Tarih ve kültür yayıncılığını zirveye taşıyan büyük usta

A+A-
Şemsi SILKIM



Bir süre Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilciliğinde çalışmış olan Şevket Rado’nun asıl amacı tarihi olaylarla ilgilenmek istemekti. Nitekim, İstanbul’a gelince Akşam Gazetesi’nde yazıişlerinde görev yaparken, başta Topkapı Müzesi olmak üzere Ayasofya ve tarih kokan eserlerle ilgili röportajlar yapıyor, makaleler yazıyordu. Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlüğü’nün, Vedat Nedim Tör yönetiminde Kültür Yayınlarının yayın hayatına dahil ettikleri Hayat Mecmuası ardından Hayat-Tarih Mecmuası’nda çalışırken, Topkapı Müzesi ağırlıklı röportajlarıyla dikkatleri çekmişti. Ayni yayınlar içinde bir de sanat dünyamızın ünlü sinema ve ses yıldızları ile Türk Musikisi’ne önem veren SES dergisi de çıkınca, Şevket Rado burada da Türk Musikisi dalında kaleme aldığı yazılarla ismini abideleştirdi.
Hele tarihi ve kaybolmaya başlamış, unutulmuş ancak hafızalardaki yeri Müzelerde sergilenerek insanlara hatırlatılacak konu ve olayları Hayat Mecmuası ve Hayat Tarih Mecmuası’nda farklı bir bakış açısıyla ele alınca büsbütün kabul gördü.
Bu tarzı ile tarihsever geniş bir okur kitlesi yaratmayı başardı. Bu yayınların satışı, tirajlı günlük gazeteleri  bile geride bıraktı. Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Kâzım Taşkent, Mecmua ve Dergilerin Yöneticisi Vedat Nedim Tör’ü çok kez, Çemberlitaş Türbedar Sokak da bulunan Hayat Kültür Merkezini ziyaret ederek tebrik ediyor, Şevket Rado ile sohbetlerde bulunuyordu. Kâzım Taşkent’in bu ziyaret sohbetin birinde 1943 yılında Şevket Rado fikrini açıkladı;
 “-Üstadımız, bendeniz artık evlilik yapacak derecede kemale erdim. Halen İstanbul Hukuk Fakültesi’nde Öğretim Üyesi yardımcısı olan Türkân Basman Hanım ile evlenmek istiyorum, bizim şahidimiz olurmusunuz?.”
Kâzım Taşkent’in yüzündeki mimiklerden ne kadar memnun olduğu belli oluyordu, düşünmeden “Evet!...” deyip şu soruyu sordu;
 “-Gelinimiz kimlerdenmiş?.”
Vedat Nedim Tör de şaşırmıştı zira Şevket Rado, bunu kendisine açıklamamıştı, tebessümle merak içinde dinliyordu...
Şevket Rado devam etti:
 “-Türkân Hanımın babası da hukukçu... Darülfünun Hukuk Fakültesi Ceza Usul Hukuku ve Tatbikatı Müderrislerinden Avukat Cevdet Ferit Basman, annesi de Asliye Ceza Hakimi Nikfal  Basman...”
Sözünü bitirmişti ki, Kâzım Taşkent hemen ayağa kalktı ve dedi ki:
 “-Sen turnayı gözünden vurmuşsun, Cevdet Ferit Bey, bir ara bizim bankanın da Hukuk Müşavirliğini yapmıştı, eşini de tanırım, çok kez bizlere gelmişlerdi!..”
Vedat Nedim Tör de ayni anda ayaktaydı, o da gülerek adeta haykırdı:
 “-Benim de dostumdur, kızımız niç benden bahsetmedi mi?..”
Ve Şevket Rado ile Türkân hanımın evlilikleri bir dost çevresi içinde yapılmıştı. Evliliğine rağmen Şevket Rado bekarlığında olduğu gibi çalışmalarına bir gün dahi ara vermedi, çok geçmeden de şöhreti öylesine arttı ki, Akbank, şaşırtıcı bir transfer parası teklifi aldı.
 “Biraz düşünme fırsatını rica ediyorum” dedikten sonra  durumu biraz da sıkılarak Vedat Nedim Tör’e açıkladı, Vedat Nedim bey de ayni sözleri ona söyledi:
 “-Bana biraz mühlet ver!...”
Kâzım Taşkent, Vedat Bey’in de fikrini sordu,  “Bizde şöhretini kazandı” dedi Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanı, kendine yakışır bir ifadede bulundu;
 “-Mademki bizim fikrimize baş vurdu, kendisinin önüne açalım. Biz banka olarak kültür hizmetini açmıştık. Akbank da mademki bu yolda, kendisine teşekkür sertifikasıyla, sizin takdir edeceğiniz bir ödül veya plaket verelim!.”
Şevket Rado istemeyerek bu görevden ayrılınca bu kez kendi başına, 20 serilik  “Ak Yayınları Kültür kitapları Serisi” 101 sayfalı ve içinde, Halûk Şehsuvaroğlu, M, Şakir Ülkütaşır, Prof. Dr. Bedii Gorbon gibi yazarların imzasıyla ve hârika resimle süslü eserlere imza attı. Kitabın başında şöyle bir yazı dikkatleri çekiyordu:
 “Şevket Rado Başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanmıştır”
Şevket Rado burada da çok iyi bir çalışma düzeni kurmuş, başarılar bir birini izlemişti. Türkân Hanım ile mutluydu nitekim bu evliliği Mehmet ve Nazan adlı iki evlatla süslenmiş, ardında iki çocuğu da evlenince onlardan da Ömer Kerim ve Arzu Rado adli iki de torununu bir süre sevdikten sonra kısa bir hastalıktan sonra vefat etmişti.
Notre Dame De Sion ve Hukuk Fakültesi mezunu iki lisan üzerinde yazan ve konuşan Türkân Rado Hanım ise, evlenmeden  önce 1936 yılında birincilikle mezun olduğu Hukuk Fakültesinde ilk kadın asistan olarak tanınmıştı, 20 yıl sonra 1956 da İlk kadın profesör olmuştu. 1982 yılında emeli olunca, çok sayıda teklifler almasına rağmen dinlenmeyi tercih etti ama geçtiğimiz 4 Mart 2007 yılında 93 yaşında vefat ettiğinde, Teşvikiye Camiinde, yüzlerce ve çoğu profesör ve hakimlik yapmış öğrencilerinin katıldıkları törenle cenaze namazının ardından tabutu eller üzerinde taşınarak araca konuldu ve Zincirlikuya da kocası Şevket Rado’nun bulunduğu kabirde yanında toprağa verildi.

Yazarın Diğer Yazıları