Tarihe patates ekenler, viraneden tarih biçenler

İsrafil K.KUMBASAR

Gündemi yakından takip edenler için Mehmet Öncel Koç’un ismi pek de yabancı değil.
Zira o, diğer devlet memurları gibi ’salla başını al maaşını’hesabından günü kurtaracağına, ’üzerine vazife olmayan’işlere burnunu soktuğu için sürekli gündeme geliyor; eleştiri de alıyor, takdir de.
Kamuoyu onun adını ilk defa Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki Akçakale sayesinde duydu.
1297 yılında Pontus Kralı Aleksios tarafından yaptırılan, 1468 yılında Osmanlı devletine geçen Akçakale, Cumhuriyet döneminde hazineye intikal etti.
Ancak daha sonra nasıl olduysa oldu, Akçakale, Kokanali oğullarından Mehmet oğlu Hasan adına tapuya kaydedildi. 24 Eylül 1949 tarihinde de, 10 lira karşılığında Ahmet oğlu Hasan ve Mustafa Genç’e satıldı.
‘Kale’, bir anda ’tarla’haline gelmişti.
Hacı Mustafa Genç, tarlayı boşu boşuna almamıştı ya. Düşündü taşındı ’patates’ ekmeye karar verdi.
Bu sayede, ’Tarihe patates eken ilk çiftçi’ olarak tarihe geçti.
O sıralar Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç, uzun süren bir hukuki mücadelenin ardından, kalenin yeniden hazineye devrini sağladı.

* * *

Koç, daha sonra Trabzon’un Maçka ilçesinde ayine açılan Sümela Manastırı ile gündeme geldi.
‘İnanç turizmi’ adı altında yurt dışından gelen kalabalık bir grubun, manastırda ilk defa ‘ayin yapmak’ istemesi, İstiklal Harbi öncesinde ‘Pontusçu’ Rum çetelerinin yaptığı katliamları hafızalarından silemeyen yöre halkı arasında tansiyonu bir hayli yükseltmişti.
‘Restorasyonu’ devam eden manastırdan kopan birkaç ufak-tefek taş, tam da ayin yapanların ortasına düşüverince, ortalık birdenbire karıştı.
Başta papazlar olmak üzere, ayine katılanlar telaşla ‘acil tarafından’ manastırı boşaltmak zorunda kaldılar.
Yurt dışından gelen ‘davetsiz’ misafirler mahzun, yöre halkı mutlu, yetkililer de ‘görevlerini yapmanın’ rahatlığıyla bir vartayı kazasız belasız atlatmışlardı.
Ancak, olayın sorumlusu olarak gösterilen Mehmet Öncel Koç, iç ve dış odaklar tarafından hedef tahtasına oturtulmuştu.
Koç, manastırın ‘aslına uygun’ restore edilmediği iddiasıyla ‘kurban’ edildi.
Önce Trabzon’dan Niğde’ye...
Sonra Niğde’den Çanakkale’ye...
Çanakkale’den tekrar Niğde’ye

* * *


Ancak Koç bu, durur mu, her zamanki gibi yine ‘koçluğunu’ (!) yapmaya devam ediyor.
Niğde’de; ‘kültürden’ edebiyata, ‘turizmden’ sanata, ne kadar ‘angarya’ (!) iş varsa arkasından hep o çıkıyor.
Niğde’ye gelen turist sayısının yüzde 120 artmasında büyük katkısı olan Koç’un, 20’den fazla yayının altında da imzası var.
Saymakla bitmeyen projeler... Cullaz Sokak’tan, Niğde Kalesi’ne kadar bir sürü etkinlikler... Bir yerde ’ney’ konseri, diğerinde ‘Atatürk’ sergisi...
Koç, son olarak Milli Mücadele döneminde Atatürk’ün silah arkadaşlığını yapan Gazi Halil Nuri Yurdakul’un tarihi mirasına el attı.
Adeta bir ’viraneye’ dönen evinde, ’çürümeye’yüz tutmuş olan kitap, broşür, fotoğraf ve belgeleri toplatıp koruma altına aldırdı.
Niğde Üniversitesi’nden hocaların da yardımıyla tasnif ettirip onartılan tarihi nitelikteki belgeler, 28 Ekim 2010 günü Niğde Kültür Merkezi’nde açılan ‘Halil Nuri Yurdakul’sergisi ile kamuoyuna sunuldu.
Sergi, ziyaretçilerine ‘Cumhuriyetin kuruluş dönemini’ adeta yeniden yaşatıyor. 
Akçaabat’ta tarihi, ‘patates tarlasına’ dönmekten kurtaran Koç, bu kez Niğde’de ‘viraneden’ tarih çıkarmayı başardı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş