Tarafsızlık mı?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Bakıyorum da İngiltere’yi Kıbrıs konusunda tarafsız kalmaya davetler çoğalmaktadır. Boş gayret. İngiltere, Kıbrıs’ta üsleri var oldukça, tarafsız kalamaz. Nasıl ki Kıbrıs meselesinin ta başından bu yana tarafsız kalmamış, devamlı surette eli kanlı terör idaresini, uluslararası antlaşmalara ve anayasaya tüküren cehennemlik Makarios’u ve onun Türk düşmanı bakanlar kurulunu  “meşru hükümet”  olarak tanımıştır. İngiltere’den istememiz gereken tek şey  “Ben üsler nedeniyle Tarafım, bu nedenle benden tarafsızlık beklemeyiniz, aklınız varsa, benim söylediklerime ve yaptıklarıma kulak asmayınız”  demesidir. Bunu demeyeceğine göre, İngiltere’nin her yaptığını Rum’dan gelen bir söz veya eylem olarak kabul ederek tedbirimizi ona göre almalıyız.
1960’larda New York dönüşü Londra’da Türk toplumunun verdiği bir yemekte Lord Amery de vardı. Ben yaptığım konuşmada İngiliz hükümetinin tarafsız davranmadığından yakındım.  “Görüşmelerdeki eşitliği İngiltere bozuyor; görüşmeler dışında Rum lideri meşru hükümet olarak kabul edip görüşüyor, bize gelince cemaat temsilcisi oluveriyoruz”  mealinde sözler söyledim. Lord Amery cevap vermek için ayağa kalktı ve şunları söyledi: Denktaş bu şikâyetinde haksızdır. İngiltere Denktaş’a ne diye eşit muamele yapacakmış ki? Denktaş’ın bunu istemeye ne hakkı vardır ki? “ Donup kalmıştım. Salona bir sessizlik çöktü. Lord Amery’ye ne cevap vereceğimi düşünmeye başlamıştım ki Lord Amery konuşmasına devam etti: Evet, İngiltere Denktaş’a ne diye eşit muamele yapacak ki? Denktaş da Makarios gibi İngiliz askerlerini ve sivil İngilizleri, hamile İngiliz kadınlarını arkadan vurup öldürmedi ki?” diye sözlerini noktaladı. Salonda büyük bir alkış koptu. Lord Amery yerine, yanıma oturduğunda  “Afrika liderlerine bakınız; hepsi de İngilizleri öldürerek başkan ve cumhurbaşkanı oldular. Reel politik budur”  dedi. Lord Amery bu sözleriyle  “haydi siz de İngiliz öldürmeye başlayın” demek istemiyordu kuşkusuz. Sadece haksızlığın nedenini vurgulamaktaydı. Lord Amery Kıbrıs anlaşmaları yapılırken görev almış, birlikte çalıştığımız ve anlaşmaların yapılabilmesi için Dr. Küçük ile birlikte oynadığımız yapıcı rolü bilen bir dosttu!
İngiliz Yüksek Komiseri şimdi Londra’nın yediği haltı  “Biz karışmıyoruz; anlaşmayı Kıbrıslılar yapacak”  diyerek temizlemeye kalkışıyor. Boşuna gayret. 1960 Anlaşması, iki NATO üyesi Yunanistan’ın Kıbrıs’ı yutma hevesi yüzünden savaşmasın, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki hakları yenmesin ve bölgedeki Batı istikrarı korunsun düşüncesiyle yapılan onurlu bir uzlaşmaydı. O gün  “Kıbrıslılar anlaşsın”  denemediği gibi bugün de bu söylenemez ve bu sözlerin arkasına saklanılarak Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki hakları göz ardı edilemez. Bütün oyun budur. Bütün oyun Türkiye’yi saf dışı bırakarak İngiliz’in üslerini korumak ve kısa zaman içinde Kıbrıs’ı AB yoluyla Yunanistan’la birleştirmektir. ABD ile İngiltere bu konuda anlaşmışlardır. Bunların Yunanistan ile birlikte  “Türkiye’nin AB üyesi olması için çalışır görünmelerinin”  tek nedeni, Türkiye bu yolda ilerleyebilmek için her istenileni vermeye mecbur olacak, kaz gibi yolunabilecektir düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bunların karşısında söz ve protesto değil, eylem gerekmektedir. Eylem de, bu gerçekleri açıklayarak görüşmelerden çekilmek ve Kıbrıs meselesini Türkiye’nin önüne önkoşul olarak koyanların samimiyetsizliğini de her gün yüzlerine vurmaktır.Kıbrıs meselesi Türkiye’siz halledilemez. Türkiye’nin ve KKTC’NİN kırmızı çizgisi TBMM’de oybirliği alınmış olan çizgidir: Konfederasyondur; KKTC’nin ortak olacağı bir uzlaşmadır. Kendimize gelelim. Türk ulusu Kıbrıs’ın da Girit gibi büyük devletlerin oyunuyla Türkiye’den koparılmasına asla razı olmayacaktır. Akdeniz’de istikrar isteyenler bunu böyle bilmelidirler. 

Yazarın Diğer Yazıları