Susurluk'tan Ergenekon'a

Altemur KILIÇ

Fehmi Koru “Ergenekon” davası hususunda, “Konu giderek olağanüstü dar ve kısır bir alana hapsedilme tehlikesini içinde barındırır hale gelmeye başladı. Fazla geç olmadan bir akil adamlar’müdahalesine ihtiyaç var ” diyor.
Haklı: davanın, zehirli sarmaşıklarını çözecek ’akil adamlara’çok ihtiyaç var! Ama o “akil adam-akıllı adamlar” nerede? İnsanlarda akıl, “bilgelik” mi bıraktılar! Fehmi Koru ve “şürekâsı”, herkese bir kulp takıyor, çamurlar atıyorlar ve milletimizin anlamlı efsanesinin - maksatlı bir karabasana dönüşmesinin asli failleri onlar! Diyojen gibi, elinize fener alıp, sokaklara çıksanız “akil adam” değil aklı başında toplum bulamazsınız artık! Hatta “Fenerin” adı bile kötüye çıktı.


“Encümen-i Daniş”
Evet bir zamanlar “akil adamlar” vardı! Şimdi de, geleneksel “Encümen-i Daniş” “bilgelik” geleneğini ve işlevini sürdürmekte! Bu “Encümen” toplantıları kapalı olsa da, gizli  değildi, varlığı her zaman mâlumdu... Hatta toplantıları, bir zamanlar, Hilton’un bir salonunda yapılırdı. “Sivil toplum örgütü” dernek filan da değil! Her görüşteki mümtaz kişilerden, eski bakanlardan, emekli askerlerden, emekli diplomatlardan,  “akil adamlardan” oluşan, gönüllü tarafsız bir “meşveret” heyeti;  ülke meseleleri hususundaki, değerlendirmelerini ve tavsiyelerini, rapor halinde, cumhurbaşkanlarına, başbakanlara iletirler. Ama bu raporlar medyaya dağıtılmaz! Bu heyete, eski Hatay Cumhurbaşkanı rahmetli Tayfur Sökmen ve rahmetli babam da katılırdı. Bunu söyledim, ama aklı evveller, şimdi, babam dolayısıyla, “Ergenekoncu”, İstiklal Mahkemeleri’ne de bağlarlarsa, şaşırmam!
Dikkat ediyor musunuz: Bu davada bir tarafta hapsi Atatürkçü milliyetçi vatanperver sanıklar -PKK’ya karşı savaşmış olanlar - diğer tarafta da Kürtçü, Ermenici, Atatürk düşmanı, gerici tüm kişiler koalisyonu var. Köşeye sıkıştıkça, gittikçe daha da pervasızlaşıyorlar: Amaçları geçmişle “hesaplaşmak”, TC’yi ve ordusunu değiştirmek... Son kozlarını oynuyorsalar: Son şansları bu! Bizlerin de Atatürk Cumhuriyeti’ni korumak ve muhafaza etmek için son şansımız bu!


Eski bir yazım
11 Ocak 1998’de, Türkiye gazetesindeki köşemde “Susurluk Raporu” konusunda, özetle “Bu rapor, ne kadar dürüstçe, vukufla ve etraflıca hazırlanmış olursa olsun ve hatta bütün hakikatleri ortaya çıkarmış olursa olsun, gene de hiç kimseyi tatmin etmeyecektir. Çünkü evvela, Susurluk konusu politikacıların ve medyanın kendi çıkarları bakımından elden çıkaramayacakları bir koz ve çiğnemekten vazgeçemeyecekleri bir kocaman sakızdır.  Kimseyi tatmin etmeyecektir, Susurluk, çoğu sorumsuzca ve yakıştırmalarla, hatta hayal gücü ile kazılan öyle bir gayya kuyusu, öylesine kördüğüm olmuş bir meş’um yumaktır ki, hep ortada ülkemizin havasını devamlı olarak kirletecek şüpheler kalacaktır. Bu da Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak isteyenlerin, bulanık sularda balık avlamak isteyenlerin işine gelir... Gönül, Susurluk konusunda bir borç erteleme veya ambargo ilan edilmesini ve bu konudaki iddia ve tartışmalara son verilmesini, olayın tümüyle tarihin çöp kutusuna gönderilmesini isterdi. Tabii, tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması ve tüm suçluların cezalandırılmaları zorunluluğu karşısında, bu arzum akademik kalıyor. Ne var ki, bu zorunluluğa uymak mı, ülkemize ve toplumumuza daha fazla yarar sağlayacak, yoksa bütün bu şüphelerden bir kâbustan uyanır gibi arınmamız mı -tabii mümkün olabilirse- daha hayırlı olurdu? O başka mesele! Öyle görünüyor ki, bir fevkalade ihtimali hariç daha uzun yıllar ülkemiz bu kâbusu unutturacak büyük bir felaketle maazallah karşılaşana veya büyük bir mutluluğa kavuşana, veyahut da, medyamız daha büyük bir eğlence, siyasiler daha ilginç kozlar bulana kadar” Susurluk’u Ergenekon okuyun!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş