Tarihin millî ve yerlilik dersi

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Millî ve yerli kendi olmanın, özgür olmanın ve özgün olmanın temel şartıdır. Millî ve yerli olmak sanıldığı gibi evrenselliğin karşıtlığı da değildir. Millîlik ve evrensellik aslında birbirini tamamlayan kavramlardır. Her millet, millî olan değerlerini milletlerarası hale getirmeye çalışır. Millî olan değerler coğrafi sınırları aştığında evrenselleşmiş olurlar. İşin özü şudur millî olunmadan evrensel olunamaz.

Millîlik ve yerlilik kriz anlarında oluşan, dönemsel bir olgu da değildir. Zamana, şartlara, ortama ve ilişkilere bağlı bir millî ve yerlilik olmaz. Millîlik ve yerlilik süreklilik arz eder. Bir millî politika her şeyden önce millî ve yerli hassasiyetleri dikkate alır. Somuttan başlanarak, yakından başlanarak, dokunulur olandan başlanarak soyuta ve uzağa gidilir.

Etkilendiği kadar etkileyemeyen, başkasına bağlı olduğu kadar başkasını kendisine bağlayamayan, ithal ettiği kadar ihraç edemeyen, taklit ettiği kadar taklit ettiremeyen bir siyasetin millîliğinden söz edilemez!

Atatürk'ten günümüze yerli ve millî olmak?

"Millî siyaset dediğim zaman kastettiğim mana ve anlam şudur; Millî sınırlarımız içinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanıp varlığımızı koruyarak millet ve memleketin gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak..."

Yolcu ve yükü kendi kara sularında taşıma hakkının Türklere bırakılması bununla ilgiliydi. Lozan Antlaşması ile Türk denizlerinde gemi işletme hakkı (kabotaj hakkı) Türklere bırakıldı. Kabotaj hakkının tam olarak uygulanmaya konulması, 1 Temmuz 1926 tarihinde çıkarılan Kabotaj Kanunu ile gerçekleşti. Bu kanunla Türk kara sularında yolcu ve yük taşıma hakkı sadece Türk gemilerine verildi.

Yerli malı kullanma duyarlılığını artırmak için de "yerli malı haftaları" düzenlemiş "yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı" diye sloganlar üretilmişti.

Bu bağlamda yerli malı haftasıyla ilgili ABD'ci, AB'ci kafaların, liberal ve küresel zihniyetlerin söylediklerini bir hatırlayınız!

Yerli Malı Haftası, 1946 yılından 1983 yılına kadar kutlanmış sonrasında kutlamaların adı "Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası" olarak değiştirilmiştir.

Mali iflas ve tarihi cehalet!

Tarihine, kültürüne, ekonomisine, coğrafyasını ve dahası kendisine yabancı olanların yerli ve millî olmaları mümkün değildir.

Kendi varlığının, tarihinin, coğrafyasının, deneyimlerinin, birikimlerinin cahili politikalar eninde sonunda emperyalist saldırıları davet ederler.

Yerli ve millî politika her şeyden önce "Kapitülasyon", "Balta Limanı anlaşması", "Muharrem Kararnamesi", "Duyun'u Umumiye", "Rüsum-ı Sitte İdaresi" gibi kavramların geçmişte neden olduklarını günümüzde ise hangi şekle büründüklerini anlamakla mümkündür.

Bu kavramları anlamak şu tarihi gerçekleri de kavramak demektir: Osmanlı Devleti Aralık 1881'de Muharrem Kararnamesi ilan etti. Niçin?

 Berlin Antlaşması'nın ardından, Düyun-u Umumiye İdaresi kuruldu. İdare, Osmanlı Devlet gelirlerinin %20-32 arasında bir kısmına el koyması karşılığında Osmanlı borçlarının konsolidasyon işleminin yapılmasını sağladı.

Neden Duyun-u Umumi İdaresi'ne ihtiyaç duyuldu?

Osmanlı, Avrupa'nın ekonomik vesayetinin altına Muharrem Kararnamesi ile girdi. Avrupa Düyun-u Umumiye ile Osmanlının mali bağımsızlığını tümüyle elinden aldı.

Nasıl?

                Sahte, sanal ve uşak tavırların neden olduğu sonuçları görmenin de millîlikle yakından ilişkisi vardır. Dahası millîlik geçmişte kurtuluşu "İngiliz Muhipleri Cemiyeti"nde ya da Amerikalıların bölgeyle ilgili politikalarını "Wilson Prensipleri Cemiyeti" kurarak onlara hizmet etmekten geçtiğine inananların içine düştükleri çıkmazı kavramaktan geçmektedir.

Tarihin verdiği millîlik ve yerlilik dersini almayanlar eninde sonunda emperyalizmin ekonomik operasyonlarına muhatap olurlar.

Günümüzde yerli ve millî politika her şeyden önce AB/ABD'nin Orta Doğu'daki emellerini, butik devlet projelerini temelden karşı durarak oluşturulabilir.

ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ne eş başkanlık değil baş düşmanlık yapılarak ancak yerli ve millî olunabilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları