'Tanrı'nın bir lütfu' zannedilen liderlerin temel felsefesi ne?

İsrafil K.KUMBASAR

DEİZM, 16’ncı yüzyılın başlarında Avrupa’da daha çok fundamentalist (köktendinci) Hristiyanlar arasında güç kazanan, etkileri 18’inci yüzyılın başlarına kadar devam eden bir akımdır.
Deizmin öncülüğünü yapan bazı aydınlar, bu akımı ‘Hristiyanlığa ait’ bir tarikat, bazıları ise ‘felsefî görüş’ olarak kabul ederler.
Bu akım ilk defa İngiltere’de ortaya çıkmıştır.
Fikir babası Cherbury Herbert’tir.
Avrupa’da en fazla ilgi gördüğü yer ise Fransa’dır.
En meşhur temsilcileri Rousseau ve Voltaire’dir.
Deizmin temel felsefesi, aynen şöyledir:
“Kişinin ‘iradesinin’, ‘aklının’, ‘zekâsının’ yaptığı fiillerde hiçbir rolü yoktur, herşey ezelden takdir edilmiştir. Kişi istese de istemese de o ‘takdir edilen şeyi’ yapmak zorundadır. Tanrı insanları yarattı, bütün özelliklerini, yetkilerini ve dahi sıfatlarını onlara devretti. İnsanoğlu denilen mahlûk, onun bir parçasıdır. Tanrı’nın ‘kendisine yüklediği üstün nitelikler’ dolayısıyla insanın hata yapması asla ve katiyen mümkün değildir. ‘Kendi iradeleri sonucu’ meydana gelen sonuçları, bazı insanlar belki ‘hata’ olarak algılayabilirler. Aslında, o sonuçlar birer hata değil, ‘Tanrısal iradenin isteği doğrultusunda ortaya çıkan’ olgulardır. İnsan, Tanrı’nın kendisine bahşettiği gücü ‘sonuna kadar’ kullanmalıdır.”
Deizm akımının, bugün Türkiye’de giderek yaygınlaşan ve ‘kaderciliği’ benimseyen ‘Eş’ari itikadı’ ile benzerliği oldukça dikkat çekicidir.

***

Deizm akımı, gerçi ‘aklın ve bilimin ön plâna çıkması’ile zaman içerisinde geçerliliğini yitirdi, ancak etkileri günümüzde de hâlâ mevcudiyetini korumaya devam ediyor.
Başlıca temsilcileri ise siyasî parti liderleri ve kaderlerini onların kaderlerine endeksleyip, onların üzerinden ‘saltanat süren’ yalakalarıdır.
Yeryüzünde gelip geçen nice ‘astığım astık, kestiğim kestik’ imparatorlar, monarklar, şahlar, padişahlar, emirler dahi ‘bilmedikleri bir çok konuyu’ uzmanlarına sorma, birçok kritik kararları ondan sonra alma gereğini hissettiler.
Ancak, sözde ‘çağdaş demokrasilerin’ temsilcileri olan ve ‘seçimler ile’ tahta geçen siyasî parti liderlerinin, ne yazık ki bir süre sonra ‘kendilerini o koltuğa kimlerin oturttuğunu’ unutuyorlar.
O koltukları kendilerine ‘Tanrı’nın bir lütfu olarak’görmeye başlıyorlar, aldıkları kararlarda ‘onun iradesinin tecelli ettiğine’ inanıyorlar.
Kendilerine karşı yapılan ‘en küçük bir eleştiriye dahi’ tahammül göstermiyorlar.
Kendilerine yapılan her türlü eleştiriyi, sanki ‘Tanrısal iradeye karşı gelinmiş’ gibi algılıyorlar.
Egemenliklerine karşı çıkanları, ‘şiddet’, ‘tehdit’, ‘şantaj’ ile sindirmeye, susturmaya, ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.
Peki güç aldıkları kaynak, gerçekten Tanrı mıdır?

***

Deizm akımının Türkiye’deki ‘en usta pratisyenlerinden’ birisi kendisini ‘Ebedi Milli Şef’ ilan eden İsmet İnönü ise diğeri de koltuğunu terk etmek zorunda kaldığı Bülent Ecevit’tir.
Ecevit, ömrü boyunca kendisini ‘Tanrı’nın Türk halkına lütfettiği bir armağan’olarak gördü, ol sebepten dolayıdır ki ‘80 yaşına kadar’genel başkanlık koltuğunu kimselere bırakmak istemedi.
“Ben varsam her şey tamam, ben yoksam ortalık toz duman” mantığıyla hareket eden Ecevit’in yönetim tarzında hep ‘korkular’, ‘endişeler’, ‘vehimler’ egemen oldu.
Yaptığı hatalar karşısında kendisini dostça uyaranlara dahi, “Acaba yerimde gözü mü var?” diye şüphe ile baktı.
Her zaman ‘kendi iradesi ile koltuğu bırakmasının’ Tanrı’nın hoşuna gitmeyeceği, ‘ülkenin çok şeyler kaybedeceği’ endişesini taşıdı.
Onun ‘yönetimini elinde tutmak için’ izlediği metodlar, ne yazık ki ‘vazgeçilmez birer milli şef’ hissiyatına kapılan diğer siyasî parti liderlerine de ilham verdi, örnek oldu.
Onun kendine has taktiklerini ‘harfi harfine uygulayanlar’ iktidarlarını uzun süre sürdürmeyi başardılar, pratiğe ‘kendilerinden de bir şeyler katmak isteyenler’ ise kısa bir süre içerisinde siyaset dünyasından silinip gittiler.

***

Ecevit, artık yok.
Ama onun yönetim anlayışı, bugün ‘ondan çok şey öğrenen’ bir başka siyasi parti genel başkanının şahsında, sanki ‘ete kemiğe bürünmüş’ bir şekilde aynen yaşamaya devam ediyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş