Tarihin parça parça öğrettikleri

A+A-
Özcan YENİÇERİ

İsfendiyaroğulları’ndan olup padişahın musahipleri sırasına giren, fakat memleketi zapt ve İmparatorluğa ilhak edildiğinden dolayı kalbi husumetle dolu olan Şemsi Paşa: “Bugün Sultan Murad hazretlerine büyücek bir rüşvet kabul ettirdim. Badema bu lezzet dimağ-ı selatine müstekar olur ve intizam-ı devletin inhilalini icap ederek, ben dahi, ecdadımın intikamını almış bulunurum” diyordu.
Düşmanı içinden çürüten her yöntem uzun vadede sonuç alıcıdır. Yozlaşmak toplumun temelini çürütür. Rüşvet; çürüten, yozlaştıran ve kirleten bir olgudur. Şemsi Paşa rüşvetin kendisinden daha da tehlikeli olanı, rüşvet kültürü yaratmaya çalışmıştır.
Yolsuzluğun kültür haline geldiği toplumları kurtaracak bir yöntemi tarih henüz keşfetmiş değildir.
Gelişme ve ilerlemeyi araştırmamak: Kaynarca Antlaşması, Katerina zamanında imzalanmıştı. Bu hükümdar, memleketinde her türlü kanun ve nizamları tasnif ve iktisadi vaziyeti ıslah ederken, bizim ulema ve ricalimiz Rusların ve Avrupalıların terakki ve inkişafını tetkik ve tetebbuya lüzum bile görmemiş, hasımlarımızı istihkarda taannüt göstermişlerdir.
Düşmanından daha çok yorulmayı, düşünmeyi ve çalışmayı göze almayanlar için zafer haramdır. Zamanın ekonomisi ve teknolojisinin izlemeyen toplumlar ise çağın dışına itilirler. Her şey zamanı okumakla ilgilidir. Zira zaman en katı elementtir, ilgisizliği, umursamazlığı affetmez. Zamanın doğru değerlendirilemediği ve yönetilmediği bir yerde hiçbir şey doğru yönetilmiş olmaz. Gelişme ve ilerlemenin sebeplerinin doğru algılanamadığı yerlerde, insanların geçmişleriyle övünmekten başka yapacak bir şey yoktur.
Başkasına güvenmek: Dr. Abdullah Cevdet “Hadd-ı tedib” isimli risalesinin girişinde şunu yazar:
“Sana senden gelir bir işde ancak dâd lâzımsa
Ümidin kes zaferden gayrıdan imdâd lâzımsa.”
“Muhtaç olduğu kudret”i kendisinin dışında arayanların kaybetmek için başka hata yapmalarına gerek yoktur.
Sınıfa göre eğitim: İkili eğitim, ikili kimlik oluşturur. Sonuçta farklı eğitim alanlar birbirlerinin karşıtı kimseler haline gelirler. Osmanlı’nın son dönemlerinde çoğunluğu gayrimüslimlerinden oluşan, küçük bir bölümü de Osmanlı yönetici zümre ailelerinden gelen çocukların devam ettiği Galatasaray Sultanisi’nde çağdaş bilgiler öğretilirken, onun yanı başında rüştiye okullarında harita gösterilmesine karar verdi, diye Reşit Paşa’nın idamı istenmişti.
Halk kitlelerinin çocuklarına verilen eğitim ile aristokrat/burjuva çocuklarına verilen eğitimin farklı olması sosyal anlaşmazlıkların da kaynağını oluşturur.
Yabancıyı taklit ya da reddetmek: Bir zamanlar İstanbul’da gayrimüslimler yapıyor diye birçok Türk aile, çocuklarını terzilik, marangozluk, kuyumculuk vb. zenaatler öğrenmeye yöneltmiyorlardı. Rumlar yiyor diye lagos balığını yemeyen Türkler vardı.
Şimdilerde tam tersi bir süreç işliyor. Yabancının yaptığı her şeyi yapmaya, yediyi her şeyi yemeye çalışanlar var. Her ikisi de yanlıştı!
Hükümetler halka zulüm ederse: Abdurrahman Şeref Efendi şöyle diyor: Devletlerin yıkılması ve sona ermesinin sebebi halkına zulüm ve düşmanca muamele etmesi olduğundan, mevcut halkının umumi nefretini ve memleketin ve milletin harap olmasına sebep olmamak için düşmanca muameleden kesinlikle sakınması lazımdır. Halkın düşüncelerinin bozulmasına sebep olan en kuvvetli faktör haksızlık yapmaktır. Haince hareket eden bir hükümet, düşmanlarından ziyade kendi halkından çekinmelidir. Devletlerin gerçek gücü halkının kesin bir bağlılık ve iyi karşılaması ve sürekli sevgisi ile meydana gelir ve devam eder. Hükümetler halk için kurulmuş olup halk hükümetler için yaratılmış değildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları