gözü karalık ve dobralık bu tür insanların lügatinde yoktur. Bütün güçlerini bir biçimde ele geçirdikleri makamlarından alırlar. Bu tür yöneticilerin makamları kimlikleridir. Bu nedenle de makamı muhafaza uğruna yapmayacakları hiçbir şey yoktur. Ülkenin sorunları karşısında ölüm sessizliğine bürünmekte sakınca görmezlerken, makamlarının tehdit altında olduğunu hissettiklerinde ise tavırları birdenbire değişir. Nezaket, zarafet ve efendilikleri bir anda kaybolur. Konuşma orucunu da o anda bozarlar. Söz konusu makamı muhafaza olunca akla hayale gelmeyen yalan, entrika, komplo, ayak oyununu ve manevraların şahını sergilerler. Bu nedenle bir gün emri hak vaki olup da makamlarından ayrıldıklarında; idealleri, eserleri ve sözleriyle değil entrikalarıyla anılırlar.
Hiç kuşkusuz bu tür davranışların tarihi ve felsefi kökleri de vardır. Örneğin; İsa’dan 600 yıl önce Lao Tzeu bu türlerle ilgili olarak “Hiçbir Şey Yapmazlığın Mutlu Sonuçları” adlı bir strateji ortaya koymuştur.
Lao Tzeu’ye göre;
1. Ustalık peşine düşülmezse, kimse kimseyi itip kakmaz. Az bulunur nesnelere değer     verilmezse, kimse bir şey çalmaz. Hoşa gidecek şeyler gösterilmezse, insanların yürekleri rahat eder.
2. Onun için bilgelerin politikası, insanların kafalarını boşaltmak, karınlarını doldurmak; iş yapma güçlerini yumuşatmak, kemiklerini sertleştirmektir. Onların bütün özendikleri, halkı bilgisizlik ve uyuşukluk içinde tutmaktır.
3. Bilgelerin yaptığı, akıllı kişileri iş görmekten çektirmektir; çünkü bir şey yapmazlıkla düzelmeyecek şey yoktur. (Lao Tzeu, 3)
Sönük, suskun ve silik karakter psikolojisine sahip kişiler, Lao Tzeu’nin yukarıdaki ilkelerini adeta kutsayarak hayatlarına sokarlar.
Bugün Türkiye’nin ufku bu suskun ve sessiz adam psikolojisine sahip silikler tarafından kapatılmıştır. Bu ülkede aktifler hakkında kararı bu pasifler, dirilerin kaderini de bu dinginler vermektedir. Tehlikeli olan bu durumdur. Varlıkları değil her yeri kuşatmış olmaları sorundur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş