Taliban’ın Batı Türkistan’a saldırıları başladı

A+A-
Ümit ÖZDAĞ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü uzmanlarının katkısı ile hazırlanan ve benim tarafımdan son şekli verilerek Nisan 2014’te yayınlanan  “2014 Türkiye: Küresel, Bölgesel ve Ulusal Jeopolitik Değerlendirme” başlıklı raporda 2014 senesi için Orta Asya/Batı Türkistan konusunda şu değerlendirme yapılmaktaydı:  “Orta Asya’da 2014’ün en önemli gelişme, Amerikan tarihinin en uzun savaşı olan Afganistan savaşının sona ermesinin yaratacağı sorunlar olacaktır. ABD’nin çekilmesinden sonra Taliban’ın Afganistan’daki etkisi hızla artacaktır. Afganistan’da Taliban’ın etkisinin artmasının Pakistan ve başta Özbekistan olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetleri üzerinde istikrarsızlaştırıcı etkisi olacaktır. Afganistan’da Taliban’ın etkisinin artmasının sadece bölgesel etkileri olmakla kalmayacaktır. Taliban’ın Afganistan’da yükselmesi, El Kaide’nin Orta Doğu’da yükselmesi sürecine dinamizm katacaktır.” 

Bu öngörü ne yazık ki gerçekleşmiştir. Taliban etkinliğinin öncelikli beklendiği coğrafya, bir ihtilaflar odağı olan ve Özbek-Tacik-Kırgız sınırının buluştuğu Fergana Vadisi’dir. Fergana Vadisi sadece etnik çatışmaların değil, aynı zamanda su kıtlığından çıkan gerilimin de önemli merkezlerinden birisidir. Ancak Fergana Vadisi, Batı Türkistan’daki tek Taliban-Selefi tehdidine maruz kalan bölge değildir. Türkmenistan’ın güneyi, özellikle Afganistan-Türkmenistan sınır bölgesi Taliban-Selefi tehdidine maruz kalan bölgelerden birisidir. Türkmenistan’a yönelik Taliban tehdidinin, sınırın hem Afganistan hem Türkmenistan tarafında yaşandığı görülmektedir.
Taliban’ın Türkmenistan sınırındaki Afganistan’ın Bagdis ve Cüzcan bölgelerindeki hareketliliği 2014 başından itibaren gözlemlenmiştir. Özellikle Cüzcan bölgesinde Türkmen nüfus yoğundur. Türkmenistan sınır köylerine dayanan Taliban kuvvetleri 14 Ağustos’tan bu yana bölge halkının oluşturduğu direniş gruplarıyla çatışmaktadır. Bunların başında ise Sovyet işgali sırasında savaşmış olan isimler yer alıyor. Hacı Molla Kerim, Badgis bölgesindeki Marçak Köyü’nde bulunan Türkmen kökenli bir savaşçı, Allaberen Karyad ise Cüzcan’daki sınır köylerinde organize ettiği 70-80 kişilik bir kuvvetle Taliban ile mücadele ediyor.
Bölge halkının yakındığı en büyük sorun ise Afganistan’ın resmi silahlı güçlerinin bölgeyi terk etmiş olması. Bu durum Taliban ilerleyişini kolaylaştırırken örgüte katılımı da kolaylaştırıyor. Diğer yandan bölgedeki Türkmenler, Türkmenistan Hükümetinin kayıtsızlığından şikayetçi. Türkmenistan’ın, sınırında yaşanan hatta güvenlik güçlerinin ölümüne dahi sebep olan çatışmaları göz ardı etmesi eleştiriliyor.
Türkmen kökenli Afgan parlamentosundaki Nazari Türkmen, Türkmenistan’ın sınırındaki olaylara gözünü kapaması sonucunda Taliban’ın Türkmenistan’ı da istikrarsızlaştırabileceğini bildirdi ve “Taliban için sınır yoktur” diyerek ekledi.
Gerçekten de Taliban için sınır yok ve Taliban, sınırın Türkmenistan tarafında da bir süreden bu yana propaganda ile taban oluşturma çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle fakir Türkmen köylerinde çok yüksek olan başlık paralarını ödemekte zorlanan genç Türkmenlere ekonomik vaatler yapılarak, Taliban’a eleman kazanılmaya çalışılıyor. Taliban hareketinin Batı Türkistan genelinde ve Türkmenistan özelindeki hamlesinin Moskova tarafından teşvik edildiği, en azından hoşgörü ile bakıldığı iddiaları mevcuttur. Çünkü Moskova’nın paniğe kapılan Batı Türkistan Cumhuriyetlerini “koruma” adı altında yeniden hegemonyası altına almayı hedeflediğine inanılmaktadır. Türkmen Hükümetinin önümüzdeki dönemde ülkede istikrarı sağlayabilmek için bu konuya daha yakın ilgi göstermesi ve daha fazla para ve güvenlik personeli kaynağı ayırması gerekecek. Eğer ilgisizlik devam ederse, Taliban-Selefi hareketi hiç beklenmedik boyutlar kazanabilir. Üstelik, Türkmenistan’ın Taliban’a karşı savunulması ancak Afganistan içinden başlayabilir. Türkmenistan’ın Taliban hareketine karşı kendisini sınırdan başlayarak savunmaya çalışması yenilgi getirecektir. Petrol üretimini iki katına çıkaran ve TAP ile önemli bir hata liderlik edecek olan Türkmenistan’ın geleceğinin parlak olması için siyasal istikrara ihtiyacı vardır. (Yazıya katkılarından dolayı 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Orta Asya Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Çağatay Abuşoğlu’na teşekkür ederim.)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları