Tantan'a operasyon!...

A+A-
Behiç KILIÇ

Şimdi 2001 yılına bakınca daha net görülmektedir ki,  “Tapınak Şovalyelerine”  karşı dizi operasyonlara kalkışan, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan “operasyona”  düşürülüp ayağı kaydırılmıştır!..
Cümle biraz uzun.. Üstelik “anlaşılması da”  Tantan’ın açıklamaları kadar zor!.. Bu nedenle açmaya çalışalım...
2001 yılında Türkiye’yi yöneten iktidarın, İstanbul Emniyeti Organize Şube Müdürlüğü’nde alınan ifade için ne yaptığını sormuştuk...
Tantan ciheti ile durum şöyle gelişiyor...
İfadeyi alan polislerin şaşkınlıkla dinlediklerini daha geniş tahkikat için ilgili şubelere yayma gayretleri duvara toslamaya başlıyor!.. Açıkça anlatacak olursak, İçişleri teşkilatında Tantan-Mesut Yılmaz savaşı başlıyor... Tantan tarafının genişletmek istediği soruşturma, Mesut tarafına tosluyor!..
İstanbul Emniyet Müdürü, Tantan’ın kadrosundan ve istihbarat kökenliydi.. Tantan,s öz konusu ifadelerin peşine istihbarat şubesini takmak istedi.. Bu andan itibaren ortalık karıştı, Emniyet, İstanbul valisini karşısında buluverdi, “Mesutçu” olarak tanınan valiyi!..
Sadettin Tantan bakanlığı bıraktı.. İstanbul Emniyet Müdürü  “alındı” , ilgili şube müdürleri İstanbul dışına gönderildiler, Mesutcular duruma hakim oluverdi!..
İfade de, ifadeden amaçlanan da, ifadeciyi  “oraya yönlendirenler de” üzerleri örtülü olarak kaldılar!..

 

Timsah gözyaşları
Albay Abdülkerim Kırca’nın intiharı Türkiye’nin perişan halini de çarpıcı biçimde yansıttı..
Bir tarafta PKK çetesinin, PKK finansörü uyuşturucu baronlarının kan davasını süren yandaşların, itirafçı bir alçağın peşinde Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırı kampanyaları!..
Beri yanda ise...
Bir anda millici kesilen, Albay’ın intiharını teessürle karşılamış havasında, ona haksızlık yapıldığı haberleri ile askere “biz sizden yanayız haa!” mesajı vermeye çalışanların timsah gözyaşları...
Kahır olan bu ikincilerdir!.. Aynı grubun içinde aynı patronun cebinden çıkan para ile Türk askerine en ağır saldırıları yapan mevkutelerde, devşirilmişler de onlardandır ama, Albayın arkasından güya yas tutuyorlar!.. Neden?.. Çünkü şu malum soruşturma kapsamında patronlarının da kuyruğu sıkışmış durumda... Askerin operasyonlardan rahatsızlığını keşfettiler ya!!. Ters gaz verip “asker yanlısı” görünecekler, operasyonların kendileri üzerinden geçmesini engelleyecekler, hesap bu!..
Albayın ardından yaktıkları ağıt samimi değil.. Açın arşivlerini bakın, eşkiyaya karşı canını dişine takanlara aslında nasıl saldırdıklarını görürsünüz!..

 


Susurluk’ta cambaza bak diyenler
Çok yüksek rütbeli bir asker yetkiliden şöyle bir yorum dinlemiştim  “...istediğin kadar silah gücün olsun, medyanın etkisini elde edemezsin” 
Kendisine gelip ne kadar  “vatansever”  olduğunu anlatan ama sonra, vatanın bağrına baltayı indirmekten çekinmeyen bir basın patronunu anlatıyordu ve  “...adamın açtığı tahribat çok büyük”  demişti...
Doğrudur... Vatandaş, bir gazete, TV ablukası altında, çağdaş efsunlanmanın mahkumudur... Kafalar bloke, doğrular, ne sunuluyorsa odur!..
Buna, “yönlendir-inandır-yönet”  kolaylığı deniyor... Krallar, ahaliyi bloke edecek gardiyanları da, gene ahalinin içerisinden seçerler, seçilmişleri devşirir, belli ölçüde zenginleştirir bunları, içinden çıkacakları ahalinin aklını başından almak üzere ehlileştirip (eğiterek) onları modern kırbaçlarıyla (kalem-klavye) piyasaya salarlar...
Piramit böyle kurulur...
Hani biri yanılıp da, ahaliye bu bozuk düzeni afişe etmeye, anlatmaya yeltensin, yandı!..
Misal verelim...
Susurluk mersedesinden hesap sorulmasını, sistemli bir biçimde sürdüren güçlerin ardındaki soyguncu sermayenin asla sorgulanamaması ve hatta bunların, bu ülkeye demokrasi adına düşmüş havariler olarak kabul edilmesi, işte o sözünü ettiğimiz çağdaş silahın, medya kuşatmasının sonucudur...
Ve tepe soyguncuların beslediği, gayretli yanaşmaların başarıları yüzündendir...
İşte bu ahval şerait içerisinde...
En kirli ilişkilerin dokuduğu işgal çeteleri, ülkenin ayakta kalmaya çalışan son milli kalelerini düşürme gayreti içerisinde saldırmaktadırlar...

Yazarın Diğer Yazıları