"Tarihi gölgeleyen beton yığınına saygı duymam"

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

“Ucube”yi yıkan Kars Belediye Başkanı Bozkuş:
"Tarihi gölgeleyen beton yığınına saygı duymam"

Yoğun, “son dakika”larla biçimlenen gündemden fırsat bulup da yazamadık ama geçtiğimiz haftanın büyük bölümünü Kars’ta geçirdik yazarımız İsrafil Kumbasar’la. Dört günlük misafirliğimizin vesilesi, bu yıl altıncısı düzenlenen Aşıklar Bayramı oldu. 
Onlar başına bir de “uluslararası” lafı eklemişler ama bence öyle değil. Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, İran, Türkmenistan gibi ülkelerden gelenleri, gelenlerin dillerinden dökülenleri görünce net ifade edebilirim; “devletlerarası” belki ama, kati suretle “uluslar” yahut “milletler”arası değildi Kars’taki aşıklar geçidi... Orada, Kars Belediyesi’nin aracılığında tek milletin çocukları buluştu, kültürlerinin araya örülen sınırlarla ayrılmış gözüken parçalarını aynı sazda, aynı sözde birleştirdi, yoğurdu, yeniden bütüne dönüştürdü. Ve bence sırf bu manzarayı izlemek için bile onca kilometreyi gitmeye değerdi, değdi...


***

Soros fonuyla yapılan “toplumsal dönüşüm festivalleri”nin yerine, özellikle son iki yıldır dört elle sarılmış Kars Belediyesi Murat Çobanoğlu’nun, Aşık Şenlik’in , Reyhani’nin mirasına...
Maksut Koca gibi, benim favorim Ali Rıza Ezgi gibi, Yener Yıldızoğlu gibi, Öksüz Ozan gibi değerli aşıklar Türkiye’de bu geleneğin yaşatılması için fark edilir bir emek verse de Türk dünyası coğrafyasının uzak kollarından gelenler; mesela sesini, jest ve mimiklerini enstrüman gibi kullanan bir Kırgızistanlı gencin Manas’ı sahnede adeta yeniden yaşaması gösterdi ki,maruz bırakıldıkları onca asimilasyona rağmen, sözlü edebiyat eserlerinin bugüne taşımakta yine de hayli öndeler. Ve o genç sahnede Türk tarihinin kim bilir hangi yılında, hangi ilinde gezerken salonda bulunan kimilerinin “ne yapıyor bu” şeklindeki alaycı tutumları da gösterdi ki, daha çok yol var önümüzde keşfetmek için kimliğimizi!

***

Ve vurdu aşıklar sazın tellerine:
“Kars’ın kalesinde toplar atılır
Toplar atılır da ay gün tutulur
Atan kim, tutan kim Türk’ün    
askeri
Türk’ün askeri de hiç dönmez 
geri!”

***

Son dönemde Kars deyince çağrışım yaptığı kavram malum:
“Ucube”.
Eee daha Tayyip Erdoğan’ın diline düşmezden evvel “yıkılsın” diye onca yazıp çizdikten sonra,  yerinde görmemek olmazdı... Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’la birlikte “ucube” nin dikildiği tepeye çıktık.
Hiç!
İşte bu kalmış 650 tonluk, Bozkuş’un deyimiyle “beton yığını”ndan geriye.
Mehmet Aksoy imzalı (gerçek adı yıl aşırı değiştiği için herkesin aklında kalan yakıştırmayla analım) “ucube”nin yıkıntıları arasında Kars Kalesi’ne bakarak yaptığımız kısa sohbette, Ermenistan’a selam durmuş anıtın altında çökme tehlikesi atlatan Timur Paşa Tabyası’nın, tarihi dokusuna uygun bir çevre düzenlemesiyle birlikte özenle korunacağını  söyledi Bozkuş. Ellerindeki eski Kars fotoğrafları rehberliğinde 1854-55’lerde, yani yapıldığı zamanki haline, ruhuna kavuşturacaklarmış Kars Kalesi’nin hemen karşısında bulunan ve altında sayısız şehit yatan bu tepeyi.

***

O devasa “şey”i 40 günde nasıl kaldırdıklarını anlatırken ilginç bir bilgi de veriyor Bozkuş:
“İki heykeli de, her biri numaralandırılmış 9 parçaya böldük. Yani heykeltıraş başka bir yerde dikmek isterse, hiç zorluk çekmeden numaralarına bakarak dikebilir yeniden heykelini...”
Nevzat Bozkuş’un Mehmet Aksoy’a bu ilginç “jest”inden sonra gelelim bu yıkımın neye mal olduğuna.
272 bin TL artı KDV !
Aslında yıkım bedelini de, tonlarca betonu, çeliği, demiri oraya yığanlara akan fonlardan tahsil etmeli ya, para belediyenin yani vatandaşın cebinden çıkmış bir kere...
AB’den gelen “sanata sansür” tepkisine de öfkeli Bozkuş. Çünkü tam tersine aslında “sanatı korumak” olduğunu söylüyor yaptıkları işin:
 “Herşeyden önce o beton yığınının altında da sanat vardı. Biz onu koruduk.  O günün olanaksızlıklarına rağmen insanımızın kendisine korunma yeri olarak yaptığı bu tarihi yapıyı korumak önemli bir görevdir bizim için. Mehmet Aksoy buradaki sanata saygı duymuyorsa, hiç kimse de onun heykel adını verdiği, ki ben buna beton yığını diyorum, ona saygı duymaz.”
Peki ya eski belediye başkanı Naif Alibeyoğlu’nun yıkımı “Aliyev’in isteği”ne bağlaması ve meselenin Ermenistan ayağı?
Bozkuş, anıtın taşıdığı ideolojik mesajdan kişisel olarak rahatsızlık duyduğunu gizlemiyor. “Ama” diyor; “Yıkımın bununla ilgisi yok. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Anayasası, kanunları vardır. Buraya dikilen heykel 2863 sayılı kanun ihlal edilerek dikilmiş. Milli Emlak müdürlüğünden izin alınmamış, imar yönetmeliğine uyulmamış ruhsatı yok. Kaçak bir gecekondudan farkı yok. O anlam içinde konu hukuksal boyutta ele alındı” diyor.

***

Heykelle  ilgili gelişen tepkinin odağında yıkım kararından ziyade AKP’nin olmasına dikkat çeken Bozkuş, “kimin yaptığı değil ne yapıldığı önemli” dedikten sonra bir düzeltmede bulunuyor:
“Üstelik heykelin yıkımına AK Parti yönetimi karar vermedi ki. Yıkıma belediye meclisi ve Anıtlar Yüksek Kurulu karar verdi. İdeolojik tavır alınacak bir durum da yok yani ortada...”
Öyle ya MHP Kars İl Başkanlığı’nın bu yönde yürüttüğü hukuki mücadele de hala zihinlerde.

***

Dört günlük Kars gezimizin aşıkların atışmalarını dinlemek dışındaki en keyifli anı Çıldır sefasıydı! 12 Haziran’da MHP’den Kars Milletvekili Adayı da olan Milli Eğitim Şube Müdürü Harun Yenice’nin ev sahipliğinde gerçek bir keşif gezisi oldu bizimki. Çıldır’da balık keyfi, Şeytan kalesine nazır bir tepede oksijen depolama faaliyeti, Akçakale adasında doğal hayata uyum sağlama çabası derken ne zaman gün bitti anlamadık gitti.
Turizmi geliştirmek deyince otel dikmeyi anlayan bir kafa yapısı hakimken adres göstermeye korkuyorum ama bu bölge, doğa hatta etrafındaki tarihi mirasla kültür turizminin önemli mekanlarından biri haline getirilebilir istenirse... Gürcistan sınırındaki Şeytan Kalesi ve altındaki vadi, kuş cenneti, saklı tarihinin gün ışığına çıkması için arkeolojik çalışmaların başlatılmasını bekleyen Akçakale adası, Anı, hatta Karakoyunlu mirasına bir türlü hak ettiği değer verilmeyen Iğdır’ı da kapsayan eşsiz bir açık hava müzesi oluşturulabilir bu üçgende.
Ama tabii insanların buralara gelebilmesi, buralarda gezebilmesi için önce bir “yol” gerekli. Kars’tan Çıldır gölüne giden yolla olmaz bu dediklerimin hiçbiri... Yol köstebek yuvası ayarını  da geçmiş, kuyu olmuş asfaltın üstüne açılan oyukların derinliği.  “Yeni araba alacaktım vazgeçtim, alsan ne olacak bu yolu kullanan araçlar üç ayda bir bakıma girmeye muhtaç” diyor Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Çağrı Coşkun.  Bu yoldaki kısa yolculuğumuzun sonunda Harun Hoca’nın aracını karşımıza çıkan ilk tamirhaneye bırakmak zorunda kalınca anlıyoruz ki Coşkun haklı... Bu yola mutlaka el atılmalı; yoksa Allah korusun yakındır “kaza” haberleri dolayısıyla sıkça duyarız Çıldır’ın adını.

***

Seçimden henüz çıkmışken siyasetin nabzını tutmadan dönmedik tabi ülkenin doğu sınırından. AKP’lisi, MHP’lisi, CHP’lisi hemen her siyasi görüşten yönetici, milletvekili, milletvekili adayı ile konuştuk Kars’ta. Ortak görüşleri:
“Yerel seçim çetin geçecek!”
Güneydoğu Anadolu’dan nüfus kaydırmak yoluyla, yeni Iğdır yapılmak isteniyormuş Kars anlatılanlara bakılırsa. Bugüne kadar bölücülerin sınır boyundan Karadeniz’e açılmaları önünde hakikaten de bir kale gibi yükselen bu şehrin surlarında gedikler açılmaya başlamış gibi geldi bize. Etnik temelli siyaset grupların sandığı “rövanş” sahası olarak görmesine yol açmaya başlamış. Kimileri “burası hep böyle” dese de, ayrışmanın keskinliği sanılanın çok üzerinde. Siyasi partilerin kendi içlerinde bile bu var çekişmenin temelinde.





Bir evin bahçesinden yükselen Azerbaycan ezgilerini duyunca dayanamadık daldık içeriye... Altı çocuklu bir sünnet düğünü... Kars Belediyesi’nden Özlem Öztürk de kirveydi. Her yaştan kızlı erkekli kalabalığın Kafkas oyunlarını sergilerkenki ahengi tam görsel şölen... Ben Trakyalılar için derdim ama Kafkaslar’da da beşikte öğreniyor galiba çocuklar dans etmeyi. Çocuklarının her birinin adlarını yazmıştım ama kaybetmişim sürekli karışan çanta trafiği arasında. Neyse kucağımdaki bir türlü objektife bakmasını sağlayamadığımız Atlas bebeğe ve bütün yeğenlerine, ağabeylerine bu neşeli geceden ötürü teşekkür edelim yine de...

Eğer giderseniz, Çıldır yolunda, göl kenarında balık tutan çocuklara rastlayacaksınız bolca... Siz gün boyu güneş altında heba olmasınlar deyip dursanız bile onların size söylediği fiyat illa ki ” karaborsa “ ayarında olacak önce. Pazarlıkta direnin; iki tarafın da mutlu ayrılacağı bir alışveriş yapabilirsiniz böylelikle...




Festivale katılan aşıklar atışmak için hiçbir fırsatı kaçırmadılar...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları