Sykes-Picot ve Sevr hortluyor!

A+A-
Ahmet TAKAN

Aslında Perşembe'nin gelişi belliydi de!.. Önceki gün (Perşembe) gece yarısından itibaren nur topu gibi yeni bir kriz gündemimiz oldu. Önce Trump hönkürdü;

"Orada bulunmamızın tek nedeni IŞİD'di. Başka bir nedeni yoktu. Bu hedefe büyük ölçüde ulaştık. Biz hızla çok kısa sürede Suriye'den çıkıyoruz. Bırakalım başkaları Suriye'yle ilgilensin."

"Bu da nereden çıktı?.. Essah mı değil mi?.. Trump efendi böyle diyor da ABD Dışişleri, Pentagon, CIA teyit ediyor mu?.." diye bizler kafa patlatırken bir bomba da Fransa patlattı. Macron'un irin kusarcasına; "YPG dahil Kürt yetkililere Suriye'nin kuzeyinde istikrar sağlanması için destek sözü verdik. DSG ve Türkiye arasında arabulucu olabiliriz" ifadeleri kamuoyuna yansıdı. Macron'un şu aralar bir seçim derdi var da ülkesindeki Kürtlere ihtiyacı mı var?.. Yook!.. Ben yaştakiler çok iyi bilirler taa bayan Mitterrand'dan beri Fransa'da Kürt lobisi çok güçlü ve etkindir. Fransız küstahlığının duyulmasının ardından Ankara'da devlet koridorlarında verilen ilk tepkiler; "Fransa bütün ordusunu getirse ne olur?.. Türkiye operasyon yapacağım dedi mi bir şey yapamaz. Biraz şova yönelik, kendi içlerinde ekonomi iyi gitmiyor. ABD Fransa'yı Almanya'dan koparıp yanına almak istiyor. Fransa ve Almanya ekonomik ilişkilerinde bir çok proje var. İngiltere/ABD, Almanya'yı yalnızlaştırma amaçlarından birisi. Siyasi ve askeri karşılığı çok yok" şeklinde oldu.

Ancaak!.. 10 Mart tarihli konuşmasında NATO'ya kendi tüzüğünün beşinci maddesinde yer alan müttefik ülkelerin korunmasını hatırlatan R. Erdoğan'ın şunları söylediğini de unutmayalım;

 "Ey NATO neredesin? Türkiye NATO'nun ülkesi değil mi? Bu kadar mücadele veriyoruz! Neredesin? Afganistan'da çağırdın geldik, Somali'ye, Balkanlara geldik. Şimdi de ben çağırıyorum. Türkiye tehdit altında niye gelmiyorsun?.."

 Suriye'de iç savaş başladığından beri  Türkiye'nin ısrarla güney sınırlarını NATO sınırı olarak vurguladığını da hatırlatalım.. Bir hatırlatma notu daha ekleyelim; Hollanda 2 sene önce sözde YPG komutanlarını sarayda ağırlamıştı. Bütün bunlar tesadüf mü? Hayır!.. Gerçekçi bir şekilde devam edelim;

ABD askeri çekilir mi? Hayır... Operasyonel görevi bitenler belki çekilebilir  sayı azalabilir ancak etkinliği ve ağırlığı azalmaz. Yani görüntüde bir çekilme algısı olur. ABD'nin Suriye'den çekilmesi İran'la mücadelesinden vazgeçmesi anlamına gelir. Bu olmayacağına göre, Suriye'den çıkacağım açıklaması tam bir algı operasyonudur. O zaman!.. Bu bir düşman değiştirme operasyonu mu?.. ABD, Türkiye'nin önüne yeni düşman olarak Fransa'yı mı koyuyor?.. Başka ülkeler de katılabilir mi?.. 21. Yüzyıl Enstitüsü Başkanı stratejist Cahit Armağan Dilek'e sordum. Art arda meydana gelen tüm gelişmeleri, "Bir bakıma Türkiye'ye karşı bir düşman değiştirme operasyonu başlatılmıştır. Bu hem ABD üzerindeki baskıyı azaltma hem de Türkiye ile PYD/YPG arasında bir müzakere sürecinin, devamında da Türkiye'de PKK ile bir müzakere sürecinin planladığının işaretidir" diye değerlendirdi. Cahit Armağan Dilek, sorularımızı şöyle yanıtladı;

--Peki bölgeye sadece Fransa mı gelecek?

"Fransa sahadaki lider ülke olabilecektir ancak Menbic'te başlayacak bu iş birliğinin Fırat'ın doğusuna yayılması da mümkündür. Fransa'nın bütün sahayı kotarması zordur, dolayısıyla bölgede istikrarın sağlanmasını desteklemek üzere yeni Suriye anayasası oluşturulup ülkede barış ve istikrar sağlanıncaya kadar ABD nüfuz alanındaki bölgelere NATO istikrar gücü konuşlandırılmasının ilk kıvılcımı olacaktır. ABD yönetiminin baştan bu yana Suriye'de IŞİD'den kurtarılan yerleri istikrar bölgeleri olarak tanımlaması bu bağlamda ilginçtir. Bu projeyle Suriye'de ABD'nin görünürlüğü de azalmış olacaktır."

--Böyle bir şey olur mu?

"Tabii ki hiçbir şey yüzde yüz değildir ancak Libya örneğine bakılırsa Fransa'nın Suriye'de lider ülke konuma gelmesi ve NATO istikrar gücü öngörüsü hiç de yabana atılır değildir.

Peki, Suriye'den çekilecek ABD, Irak'tan da çekilecek midir? Irak'ta da Suriye'dekine benzer bir süreç öngörebiliriz. Ancak Irak'ta lider ülke konumunu İngiltere'nin üstlenmesi sürpriz olmaz. İngiltere'nin Irak'ın yeniden yapılandırma projelerine her yıl bir milyar dolar olmak üzere 10 yılda 10 milyar dolarlık kredi açması, Basra'daki projeleri, Körfez ülkeleriyle olan ilişkileri vs.. düşünüldüğünde İngiltere'ye burada yeni ekonomik kapıların açılması da mümkün olabilecektir. Brexit sonrası ABD'den bağımsız hareket ediyor izlenimi veren İngiltere'nin casus zehirlenme kriziyle birlikte süratle Amerikan politikalarının suyuna girmesi bu pazarlıkların bir parçası mıdır demekten de geri duramıyoruz. "

-- Böyle bir fotoğraf bize neyi hatırlatır?

"En üstte ABD olmasına rağmen Suriye'de Fransa, Irak'tada muhtemel İngiltere liderliği bana Sykes-Picot anlaşmasını ve tabi ki Sevr'i hatırlatıyor. Sevr hortlatılıyor.

Arap Baharı'nın son noktası Suriye'deki iç savaş ve sonrasında IŞİD'le mücadelenin Orta Doğu'da 100 yıl önce planlanan ancak yarım kalan projeye kaldığı yerden devam ettirilmek için sahaya sürüldüğünü söyleyebiliriz.

Tabii bu arada şu soruyu sormak da gerekiyor. Macron'un ABD ile anlaştık Menbic'e asker göndereceğiz açıklamasının tek muhatabı Türkiye değildir. 'Orası Suriye toprağıdır ve sen kimin toprağı üzerinde kiminle anlaşma yapıyorsun da asker gönderiyorsun' diye sorması gereken asıl aktörler Rusya ve Suriye'dir. Dolayısıyla Türkiye tuzağa düşüp Menbic üzerinden ABD ve Fransa'ya karşı tek başına durmak yerine Rusya'yı ve Suriye'yi süratle devreye sokup, Fransız askerlerinin Menbic'e ayak basmasının engellenmesi sağlanmalıdır."

" Eyy" diye ruh çağırma seanslarının sonucu böyle olur işte!..

Yazarın Diğer Yazıları